Konu Başlıkları
Yükleniyor...

UX İş Arayışında Yazışmalar ve İlan Değerlendirmesi

UX İş Arama: Ağ Mesajı, Referans Talebi, İlan Puanlama

İş arayışında yazışma, portföyden sonra gelen ikinci iş. Tek bir mesaj kalıbını her yere kopyalamak işe yaramıyor, çünkü alıcı kalıbı ilk iki satırda tanıyor. İskelet aynı kalabilir, içini karşı tarafa göre doldurmak gerekir.

Ağına haber verirken

Duyurunun ilk kuralı, karşı tarafa iş çıkarmamak. “Bir şey duyarsan haber ver” diye biten mesaj, alıcıyı senin yerine düşünmeye zorlar: hangi rol, hangi şehir, hangi ölçek şirket? Bu boşlukları sen kapatmazsan mesaj yanıtlanmadan kalır.

İki satır genelde yeter. Biri ne aradığını söyler: “araştırma ağırlıklı UX rolleri, 20-60 kişilik ürün şirketleri, uzaktan ya da İstanbul”. Diğeri ne istediğini söyler: bir isim, bir yönlendirme, ekipte açık pozisyon olup olmadığı. Karşı tarafın son gelişmelerine değinmek işe yarar, ama gerçekten takip ediyorsan; LinkedIn bildiriminden kopyalanmış tebrik cümlesi tam ters etkiyi yapıyor.

Referans ve mentorluk talebi

Referans veren kişi senin adına küçük bir risk alıyor, o yüzden işini kolaylaştır. Talebinde şu ikisi bulunsun:

  • Hangi pozisyon, hangi şirket, kimin arayacağı ya da nereye yazacağı.
  • Vurgulamasını istediğin somut bir iş: “X projesindeki kullanılabilirlik testlerini birlikte yürütmüştük, o süreci anlatman benim için en değerlisi.”

Mentorluk talebi başka bir şey. “Kariyerim hakkında konuşabilir miyiz” diye başlayan mesaj cevapsız kalır, çünkü karşı taraf ne kadar zaman harcayacağını bilmiyor. Tek ve cevaplanabilir bir soru sor. ADPList ya da UXPA Mentoring üzerinden ayarlanan görüşmeler zaten yarım saatle sınırlı, hazırlıksız giden kişi o yarım saati kendi hikayesini anlatmakla harcıyor.

İlanı puanlarken yapılan hata

Başvuru kararı için ilandaki gereksinimleri tek tek yazmak, sonra zorunlu ve tercihe bağlı diye ayırmak iyi bir alışkanlık. Ayrımdan sonra çoğu kişi kendini her maddede puanlıyor ve tek bir toplam çıkarıyor. O toplam, biraz önce yapılan ayrımı geçersiz kılar.

Sayıyla bak: 12 maddelik bir ilanın 8'i tercihe bağlıysa, dört zorunlu maddenin dördünü karşılayan ve tercihe bağlılardan birini tutan aday 12 üzerinden 5 alır, tabloya bakıp kendini uygun görmez. Oysa kararı veren sütun zorunlu olanlar. İki ayrı sayı tut. Zorunlularda eşik yüksektir, dördün üçü ya da dördü. Tercihe bağlılarda eşik düşüktür, yarısı bile fazla sayılır.

Tabloyu dört beş ilandan sonra bırakabilirsin. Amacı karar vermek değil, hangi maddenin gerçekten bağlayıcı olduğunu görmeyi öğretmek.

Görüşmeden sonra

Teşekkür mesajını aynı gün gönder ve kısa tut. “İlginizi çekmek isterim” tipi cümleler yerine, görüşmede tartıştığınız bir probleme dair tek cümlelik bir ek fikir daha çok iş görür. Kendini ikinci kez satmaya çalışma, görüşme bitti.

Olumsuz dönüşte geri bildirim sorusunu daralt. “Neden olumsuz sonuçlandı” sorusuna kurumsal bir cevap gelir; “portföy sunumunda eksik bulduğunuz bir bölüm var mıydı” sorusuna bazen gerçek bir cevap gelir.

Teklif reddetmek için uzun gerekçe kurmak gerekmiyor. Sebep bir cümleyi geçmesin, sonuna ileride konuşma isteğini ekle, uydurma mazeret yazmaktansa “şu an başka bir teklifle devam ediyorum” demek hem daha kısa hem daha dürüst. Kabul tarafında da aynı disiplin geçerli: yalnızca maaş ve unvana bakarak alınan kararların bir kısmı altı ay içinde geri alınıyor, çünkü ekip büyüklüğü ve araştırmanın şirketteki yeri o iki satırda görünmüyor.

E-posta adresi

Kurumsal görünen bir adres güven vermeye yardım eder, ama bunun için ayrı bir servise abone olmak gerekmez. Portföy siten için bir alan adı aldıysan posta kutusu çoğu barındırma paketinde zaten duruyor; DNS tarafında iki kayıt düzeltip ad@alanadi.com adresini aynı gün kullanmaya başlarsın. Gmail adresiyle başvurmak kimseyi listeden çıkarmadığı için bunu sıranın başına koyma.