Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Usability Kavramları: Testlerde En Çok Karıştırılanlar

Legibility, Pogosticking, Slip: Kavramlar Pratikte Ne Diyor?

Usability testlerinde en çok yanlış cevaplanan sorular zor olanlar değil, birbirine yakın duran kavram çiftleri. Legibility ile readability, slip ile mistake, page parking ile pogosticking. İkisi de doğru gibi göründüğü için sorunun yanlış cevabı sizi tasarımda da yanlış çözüme götürüyor.

Legibility ve readability aynı sorunu tarif etmiyor

Legibility harf düzeyinde bir mesele. Karakterler birbirinden ayırt edilebiliyor mu, punto yeterli mi, kontrast oranı okunacak kadar yüksek mi. Bunlar ölçülebilir, hatta büyük ölçüde otomatik denetlenebilir: kontrast oranını hesaplayan araç metnin ne anlattığını bilmez, sadece iki rengin arasındaki farka bakar.

Readability ise cümle düzeyinde. Kelimeler tanıdık mı, cümle kaç yan cümle taşıyor, okuyucu paragrafın sonunda başındaki fikri hatırlıyor mu. Bir metin kusursuz legible olup okunmaz kalabilir. Sözleşme metinleri bunun standart örneği: her harf net, hiçbir cümle anlaşılmıyor.

Ayrımın pratikteki karşılığı şu: sayfada okuma sorunu varsa önce hangisinin bozuk olduğunu belirleyin. Punto büyütmek readability sorununu çözmez, sadece anlaşılmayan metni daha görünür yapar.

Gezinmede kullanıcı nerede olduğunu bilmek ister

Navigation hub deseni, ana sayfanın bir kavşak gibi çalıştığı ve alt sayfaların oraya geri döndüğü yapıdır. Dallar arasında sık geçiş yapılan sitelerde işe yarar. Kullanıcı tek bir dalın içinde derinleşiyorsa hub gereksiz bir durak haline gelir, her geçişte bir tıklama fazladan maliyet çıkarır.

Breadcrumb bunun tamamlayıcısı. Kullanıcıya bulunduğu konumu ve üste dönüş yolunu gösterir. Faydalı olması için tek bir şart var: hiyerarşinin gerçekten var olması. İçerik yapısı düz olan bir sitede breadcrumb, olmayan bir düzenin taklidini yapar.

Page parking ve pogosticking sık karıştırılır ama farklı davranışlar. Page parking, kullanıcının sonradan okumak üzere sekmeler biriktirmesidir ve genelde iyi bir işarettir; ilgisini çeken şeyler buluyor demektir. Pogosticking, sonuç listesiyle sayfalar arasında gidip gelmektir ve aradığını bulamama belirtisi sayılır.

Burada dikkatli olmak gerekiyor. Pogosticking, sayfada geçirilen kısa süreyle ölçülür ve kısa süre iki farklı şeyin sonucu olabilir: kullanıcı aradığını bulamamıştır ya da tam tersine üç saniyede bulup çıkmıştır. Ölçüm ikisini ayırt etmez. Aynı sayfaya tekrar dönülüp dönülmediğine bakmadan pogosticking oranını başarısızlık olarak raporlamak, iyi çalışan bir cevap sayfasını suçlu ilan etmeye yol açar.

Slip ve mistake: aynı ilaç ikisine de iyi gelmiyor

Slip, kullanıcının niyeti doğruyken yanlış eylemi yapmasıdır. Silmek istediği dosyanın bir altındakini seçmek gibi. Mistake ise niyetin baştan yanlış kurulmasıdır; kullanıcı sistemin ne yaptığını yanlış anlamıştır ve tam olarak istediği şeyi yapar, sonuç yine de istediği sonuç değildir.

Yaygın tavsiye ikisi için de onay adımı eklemektir. Bu tavsiye yarım doğru. Onay kutusu mistake'e karşı bir işe yarayabilir, çünkü kullanıcıya sistemin ne anladığını gösterir. Slip'e karşı ise neredeyse etkisizdir: slip yapan kullanıcı yanlış olduğunun farkında değildir, onay ekranını da aynı otomatiklikle onaylar. Üstelik her işleme onay koyduğunuzda kullanıcı onay okumayı tümüyle bırakır, yani mistake'e karşı sahip olduğunuz tek koruma da aşınır.

Slip'i onay kutusuyla değil geri alma imkanıyla çözmeyi tercih ederim. Kullanıcı hatayı fark ettiği anda düzeltir, doğru davranan kullanıcı da her seferinde bir ekran fazladan görmez. Bunun bedeli arayüzde değil veri modelinde ödenir: geri alınabilir bir silme, kaydı gerçekten silmeyen bir silmedir. Karar arayüzde alınıyor gibi görünse de faturası tabloya bir sütun ve temizlik işine bir görev olarak yansır.

Formlarda overlay ne zaman doğru seçim

Overlay, kullanıcıyı bulunduğu bağlamdan koparmadan küçük bir veri almanın yoludur. Tek alanlık bir giriş, hızlı bir onay, kısa bir filtre için uygundur.

Çok adımlı ve uzun formlar için aynı şey geçerli değil. Overlay'in kendi sayfası, adresi ve geri tuşu yoktur; kullanıcı yarıda kaldığında dönebileceği bir yer bırakmaz. Uzun formu kendi sayfasında kurun, adımları adreslenebilir yapın, her adımda ne istendiğini tek cümleyle söyleyin.

Persona ve zamanın nereye gittiği

Persona çalışmasında zamanın büyük kısmı personanın kendisine değil, veriye gider. Görüşmeler, kayıtlar, destek talepleri, analitik. Persona bu verinin özeti olduğunda işe yarar; veri toplanmadan doğrudan yazıldığında ekibin kendi varsayımlarına isim ve fotoğraf takmaktan ibaret kalır.

Bu yüzden bir persona dokümanına bakarken sorulacak ilk soru şudur: buradaki hangi cümle, hangi kullanıcıyla yapılan hangi konuşmadan çıktı? Cevabı olmayan cümleler personanın en zararlı kısmıdır, çünkü tasarım kararlarına veri kılığında girerler.