Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Sosyal Medya UX: Paylaşım Sıklığı Tavsiyeleri Neden Tutmuyor

Paylaşım Sıklığı, Anketler ve CTA Üzerine Sosyal Medya Notları

Sosyal medya tavsiyeleri sayıyla gelir: haftada şu kadar gönderi, günde şu kadar hikâye. Sorun, aynı listedeki sayıların çoğu zaman birbirini tutmaması. “Haftada 5-8 paylaşımı geçmeyin” diyen metin birkaç satır sonra “günde bir paylaşım yapın” diyebiliyor; ikisi kabaca aynı rakamı söylüyor ama ayrı kurallarmış gibi duruyor.

Sıklık tek bir sayıya sığmıyor

Sıklık listelerinin ortak kusuru, farklı birimleri yan yana koyması. Akış gönderisi takipçinin karşısına o istemeden çıkar. Hikâye ise ancak kişi profile dokunduğunda açılır. Biri kesinti, diğeri davet. “Günde bir gönderi, günde altı hikâye” tavsiyesi bu yüzden aslında tutarsız değil, ama aynı ölçekteymiş gibi sunulduğunda okuyucuyu yanıltıyor.

Takipten çıkmanın en yaygın sebebinin aşırı paylaşım olduğu sık tekrarlanır. Kaynağı verilmeden dolaştığı için oradaki orana güvenmiyorum; yönü makul, büyüklüğü belirsiz. Kullanılabilir hali şu: sıklığınızı sektör ortalamasıyla değil, kendi hesabınızın geçmişiyle kıyaslayın. Haftalık gönderi sayısını artırdığınız dönemde takipçi kaybı da arttıysa cevabınızı almışsınız demektir, üstelik kimsenin araştırmasına ihtiyaç duymadan.

Sektör farkı ise gerçek. Bir haber hesabı günde on gönderiyle kimseyi rahatsız etmez, çünkü takipçi oraya tam olarak bunun için abone oldu. Aynı ritmi bir muhasebe yazılımının hesabında denerseniz tahammül sınırını ilk hafta geçersiniz.

Anketin ucuzluğu işe yarar, sonucu çoğu zaman yaramaz

İnteraktif gönderilerin katılım almasının sebebi içeriğin zekice olması değil, cevabın bir dokunuş uzakta olması. İki seçenekli bir oylama saniyenin altında biter; aynı soruyu formla sorsanız katılım onda birine iner. O yüzden interaktif içerik tasarlarken tek ölçüt katılımın maliyetidir: kaç dokunuş, ne kadar düşünme.

Katılım sayısının kendisi ise en kolay şişen, bir karara bağlanması en zor metrik. İki seçenekli ankette kazanan seçenek yüzde yetmiş alsa bile bu, seçeneklerden herhangi birinin iyi olduğunu göstermez; “hiçbiri” düğmesi yok, cevap verenler de zaten ikisinden birini seçmek zorunda. Takım oylaması tipi eğlence anketleri görünürlük için çalışır, ürün kararı için değil.

Bir anketten karar çıkaracaksanız soruyu insanların sizi takip etme sebebine bağlayın. İlgisiz bir soruya gelen binlerce cevap, ilgili bir soruya gelen yüz cevaptan daha az şey anlatır.

Çağrı metni varış noktasını anlatmalı

Bilgi kokusu dediğimiz şey burada çok basit karşılık buluyor: kullanıcı dokunmadan önce nereye gideceğini bilmeli. “Daha fazlası için tıklayın” bunu söylemez, “Yeni koleksiyonu görmek için yukarı kaydırın” söyler. İkisi arasındaki fark tıklama oranından çok, tıkladıktan sonra sayfada kalma süresinde görünür. Beklediğini bulamayan kullanıcı geri döner ve bir daha o hesabın linkine güvenmez.

Çağrıyı gönderinin sonuna koymak çoğu durumda doğru, ama sebebi düzen değil sıralama: kullanıcı ne teklif edildiğini anlamadan eyleme davet edilirse daveti görmezden geliyor.

Panel sayıları kendi aralarında kıyaslanmaz

Her platform “görüntülenme” ve “etkileşim” tanımını kendi koyuyor. Bir yerde yarım saniyelik görünme görüntülenme sayılırken, başka bir yerde ekranın yarısını kaplaması gerekiyor. Bu yüzden iki platformun etkileşim oranını yan yana koyup birini kazanan ilan etmek boş bir iş. Anlamlı kıyas, aynı hesabın aynı platformdaki geçmişiyle yapılanı.

Kampanya linklerini genelde her gönderi için ayrı bir UTM etiketiyle çözerim. Platformun raporladığı tıklama sayısıyla kendi sunucumdaki oturum sayısı hiçbir zaman birebir tutmuyor, aradaki farkın nereden geldiğini görmenin de başka pratik yolu yok. Fark büyükse sorun çoğunlukla yönlendirmede ya da mobil tarayıcının linki açma biçiminde çıkıyor, içerikte değil.

Ölçümü içerik takvimine bağlamanın en sade hali, her gönderiye önceden bir beklenti yazmak: bu gönderiden ne bekliyorum, hangi sayıya bakacağım. Beklenti yazılmamış gönderilerin raporu her zaman iyi görünür, çünkü kötü göründüğü bir eşik tanımlanmamıştır.