Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Uzman Okur İçin Jargon: Hangi Terim Tanımlanır, Hangisi Kullanılır

B2B ve Teknik İçerikte Terim Kullanımı Kararları

Uzman kitleye yazarken en sık yapılan hata jargonu fazla kullanmak değil, terimin etrafına gereksiz açıklama yığmaktır. O sayfaya konuyu bilerek gelen okur için ısınma paragrafı yeni bilgi taşımaz, sadece aradığı cevabı aşağı iter. Asıl karar şu: hangi terim tanımlanacak, hangisi doğrudan kullanılıp geçilecek.

Jargonun işi güven vermek değil, sıkıştırmak

Terim, üzerinde anlaşılmış bir tanımı tek kelimeye indirir. "Kettlebell" yazdığınızda okur gövdesi küresel, sapı üstte olan ağırlığı zaten görüyor; bunu üç cümleyle anlatmak bilgi eklemez, metni uzatır. Jargonun kazandırdığı şey uzunluk değil, silinen uzunluktur.

Bu yüzden "sektör dilini kullanmak güven inşa eder" cümlesi yarım doğrudur. Güveni terimler kurmaz, terimden sonra gelen iddia kurar. Doğru kelimeyi kullanıp yanlış şey söylediğinizde uzman okur bunu sıradan okurdan daha hızlı fark eder, çünkü kelimeyi tanıdığı için doğrudan iddianın kendisine bakar.

"İlk geçtiği yerde tanımla" kuralı arama trafiğiyle çelişir

Yaygın tavsiye şudur: terimi metinde ilk geçtiği yerde kısaca açıkla. Kulağa makul geliyor. Ama bu kural okurun siteyi baştan sona, sırayla okuduğunu varsayar; oysa arama sonucundan gelen ziyaretçi ana sayfayı da görmez, arşivin başını da. Doğrudan yazının ortasındaki başlığa iner ve çoğu zaman ilk okuduğu paragraf o başlığın altındaki paragraftır.

Sonucu net: site genelinde "bir kere tanımlamıştık" diye geçilen her terim, ziyaretçilerin büyük kısmı için hiç tanımlanmamıştır. Tanımı sayfa başına düşünün, tek konulu bir arşivde bölüm başına bile düşünebilirsiniz.

Bu, her terimi her yerde açıklayın demek değil. Ölçüt şu: yazının kendi iddiası o terime dayanıyorsa tanımlayın, dayanmıyorsa terim yalnızca bir işarettir, geçip gidin. Bilişsel yükü anlatan bir yazıda çalışma belleğinin sınırını açıklamadan devam edemezsiniz; aynı terim bir raporlama yazısında sadece bir gönderme olarak durabilir.

Okunabilirlik puanı uzman metinde yanlış şeyi ölçer

İçerik araçlarının verdiği okuma seviyesi puanı hece ve cümle uzunluğu sayar. Aşinalık saymaz, çünkü formülün girdisinde okurun kim olduğuna dair hiçbir alan yok. "Uygulanabilirlik" o formülde ağır bir kelimedir, alanında çalışan biri için ise sıradan bir kelime. Aynı formül, okurun hayatında hiç duymadığı iki heceli bir terimi kolay sayıp geçer.

Puanı büsbütün atmaya gerek yok. Aynı metnin iki sürümünü karşılaştırırken işe yarar: cümleyi bölünce puan düşüyorsa gerçekten kısaltmışsınızdır. Mutlak eşik olarak kullanmak ise uzman okur için yazılmış bir metni bozar, terimleri kovar ve yerine dolgu getirir.

LSI anahtar kelime diye bir şey yok

SEO listelerinde sık geçen "LSI kelimelerine yer verin" maddesi boş bir tavsiye. Latent semantic indexing, arama motorlarının kullandığı bir sıralama özelliği değil, seksenlerin sonundan kalma bir bilgi erişim tekniğinin adı; ondan türetilmiş bir kelime listesi de yok. Arama motoru tarafındaki mühendisler bunu birden çok kez açıkça yalanladı.

Geriye kalan doğru kısım şu: bir konuyu gerçekten anlatan metin, o konunun yan kavramlarını zaten içerir. Kart sıralama yöntemini anlatan bir yazıda katılımcı sayısı, dendrogram, açık ve kapalı sıralama farkı kendiliğinden geçer. Geçmiyorsa sorun kelime listesinde değil, yazının konuyu yeterince anlatmamasındadır.

Karar ölçütü

Elinizdeki metinde bir terimle karşılaştığınızda sırayla bakın:

  • Yazının iddiası bu terimin tanımına dayanıyor mu? Dayanıyorsa tek cümleyle tanımlayın, dipnota veya sözlüğe atmayın.
  • Terim alanın günlük dili mi, yoksa belirli bir ekolün ya da aracın kendi adlandırması mı? İkincisiyse okur onu bilmeyebilir; kısa bir bağlam cümlesi yeter.
  • Tanımı çıkardığınızda paragraf hâlâ ayakta duruyor mu? Duruyorsa tanım zaten süstü.

Bu üç soru, "hedef kitle uzman, o zaman istediğim terimi kullanırım" ile "her ihtimale karşı hepsini açıklayayım" arasındaki gereksiz gerilimi bitirir. Karar terimin zorluğunda değil, yazının o terime ne kadar yaslandığında.