Konu Başlıkları
Yükleniyor...

UI Tasarımında İdeasyon: Grup Oturumunun Sessiz Maliyeti

İdeasyon Yöntemleri ve Beyin Fırtınasının Sınırları

İdeasyon üzerine yazılanların çoğu aynı reçeteyi tekrar eder: ekibi bir odaya toplayın, yargılamayı erteleyin, niceliği kovalayın. Reçetenin ilk maddesi, yani odaya toplanma kısmı, diğer ikisiyle uyuşmuyor. Grup oturumu fikir sayısını artırmıyor, çoğu durumda düşürüyor, ve bunun sebebi ekibin isteksizliği değil.

Toplu oturumun fikir sayısını düşürmesi

Beyin fırtınası oturumlarını ölçen çalışmalar altmışlı yıllardan beri aynı sonuca varıyor: aynı sayıda kişi ayrı ayrı çalışıp fikirlerini sonradan havuzda birleştirdiğinde, birlikte oturup konuşan gruptan daha fazla ve daha farklı fikir çıkıyor. Diehl ve Stroebe'nin çalışmaları bunun başlıca sebebini üretim engellemesi olarak tarif ediyor: bir odada aynı anda tek kişi konuşabilir, siz beklerken kendi fikrinizi aklınızda tutmaya çalışırsınız, tutmaya çalışırken yenisini üretemezsiniz, sıra size geldiğinde de fikir başkasının söylediğine yapışmış olur.

İkinci sebep daha az teknik. Ekipte kimin ne diyeceği tahmin edilebilir hale gelmişse, kimse kendi alanının dışına çıkan bir öneriyi yüksek sesle söylemez. "Yargılamayı erteleyin" kuralı bunu çözmüyor, çünkü yargı sözlü olarak değil, odadaki sessizlikle iletiliyor.

Grup oturumunu, herkesin tek başına yazıp sonra masaya getirdiği bir yöntemden daha az güvenilir buluyorum. Toplu oturumun gerçekten iyi olduğu bir aşama var, ama o aşama üretim değil: dağınık fikirleri kümeleyip aralarındaki ilişkiyi görmek.

Sıralamayı tersine çevirmek

İşleyen düzen şu: problem tek cümleyle yazılır ve herkese aynı cümle verilir, on beş dakika kimse konuşmadan eskiz yapar, sonra herkes kendi kâğıdını iki dakikada anlatır, tartışma en sona kalır. Sessiz kısım oturumun en verimli bölümü.

Problem cümlesinin darlığı burada belirleyici. "Ödeme akışını iyileştirelim" kimseye bir şey söylemez. "Kart bilgisi girilirken oluşan hatanın kullanıcıya kaç adım geri attırdığını azaltalım" bir sınır çizer, sınır da eskizin başlayabileceği yeri gösterir.

Paralel tasarım ile beyin fırtınası aynı anda savunulamaz

İdeasyon metinlerinin çoğu iki şeyi yan yana önerir: hem grupça ortak fikir üretin, hem de birbirinden bağımsız birden çok tasarım alternatifi üretip karşılaştırın. Bu ikisi aynı yöne çalışmıyor. Paralel tasarımın işe yaramasının sebebi alternatiflerin birbirinden habersiz üretilmiş olması; ortak bir oturumdan çıkan üç alternatif ise aynı kökten türeyen üç varyasyondur. Karşılaştırma yaptığınızı sanırsınız, aslında tek fikrin üç kılığına bakarsınız.

Alternatiflerin gerçekten ayrışması isteniyorsa, üretim aşamasında insanların birbirinin ekranını görmemesi gerekir. Bu bazen ekip kültürüne ters gelir, ama karşılaştırmanın anlamlı olması buna bağlı.

Elemede ölçüt sayısı

Oturum sonunda duvarda kırk not varsa, hepsini birbiriyle karşılaştırmak gerekmiyor, zaten mümkün de değil. Kümeleyip her kümeden birer temsilci seçmek, oylamadan daha az gürültülü sonuç veriyor. Nokta oylaması popüler ama sistematik bir sapması var: erken oy alan fikir sonraki oyları da çeker, sonuçta ölçtüğünüz şey fikrin gücü değil, oylamanın sırası olur. Oyların kapalı toplanması bunu büyük ölçüde ortadan kaldırıyor.

Eleme ölçütlerine bir tane daha eklemekte fayda var: fikrin uygulamada nereye dokunduğu. Yerleşimi, metni, adım sayısını değiştiren öneriler ucuzdur ve haftasına denenebilir. Veri modeline dokunanlar, mevcut kaydın şeklini değiştirenler, entegrasyon davranışını değiştirenler aynı panoda aynı büyüklükte bir not olarak durur ama karşılığı bambaşkadır. Bu ayrım oturum sırasında yapılmazsa, seçilen fikir aylar sonra sessizce kapsam dışına çıkarılır ve kimse ideasyon oturumunu suçlamaz.

Prototiple test etmeye değer olan da genellikle bu iki grubun kesiştiği yerde duruyor: uygulaması pahalı ama kullanıcı üzerindeki etkisi belirsiz olan fikirler. Ucuz ve belirsiz olanı test etmeye gerek yok, yayına alıp bakarsınız.