Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Web 2.0 Özelliklerini Dozla Değil, Sildiği Adımla Seçin

Etkileşim mi Sadelik mi? Arayüzde Doğru Ölçüt

Dinamik arayüz özellikleri tartışmasının klasik cevabı sadelik: hareketli olanı azalt, sayfa hızlansın. Cevap kabaca doğru ama ölçüsü yanlış yerde duruyor. İşe yarayan ölçüt şu: bir özellik kullanıcının akışından bir adım siliyorsa kalır, silmiyorsa süstür.

Yüzdeyle doz ayarlamak

"Bilgilendirme sitesinde yüzde on, e-ticarette yüzde yirmi" tarzı tavsiyeler yıllardır dolaşıyor. Bu oranların dayanağı belirsiz, üstelik neyin yüzdesi olduğu da söylenmiyor: ekran alanının mı, etkileşim sayısının mı, kod hacminin mi?

Doz metaforunun asıl sorunu, tek tek özelliklerin bambaşka işler yaptığını gizlemesi. Sepete eklemeyi sayfa yenilemeden halleden bir arayüz ile yan sütunda kendi kendine dönen bir sosyal akış aynı torbaya girmez. Biri kullanıcının işini kısaltır, diğeri sadece hareket eder.

Fark edilmeyen güncelleme kazanılmış hız değildir

Kısmi güncellemenin bilinen zaafı: değişiklik kullanıcının baktığı noktanın dışında olursa görülmez. Sayfa yenilemesi kabadır, ama bir şeyin gerçekten olduğunu garanti eder. Arka planda tamamlanan istek ise hızlıdır ve çoğu zaman sessizdir.

Bir e-ticaret projesinde sepete ekleme akışını sayfa yenilemesiz hale getirdik, dönüşüm düştü; sebep sağ üst köşede sessizce artan sepet sayacıydı.

Çare bu tekniği bırakmak değil, geri bildirimi tıklamanın olduğu yere taşımak. Butonun kendi durumu değişsin, eklenen ürünün özeti tıklanan kartın yanında belirsin, sayfanın öbür ucundaki sayaca güvenilmesin.

Topluluk özelliği katılım üretmez

Yorum alanı, puanlama, kullanıcı içeriği: açık platformlarda katkı üretenlerin oranı her zaman küçüktür, geri kalan okur. Nielsen'in katılım eşitsizliği dediği dağılım hâlâ geçerli.

Buradan çıkarılan "o halde topluluk özelliği koymayın" sonucu ise fazla acele. Az sayıda katkı bazen tam olarak yeterlidir; bir ürün sayfasındaki üç gerçek yorum, satın alma kararını sayfadaki her şeyden fazla etkiler. Doğru soru katılım oranının yüksekliği değil, gelen az sayıda katkının okuyucuya karar verdirip verdirmediği.

Boş kalan alan ise doğrudan zarardır. Son mesajı üç yıl önce yazılmış bir forum, sitenin bakımsız olduğunu her ziyaretçiye söyler. Moderasyon ve spam yükünü kim taşıyacak sorusunun cevabı yoksa o alan hiç açılmamalı.

Dışarıdan gelen parçalar

Harita, arama kutusu, yorum bileşeni, ödeme adımı: dışarıdan takılan her parça hem marka algısını hem sayfa performansını paylaşır. Üçüncü parti bir betiğin yavaşladığı gün sizin sayfanız yavaşlar ve kullanıcı bunu sizin hatanız olarak görür.

Ölçüt burada da değişmiyor. Şubenin haritası, adresi kopyalayıp başka sekmede aratma adımını siler, yerinde durur. Yan sütundaki sosyal medya akışı hiçbir adımı silmez, sadece yükleme süresi ekler.

Karar ölçütü

Her yeni özellik için üç soru yeter. Kullanıcının yaptığı işten hangi adımı siliyor? Yaptığı şeyin sonucu, baktığı yerde mi görünüyor? Betik yüklenmezse akış çalışmaya devam ediyor mu?

Üçüne net cevap veremiyorsanız o özellik siteye kullanıcı için değil, toplantıda iyi göründüğü için giriyor demektir. Sade arayüzün üstünlüğü de zaten estetik bir tercih değil: az sayıda öğe, az sayıda başarısızlık noktası anlamına geliyor.