Kullanılabilirlik Testi Verisini Yorumlamanın Dört Adımı
Kullanılabilirlik testinin zor kısmı oturumları yürütmek değil, elde kalan not yığınından karar çıkarmak. Analiz sırasıyla veriyi ayıklamak, gözlemin geçerliliğini tartmak, bir açıklama kurmak ve o açıklamayı kendi verinizle yıkmayı denemek üzerine kurulu. Sıra keyfi değil: açıklamayı erken kuran ekip, kalan kayıtlarda yalnızca onu doğrulayan anları görür.
1. Veriyi katılımcıya göre değil göreve göre toplayın
Oturum kayıtları, gözlemci notları, ekran videoları ve katılımcının kendi cümleleri elinizde birikir. Bunları katılımcı katılımcı sıralamak analizi zorlaştırır. Analiz birimi katılımcı değil, görev denemesidir: aynı görevi altı kişinin nasıl yaptığını yan yana koyduğunuzda örüntü kendini gösterir, oturumları baştan sona izlediğinizde göstermez.
Alıntıları toplarken katılımcının cümlesini olduğu gibi yazın. Özetlenmiş not, birkaç gün sonra sizin yorumunuz olarak geri döner.
2. Söylenenle yapılan çelişirse yapılan kazanır
Katılımcı bir özelliği beğendiğini söyler, sonra denemede iki kez atlar. Kayda geçecek olan atlamasıdır. İnsanlar test ortamında nazik davranır, sorulan soruyu tamamlamaya çalışır ve neden öyle yaptıklarını gerçekte bilmedikleri halde makul bir gerekçe üretirler.
Buna karşılık her sessizlik bulgu değil. Katılımcı bir düğmeyi kullanmadıysa üç ihtimal var: görmedi, gördü ama ne yaptığını anlamadı, anladı ama ihtiyacı yoktu. Bu üçünü ayırmadan alınan not, sonraki adımda kurduğunuz açıklamayı temelsiz bırakır. Ayrımı kayıttan çıkaramıyorsanız oturumun sonunda sorun, ortasında değil.
3. Beş kişilik testte yüzde yazmayın
Beş katılımcıyla çalışıldığında bir kişi tek başına yüzde yirmi eder. “Kullanıcıların %40'ı zorlandı” cümlesi iki kişi demektir ve iki kişilik bir farkın yirmi puanlık sıçrama gibi görünmesi, tabloyu okuyan yöneticiyi yanıltır. Sayıyı olduğu gibi yazın: beş kullanıcının ikisi. Yüzde, ölçeğin taşıyabileceğinden fazla kesinlik iddia eder.
Aynı nedenle küçük örneklemde sorunları sıklığa göre sıralamak da güvenilir değil. Sıralamayı etkiye göre kurun: kullanıcıyı görevden tamamen alıkoyan tek bir sorun, dört kişiyi birer saniye yavaşlatan sorunun önüne geçer.
4. Açıklamanızı doğrulamaya değil yıkmaya çalışın
Bu adımda elinizde bir hipotez var: kullanıcılar filtre düğmesini görmüyor, çünkü düğme sağ üst köşede ve gözün ilk gittiği yer orası değil. Yapılacak iş, bu cümleyi destekleyen kayıtları saymak değil, onu yanlışlayacak kaydı aramak. Düğmeyi bulan oldu mu, nasıl buldu? Bulamayan kişi sağ üste hiç bakmadı mı, baktı da mı geçti?
Bir açıklama yanlışlanamıyorsa kullanışlı da değildir. “Kullanıcılar arayüze alışkın değil” cümlesi her bulguyu açıklar, bu yüzden hiçbirini açıklamaz.
Analiz nerede biter
Bu döngüyü anlatan metinlerin çoğu “gerekirse baştan başlayın” diye bitirir, bu da pratikte hiç bitmemek demek. Ölçüt net: yeni bir gözlem eklediğinizde sorunların öncelik sırası değişmiyorsa analiz bitmiştir, değişiyorsa devam edin. Geriye tek iş kalır, her bulgunun yanına onu tetikleyen görev denemesini yazmak. Geliştirme sırasında “bu madde neden listede” sorusu mutlaka gelir ve cevabı kayıtta duruyor olmalı.