Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Mobil Kullanıcı Deneyimi: Sık Tekrarlanan Tavsiyelerin Sınırları

Mobil Arayüzde Dokunma Hedefi, Sabit Menü ve Gerçek Hız Darboğazı

Mobil deneyim üzerine yazılanların büyük kısmı on yıl önce doğru olan gözlemlerin tekrarı. Kullanıcı hareket halindedir, metni kısaltın, CDN kullanın. Bunların bir kısmı hâlâ geçerli, bir kısmı ise hiç ölçülmeden elden ele dolaşıyor. Ayıklamaya en çok tekrarlanandan başlamak gerekiyor.

"Kullanıcı hareket halinde" varsayımı

Mobil tasarım tavsiyelerinin çoğu, ayakta, otobüste, dikkati dağınık bir kullanıcı resmi üzerine kurulu. Bu resim tasarımı sadeleştirmeye iyi bir bahane, ama saha araştırmaları uzun süredir başka bir şey söylüyor: mobil kullanımın büyük bölümü evde, oturarak, çoğu zaman televizyon açıkken gerçekleşiyor.

Fark önemli, çünkü "hareket halindeki kullanıcı" varsayımı sizi içerik kısmaya iter. Oysa koltuğunda oturan kullanıcı okumaya hazır. Sorun içeriğin uzunluğu değil, tarama yapmayı imkânsız kılan blok metin. Kendi analitiğinize bakmadan bu varsayımı devralmayın; oturum süreleri ve saat dağılımı size gerçek bağlamı zaten söylüyor.

Dokunma hedefi: tavsiye değil, ölçü

"Butonları büyük yapın" cümlesi tek başına işe yaramıyor. İki platform da yıllardır sayı veriyor: Apple insan arayüz kılavuzu 44 punto, Material tasarım 48 dp alt sınır koyuyor. Bunlar tartışmaya açık öneriler değil, parmak temas alanının fiziksel gerçeğinden çıkmış eşikler.

Pratikte ihlal edilen yer genelde butonun kendisi değil, aralarındaki boşluk. Yan yana duran iki 48 dp hedef, aralarında boşluk yoksa tek bir 96 dp'lik hata alanı gibi davranır; kullanıcı doğru yere basar, yanlış eylem tetiklenir. Görsel boyutu artırmadan dokunma alanını genişletmek de mümkün: bir ikonu 24 piksel çizip etrafına şeffaf dolgu vererek hedefi 48'e çıkarırsınız, tasarım bozulmaz.

Sabit alt menünün gizli maliyeti

Aynı yazıların ikisini birden savunması tuhaf: bir yanda "ekran alanı kısıtlı, alanı verimli kullanın", diğer yanda "kullanıcı kaybolmasın diye sabit alt menü koyun". Bu ikisi doğrudan çakışıyor.

Hesap basit. Tipik bir telefonda kullanılabilir dikey alan 640 ile 700 CSS pikseli arasında. Üstte 56 piksellik sabit başlık, altta 56 piksellik menü koyduğunuzda içerik için kalan alanın yaklaşık altıda birini kalıcı olarak vermiş olursunuz. Kalıcı kelimesi burada anahtar: kullanıcı sayfayı kaydırsa da o alan geri gelmiyor. Bir e-ticaret projesinde alt menüyü kaldırıp aynı işlevleri sayfa içine dağıttığımızda ürün sayfasında ilk ekranda görünen içerik gözle görülür şekilde arttı.

Sabit menü, kullanıcının gerçekten sık geçiş yaptığı üç dört bölüm varsa yerini hak eder. Bir blog ya da tek akışlı bir katalog için ekran vergisidir.

Hız sorunu genelde CDN'de değil

Mobil performans başlığı altında ilk önerilen çözüm neredeyse her zaman içerik dağıtım ağı oluyor. CDN gerçek bir araç, ama çözdüğü sorun mesafe kaynaklı gecikme. Orta seviye bir Android telefonda sayfayı yavaşlatan şey çoğunlukla o değil, indirilen JavaScript'in ayrıştırılıp çalıştırılması.

Fark şurada: bir görseli iki kat hızlı indirmek işletim maliyeti, 300 kilobayt JavaScript'i ayrıştırmak ise işlemci maliyeti. CDN birincisini iyileştirir, ikincisine dokunmaz. Cihazın çekirdeği yavaşsa dosya ne kadar yakından gelirse gelsin ana iş parçacığı aynı süre kilitli kalır.

Ölçmeden konuşmanın anlamı yok. Sayfayı masaüstü tarayıcıda değil, işlemci kısıtlaması açık halde ve gerçek bir orta segment cihazda test edin. Kendi geliştirme telefonunuz üst segmentse aldığınız sonuç sizi yanıltıyor.

"Kısalt" tavsiyesinin doğru okuması

Nano içerik, kısa paragraf, öz başlık. Bu tavsiye yanlış değil ama yanlış uygulanıyor. Kullanıcı mobilde okumaktan kaçınmıyor, gereksiz gezinmeden kaçınıyor. Bilgiyi silmek yerine sırasını değiştirin: aradığı cevabı üste alın, detayı altta bırakın. Ürün sayfasında beden tablosunu üç tık altına gömmek, metni kısaltmaktan çok daha maliyetli bir karar.

Aynı şekilde, açılır kapanır bölümler ekranı toparlar ama içeriği aramadan gizler. Kullanıcının mutlaka göreceği bilgiyi kapalı bir başlığın arkasına koymayın.