Konu Başlıkları
Yükleniyor...

UX Bilginizi Kavram Listesiyle Değil, Kendi Arayüzünüzde Ölçün

Kavram Ezberi Yerine Ölçülebilir UX Soruları

UX bilgisini ölçen testlerin çoğu terim soruyor: priming nedir, güven piramidi neyi anlatır. Bu soruların cevabını bilmek kimseyi iyi tasarımcı yapmıyor, çünkü sahada karşınıza kavram adı çıkmıyor, davranan bir kullanıcı çıkıyor. Daha yararlı soru şu: aynı kavramı kendi arayüzünüzde ölçmeye kalksanız, veriyi nereden alırdınız?

Ekran tamam görünüyor, peki altında ne var?

İçerik tamamlanmışlık illüzyonu, ekranın kendi kendini bitmiş gibi göstermesidir. Kart sırası tam ortada kesilmiyorsa, listenin altında devam ettiğine dair hiçbir ipucu yoksa, kullanıcı orayı sonun kendisi sanır. Kavramı bilmek burada işe yaramaz; hangi ekranınızda bu durumun oluştuğunu bilmek yarar.

Bunu ölçmek sanıldığı kadar pahalı değil. Kaydırma derinliğini kaydeden bir olay, ya da ekranın altındaki bir bölüme yerleştirilmiş bir IntersectionObserver, birkaç satırla kurulur ve size şu iki sayıyı verir: kaç oturum o bölümü hiç görmedi, görenler oraya kaçıncı saniyede geldi. Araç satın almanıza gerek yok, mevcut analitiğinize özel olay olarak yazarsınız. Bir e-ticaret listesinde bunu ilk ölçtüğümde, ikinci ekrana inen oturum oranının tahminimin çok altında olduğunu görmüştüm.

Sayıyı gördükten sonraki soru daha ilginç: alt kısım gerçekten görülmesi gereken bir şey miydi, yoksa oraya konmuş olması mı yanlıştı? Bazen çözüm ipucu eklemek değil, o içeriği yukarı taşımak ya da tamamen kaldırmaktır.

Gizli menü tartışması

Hamburger menünün keşfedilebilirliği düşürdüğü çok tekrarlandı, doğru da. Ama bundan "menüyü her zaman görünür yapın" sonucunu çıkarmak, 360 piksel genişliğinde bir ekranda dikey alanı neye harcadığınızı hesaba katmıyor. On iki maddelik bir menüyü görünür yapmaya kalkarsanız içeriğin başlangıcını ekranın dışına itersiniz, bu da az önceki illüzyon probleminin ta kendisidir.

Pratikte işe yarayan ayrım şu: kullanıcıların gerçekten sık gittiği dört ya da beş yer görünür kalsın (alt sekme çubuğu bunun için var), geri kalan her şey gizli menüye toplansın. Hangi dördü seçeceğinizi tahmin etmeyin, mevcut sayfa görüntülenmelerine bakın. Menü maddelerinin uzun kuyruğunu görünürlükte tutmaya çalışmak, ana işlerin tıklanma oranını da düşürür.

Kötü anlar neden ağır basıyor?

Negatiflik yanlılığı, olumsuz deneyimin olumlu olandan daha uzun hatırlanması. Bunun arayüzdeki karşılığı genelde tek bir yerde toplanıyor: hata durumları. Akışın mutlu yolu haftalarca tasarlanıyor, kart reddedildiğinde ya da bağlantı koptuğunda çıkan ekran ise geliştirme sırasında acele yazılmış bir metinden ibaret kalıyor.

Peki kullanıcı hatayı kendi suçu sandığında ne oluyor? Genellikle bir daha denemiyor ve size hiçbir şey söylemiyor. Bu yüzden hata metninin işi durumu bildirmek değil, çıkış yolu vermektir: ne oldu, şimdi ne yapabilirsiniz, veri kayboldu mu. Formda doldurulmuş alanların hata sonrası duruyor olması, en cilalı boş durum ekranından daha çok değer taşır.

Kendinize sorulacak asıl sorular

Bilgi seviyenizi ölçmek istiyorsanız, kavram testi yerine kendi ürününüz hakkında şu üçünü cevaplamayı deneyin. Cevabı tahminle değil kayıtla vermek şartıyla:

  1. En sık kullanılan üç işlem hangileri ve kaç dokunuşla yapılıyor?
  2. Geçen ay en çok hangi hata ekranı gösterildi, o ekranı gören kullanıcı ne yaptı?
  3. Ana listede kullanıcıların yarısı kaçıncı öğeye kadar iniyor?

Üçünün de cevabı elinizde yoksa, eksik olan UX bilgisi değil, ölçüm düzeneği. İyi haber şu ki bu düzeneği kurmak bir sprint sürmez, ve kurulduktan sonra kavram tartışmalarının çoğu kendiliğinden kapanır.