Kurumsal Sitelerde Basın Odası: Acelesi Olan Kullanıcı İçin Tasarım
Kurumsal sitelerin basın odası bölümü, sitenin en az test edilen ama en yüksek baskı altında kullanılan alanı. Buraya gelen kişi genelde gezinmiyor, teslim saati olan bir haberi tamamlamaya çalışıyor. Tasarım kararlarını bu kısıta göre vermek, bölümü güzelleştirmeye çalışmaktan daha fazla iş görüyor.
Kullanıcı belli, görev belli
Basın odasının kullanıcı profili çoğu sayfadan daha dar: muhabir, editör, ajans çalışanı, bir de rakip firmanın pazarlamacısı. Görev listesi de kısa. Kimden teyit alınacağını bulmak, kullanılabilir bir görsel indirmek, şirketin son açıklamasını görmek, yöneticinin unvanını doğru yazmak.
Nielsen Norman Group'un yıllara yayılan basın odası çalışmalarında tekrar eden bulgu şu: bu görevler kısa, ama başarısızlık oranı yüksek, çünkü sayfa gazetecinin görev listesine göre değil kurumsal iletişim biriminin organizasyon şemasına göre kurgulanıyor. "Hakkımızda", "Kurumsal İletişim", "Basın", "Medya", "Haberler" diye beşe bölünmüş bir yapıda hiçbir görev tek yerde tamamlanmıyor.
Bu bölümde nadiren yapılan şey, gerçek bir görev testi. Beş kişilik bir oturum bile yeter: teslim saati baskısını taklit etmek için süre koyun, "şirketin geçen ayki fiyat açıklamasını teyit edecek kişinin telefonunu bul" deyin, izleyin.
İki tıklama kuralı ölçüyü yanlış yerden alıyor
Basın odası tavsiyeleri neredeyse her zaman bir tıklama sayısına bağlanır: iletişim bilgisi en fazla iki tıklama uzakta olsun. Tıklama sayısı ölçmesi kolay olduğu için tutunmuş bir ölçü, ama kullanıcı testlerinde bulunma başarısıyla ilişkisi zayıf çıkıyor. İnsanlar doğru yolda olduklarını hissettikleri sürece fazladan tıklamayı sorun etmiyor, yanlış yolda olduklarını hissettiklerinde ise ikinci tıklamada geri dönüyorlar.
Yani sorun mesafe değil, bağlantı etiketinin ne vaat ettiği. "Kurumsal İletişim" yazan bir bağlantının arkasında telefon numarası olup olmadığı belli değildir; "Basın için iletişim: isim, telefon, e-posta" yazanınkinde bellidir. Menüyü kısaltmadan önce etiketleri düzeltin, çoğu durumda ölçülen kayıp orada kapanıyor.
Görselleri form arkasına koymak
Medya varlıklarını kayıt formunun, üyeliğin veya "talep formu doldurun" akışının arkasına koymak, basın odasının en pahalı hatası. Karşı taraf yarım saat içinde haberi kapatacak; formu doldurup onay beklemek yerine görseli Google'dan, çoğu zaman düşük çözünürlüklü ve eski bir versiyonundan alıyor. Erişimi kapatarak marka kontrolünü artırdığınızı sanırken tam tersini yapmış oluyorsunuz.
Ben bu işi genelde doğrudan indirilebilir bir dizin ve yanında makine tarafından okunabilir bir akışla çözerim: logolar ve yönetici fotoğrafları için tek bir arşiv dosyası, basın bültenleri için tarih ve başlık taşıyan bir RSS akışı. Ajanslar akışa abone olduğunda bülteninizi sizin yayımladığınız haliyle, siz göndermeden alıyorlar.
Görselin yanına iki satır bilgi koyun: kullanım izninin kapsamı ve çekim tarihi. Telif durumu belirsiz bir fotoğraf, editör açısından yok hükmünde.
Kriz anındaki sayfa normal zamanda tasarlanır
Kriz sırasında yapılan açıklamanın ne söylediği iletişim biriminin işi, ama nerede durduğu tasarımın işi. İşleyen düzen basit: ana sayfada üstte duran tek bir bağlantı, arkasında zaman damgalı ve en yenisi en üstte olan bir açıklama listesi, altında isimli bir muhatap.
Teknik tarafta gözden kaçan nokta, bu sayfanın en çok ihtiyaç duyulduğu anda en yüksek trafiği alması. Kriz sayfasını sitenin geri kalanıyla aynı dinamik altyapıya bağlamak yerine statik olarak yayımlanabilir tutmak, açıklamanızın erişilebilir kalmasını sağlar. Veritabanına bağlı bir duyuru sayfası, gelen yükün altında ilk düşen yer oluyor.
Bir de şu var: kriz sayfası yayına alındığı gün ilk kez test edilmez. Şablonu ve yayın akışını sakin bir haftada kurun, tatbikat yapın.
Yöneticinin biyografisi neden işe yarıyor
Üst düzey yöneticiler için ayrıntılı biyografi ve yüksek çözünürlüklü fotoğraf yayımlamak küçük bir ayrıntı gibi görünür. Muhabir açısından ise doğrulama maliyetini düşüren şeydir: unvanın tam yazımı, göreve başlama tarihi, önceki şirket. Bunlar sitede yoksa gazeteci LinkedIn'den alır ve orada yazan eski unvan haberde kalır.