Persona Tabanlı Senaryo Haritalama Atölyesi Nasıl Kurulur
Senaryo haritalama, bir personanın bir görevi baştan sona nasıl yaşadığını adım adım duvara asma işi. Ekip her adımın altına fikrini, sorusunu, itirazını yapıştırıyor. Yöntemin kendisi basit; asıl soru senaryonun ne kadar ayrıntılı yazılacağı ve o ayrıntının fikirleri açmak yerine kapatıp kapatmadığı.
Senaryonun parçaları
Bir senaryo satırı dört şeyi taşır:
- Aktör: hangi persona bu yolculuğu yaşıyor.
- Motivasyon: onu buraya getiren durum, genelde ürünün dışında bir şey.
- Niyet: şu an bitirmek istediği somut görev.
- Aksiyon: o görev için attığı adımlar.
Çoğu şablon bu listeye bir beşinciyi ekliyor: çözüm. Burada bir tuhaflık var. Aynı kaynaklar bir yandan "senaryoyu fazla özgül yazmayın, ekip tek bir çözüme kilitlenir" diyor, öbür yandan senaryonun son satırına çözümü koyuyor. İkisi aynı anda doğru olamaz. Çözüm senaryoda yazılıysa atölye fikir üretmiyor, zaten verilmiş kararı süslüyor.
Senaryonun sonuna çözümü yazmam. Oraya kullanıcının ne elde etmiş sayılacağını yazarım: "siparişin ne zaman geleceğini biliyor". Bunu bir bildirimle mi, bir takip sayfasıyla mı, yoksa hiç arayüz olmadan mı sağlayacağınız atölyenin konusu.
Ne kadar ayrıntı fazla ayrıntı?
Pratik bir sınır var: senaryo adımı bir arayüz öğesinin adını anıyorsa fazla ayrıntılıdır. "Açılır menüden şehri seçer" bir senaryo adımı değil, bir tasarım kararı. "Nereye teslim edileceğini söyler" aynı niyeti taşır ve açılır menüyü, haritayı, adres defterinden seçmeyi, hiçbirini seçmemeyi masada bırakır.
Ters tarafa kaçmak da mümkün. "Ürünü bulur" gibi bir adım her şeyi ve hiçbir şeyi anlatır; kimse altına not yapıştıramaz. Adımın iyi yazıldığını anlamanın en hızlı yolu, ekipten birinin ona bakıp somut bir soru sorabilmesi. Soru gelmiyorsa adım ya çok geniştir ya çok kapalı.
Atölyeyi kurmak
Dört ila altı kişi yeter. Farklı disiplinlerden olsun derken kastedilen şey nezaket değil; arka uçtan biri odada yoksa duvara asılan adımların hangisinin haftalar süreceğini kimse söyleyemez. Bir kolaylaştırıcı akışı tutar ve kendi fikrini yazmaz, ikisini aynı anda yapan kişi genelde ikisini de kötü yapar.
Senaryonun adımları soldan sağa duvara dizilir, altına üç renk: fikir, soru, itiraz. Renkleri ayırmanın faydası sonradan ortaya çıkıyor. Fotoğrafı çekip dijitale aktarırken fikir yığınından çok soru yığını işinize yarar, çünkü orası araştırmanın hangi boşluğu kapatması gerektiğini gösterir. Herkes önce sessizce yazsın, sonra konuşulsun; tersi olduğunda en yüksek sesle konuşan kişinin ilk cümlesi bütün duvarı belirliyor.
İkinci personayı eklemek
Buradan itibaren iş büyüyor ve çoğu atölye tam burada tıkanıyor. Sekiz adımlık bir senaryoyu üç personayla haritalamak duvarda 24 hücre demek. Doksan dakikalık bir oturumun kurulum ve kapanış çıkınca yaklaşık altmış dakikası aktif geçer, hücre başına iki buçuk dakika düşer. Bu süre tek bir somut soruyu tartışmaya bile yetmez.
Peki üç persona gerçekten gerekiyorsa? Tamamını üç kez haritalamak yerine, bir personayı baştan sona işleyin, sonra ikinciyi yalnızca ayrıştığı adımlara koyun. Çoğu üründe iki persona yolun ortasında aynı şeyi yapar, ayrışma iki üç adımda toplanır. Zaten aradığınız şey de o ayrışma noktaları; ortak adımları üç kez konuşmak yeni bir şey getirmiyor.
Nerede işe yaramaz
Personalar masada, o gün, ekip tarafından uyduruluyorsa senaryo haritalama size kullanıcıyı değil kendi varsayımlarınızı gösterir. Çıktı yine düzgün görünür, işi zor olan kısım da bu. Elinizde en azından birkaç görüşme ya da destek kaydı yoksa atölyeyi ertelemek, yapmaktan iyidir.
Bir de şu var: duvardaki masum görünen bir adım altında ciddi bir uygulama kararı saklı olabilir. "Sistem onu hatırlar" yazan not, oturum yönetimi, kimlik ve veri saklama tarafında haftalarca sürecek bir işi tek cümleye sıkıştırıyor. Atölyede o notun yanına maliyet tahmini değil, bir soru işareti koyun; hangi adımların gerçekten pahalı olduğunu öğrenmeden çıkan fikir listesi, ekibin yapmayacağı şeylerin listesi olarak kalır.