Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Blog Ana Sayfasında Özet mi Tam Metin mi?

Liste Sayfası Özetleri: Uzunluk, Bağlantı Metni ve Tarama

Blog ana sayfasında yazıların tamamı mı görünmeli, yoksa özetleri mi? Bu karar çoğunlukla SEO gerekçesiyle tartışılır, oysa etkisi önce tarama davranışında ortaya çıkar. Liste sayfası bir okuma yeri değil, seçim yeri: ziyaretçi orada okumaz, neyi okuyacağına karar verir. Yapıyı bu işe göre kurmak geri kalan tercihleri de belirliyor.

Tam metin listeleme neyi çözmüyor

Tam metnin klasik savunması indekslemedir: metin ana sayfada da görünürse arama motoru onu daha iyi bulur. Bu yanlış. Yazı kendi adresinde zaten indeksleniyor; ana sayfada tekrarlanması aynı metni ikinci bir URL'de çoğaltmaktan ve liste sayfasının hangi sorguya karşılık geldiğini bulanıklaştırmaktan başka bir şey yapmıyor.

Ana sayfa kararsız bir sayfa. Bugün orada duran paragraf, üç yeni yazı sonra sayfalama onu ikinci sayfaya ittiğinde orada olmayacak. Kalıcı metnin kalıcı bir adrese ihtiyacı var, akışa değil.

Ağırlık tarafı daha somut. On yazının tam metni, her birinin kapak görseli ve gövde içindeki görsellerle birlikte tek istekte iniyor; mobilde bu, ilk ekranı görebilmek için indirilen verinin büyük kısmının hiç okunmayacağı anlamına geliyor. Tam metin akış yalnızca yazılar hem kısa hem az olduğunda tutarlı: sürüm notları, bağlantı günlüğü, iki paragraflık duyurular. Düzenli yazı üreten bir blogda değil.

Özet uzunluğu: satır mı, karakter mi

Özet uzunluğu için dolaşan iki tavsiye birbirini tutmuyor. Biri “60-80 kelime” diyor, diğeri “3-4 satırda kes”. Aynı şeyi söylemiyorlar.

Türkçede kelime başına boşluğuyla birlikte yedi karakter saymak gerçeğe yakın bir tahmin, yani 70 kelime kabaca 500 karakter. 360 piksel genişliğinde bir telefon ekranında, kenar boşlukları düştükten sonra 16 piksel gövde metniyle bir satıra 40 karakter civarı sığıyor: 500 karakter on iki satır demek. Aynı metin 700 piksellik masaüstü kolonunda altı satır. Ters yönden bakınca fark daha net görünüyor, çünkü mobilde dört satır yaklaşık 160 karakter, yani 22 kelime. İki tavsiye arasında üç katlık bir açık var.

Satır sayısı hedef değil, ekran genişliğinin sonucu. Ben bu işi şablon tarafında karakter sınırıyla çözerim: 180 karakterde keserim, kesme noktası da son boşluk olsun ki kelime ortadan bölünmesin. Tek sayı, her ekranda aynı davranıyor.

Otomatik kırpmanın gerçek bedeli başka yerde. Kırpma ilk paragraftan yapılıyorsa ilk paragraf iki iş yapmak zorunda: yazıyı açmak ve listede kendi başına ayakta durmak. Bunu baştan kabul edip ilk paragrafı özet gibi yazmak, her yazıya ayrı bir özet alanı doldurmaktan daha sürdürülebilir. Beş yüz yazılık bir arşivde elle doldurulan özet alanı er geç boş kalıyor, kırpma ise her zaman çalışıyor.

Özet ne söylemeli

Nielsen Norman Group'un liste sayfası özetleri üzerine notu doğru yere basıyor: özet merak uyandırmak için değil, karar vermek için var. Bkz. Blog Content Teasers and List Pages.

Başlıkla özet aynı şeyi söylüyorsa ikinci alan boşa gidiyor. Başlık konuyu söyler, özet yazının ne verdiğini: hangi soruya cevap veriyor, hangi yöntemi anlatıyor, kime yazılmış. Özette geçen bir sayı, bir araç adı ya da bir yöntem adı, başlıktaki herhangi bir sıfattan daha fazla tıklama kararı taşıyor.

“Devamını oku” bağlantısı

Her özetin altına ayrı bir “Devamını oku” bağlantısı koymak alışkanlık, gereklilik değil. Başlık zaten bağlantı, ikincisi de aynı hedefe gidiyor. Erişilebilirlik tarafında bedeli ölçülebilir: ekran okuyucu kullanıcıları sayfayı sık sık bağlantı listesi üzerinden geziyor ve on beş yazılık bir ana sayfa onlara birbirinden ayırt edilemeyen on beş “Devamını oku” satırı veriyor. Bağlantıyı yine de ayrı tutacaksan metnine yazının adını koy.

Akışa ne eklenir

Kronolojik sıra bir arşivin değerini göstermiyor. En çok işe yarayan yazılar genellikle en yeni olanlar değil, ama tarih sıralaması onları ikinci, üçüncü sayfaya gömüyor. Kategori bazlı iki üç blok, tarih akışının üstünde durduğunda ziyaretçi ilgilendiği alana ilk ekranda giriyor.

Temel yazılar için sabit bir blok da işe yarıyor. Oranı formüle bağlamanın anlamı yok; ölçüt basit, o bloktaki yazılar hâlâ doğruysa kalır, değilse önce güncellenir sonra kalır.

Kaynakça