Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Kullanıcı Röportajını Bozan Beş Hata

Kullanıcı röportajında beş yaygın hata ve sahadaki karşılıkları

Kullanıcı röportajından çıkan veri, sorduğunuz sorular kadar iyidir. Ama bir röportajı bozan şeyler çoğu zaman soru listesinde değil: görüşmenin ilk beş dakikasında, odada kaç kişi olduğunda, siz not alırken kaçırdığınız yüz ifadesinde saklıdır. Aşağıdaki beş hata sahada en sık tekrarlananlar, ve hiçbiri sonuçları etkilemeyecek kadar küçük değil.

1. Isınmayı atlamak

Zamandan kazanmak için doğrudan ilk soruya geçmek cazip geliyor. Oysa katılımcı henüz ortamı tartmadan verdiği cevap kısa ve temkinli olur, ve o temkinliliği sonradan transkriptten geri alamazsınız.

Beş dakika yeter: ne iş yaptığı, günün nasıl geçtiği, görüşmenin nasıl ilerleyeceği. İki ayrıntı işe yarıyor. Oturuma "röportaj" demeyin; kelime bazı katılımcılarda sınav çağrışımı yapıyor, "görüşme" ya da "sohbet" daha az yük taşıyor. Bir de bağ kurmayı kendi deneyiminizi anlatmakla karıştırmayın; siz konuştukça katılımcı sizin çizdiğiniz çerçeveye cevap vermeye başlar.

2. Yüzeysel cevapta durmak

"Bunu biraz açar mısınız?", "O an ne yapmaya çalışıyordunuz?" gibi takip soruları, davranışın altındaki sebebe inmenin tek yolu. Rehberde ana soruların yanına olası takipleri de yazmak iyi bir alışkanlık.

Peki her soru için üç alternatif takip yazarsanız ne olur? Burada bir hesap var. 60 dakikalık bir oturumda ısınma ve kapanış 10 dakika alır; kalan 50 dakikada bir cevap artı takibi ortalama dört dakika sürüyor, yani toplam 12 civarı alışverişe yeriniz var. Rehberinize 12 ana soru yazdıysanız takip sorusuna hiç yer kalmamış olur, siz de farkında olmadan soruları sırayla okuyan bir ankete dönüşürsünüz. Altı ana soru, derinleşmeyi mümkün kılan sayı.

3. Aynı anda not almak

Konuşurken not tutmak iki şeyi birden bozuyor: göz teması kopuyor, ve siz cümleyi yazarken katılımcının duraksadığı, geri aldığı, yüz ifadesini değiştirdiği yeri kaçırıyorsunuz. Nitel veride en değerli kısım tam orada duruyor.

Çözüm sıkıcı ama etkili: izin alıp kaydedin, notu sonra çıkarın. Kayıt mümkün değilse yanınıza sadece not almaya odaklanacak ikinci bir kişi alın. Oturumdan önce cihazların bildirimlerini kapatın; görüntülü görüşmede ekranın köşesinde patlayan bir mesaj da bölünme sayılıyor.

4. Cevabı siz söylemek

"Sizce fiyat önemli mi?" diye sorduğunuzda alacağınız cevap büyük ölçüde belli. "Bir ürün seçerken neye bakıyorsunuz?" ise fiyatın o listenin kaçıncı sırasında olduğunu gösterir. Yönlendirme çoğu zaman soru kalıbından, bazen de onay veren bir baş hareketinden geliyor.

Çalışmanın amacını anlatırken de detaya girmeyin. Katılımcı neyi ölçtüğünüzü tahmin ederse yardımcı olmaya çalışır, ve yardımcı olmaya çalışan katılımcı artık kendi davranışını değil sizin beklentinizi anlatıyordur.

5. İzleyicilerin araya girmesi

Ekip arkadaşları ve paydaşlar oturumu izlemek ister, bu iyi bir şey. Soru sormaya başladıkları anda ise röportajın akışı dağılıyor ve katılımcı kapanıyor. Soruları toplayıp oturum sonrası özet toplantısına bırakın, görüşmeyi tek moderatör yürütsün.

Bir de şu var: "katılımcıya izleyici listesini göstermeyin" tavsiyesi kulağa makul geliyor ama çoğu görüntülü görüşme aracında katılımcı listesi varsayılan olarak herkese açık. Bunu gerçekten kapatmak için ayrı bir izleme odası ya da webinar modu kurmanız gerekir; o kurulum yoksa tavsiye uygulanabilir değil, sadece iyi niyetli. Kaynaklar üst sınırı genelde üç izleyici olarak verir (üç bile fazla geliyor).

Hangisi daha pahalı

Bu beşinin ağırlığı eşit değil. Not alma telaşını, izleyici kalabalığını, atlanan ısınmayı kayda dönüp fark edebilirsiniz; oturum kötü geçtiğinde bunu zaten hissedersiniz. Yönlendirme ise veriyi sessizce bozar. Elinizde dolu dolu bir transkript olur, katılımcılar uzun uzun konuşmuştur, ve içindeki cevapların sizin sorunuzun şeklinden ibaret olduğunu gösteren hiçbir iz kalmaz. Sıralama yapacaksanız dördüncü maddeden başlayın.