Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Akıllı Saat Etkileşimleri: Altı Tür, Aslında İki Ayrı Tasarım Sorunu

Akıllı Saatte Hangi İş Bilekte Kalır, Hangisi Telefona Devredilir?

Akıllı saat arayüzünde zor olan, küçük ekrana sığdırmak değil. Hangi işin bilekte kalacağına karar vermek. Sık anılan altı etkileşim türü (bildirim alma, bilgiye başvurma, kayıt tutma, kontrol etme, iletişim, yönlendirme) düz bir liste gibi duruyor, oysa tasarım açısından iki ayrı gruba düşüyorlar. Ayrımı yapan şey etkileşimi kimin başlattığı.

Listeyi ikiye bölen soru

Bildirim ve yönlendirme sistemden gelir: kullanıcı kolunu kaldırmamıştır, ekran kendiliğinden yanar. Bilgiye başvurma, kontrol ve iletişim ise kullanıcının kendi kararıyla başlar, önce bir niyet vardır sonra bilek dönüşü. Kayıt tutmak ikisinin arasında duruyor ve asıl sorunlu olan da o.

Bu ayrım neden önemli? Çünkü iki grubun ölçtüğü şey farklı. Sistemin başlattığı etkileşimde tasarımcının sınavı kesintinin kendisi. Kullanıcının başlattığında ise soru şu: bu iş neden telefonda değil de burada yapılıyor?

Sistem başlattığında: tek ekran, tek karar

Gelen bildirim, ekranı kendiliğinden yakıp kullanıcının dikkatini alıyor. Bunun karşılığında verdiği şey, kullanıcının cebine uzanmaktan kurtulması. Bu takas ancak bildirim tek bakışta anlaşılırsa ve tek bir karar bırakırsa işe yarar: gör ve kapat, ya da gör ve hazır yanıtlardan birine dokun.

Peki bildirim iki karar birden isterse ne olur? Kullanıcı zaten telefonu çıkarır, üstelik bu kez bir de saate bakmış olarak. Bilekte çözülemeyen bildirim, kazandırdığı hareketi geri alır.

Yönlendirme aynı gruba düşer ama farklı bir çıkış kanalı kullanır. Navigasyon ya da tempo takibi sırasında kullanıcı ekrana bakmıyordur; titreşim, ekranın kapalı olduğu anlarda çalışan tek arayüz öğesi. İki farklı titreşim deseni ayırt edilebiliyorsa yönlendirme ekransız da yürür, üçe çıktığında kullanıcı desenleri karıştırmaya başlar.

Kullanıcı başlattığında: kol kalkma maliyeti

Hava durumu, günün adımı, çalan şarkı, kapı kilidi. Bunlar kullanıcının bilerek gittiği bilgiler ve hepsinde ölçü aynı: telefonu çıkarmaktan hızlı olacak. Bu da ekrandaki bilgi miktarını değil, o bilgiye kaç dokunuşta ulaşıldığını sınırlar. Ana ekranda görünen bir gösterge işe yarar, iki menü altındaki aynı gösterge yaramaz.

Kontrol etkileşiminde ek bir kırılganlık var: karşı taraf. Işığı söndüren komut saatten çıkıp telefona, oradan ev otomasyonuna gidiyorsa gecikme kullanıcının parmağında birikir ve dokunuşu tekrarlar. Sonuçta iki kez sönen ışıklar. Optimistik arayüz burada risklidir, çünkü fiziksel dünyada geri alma yoktur.

Kayıt tutmak neden ortada kalıyor

Saate manuel veri girişi koymam. Su içtiğini bir dokunuşla işaretlemek yürür, ama üç haneli bir sayı girdirmek, listeden yemek seçtirmek ya da not aldırmak bilekte telefondan uzun sürer; kullanıcı ilk denemeden sonra telefona geçer ve bir daha saatteki ekranı açmaz.

Kayıt etkileşiminin ayakta kalan biçimi sensörün kendi topladığı veri. Kullanıcının yaptığı tek şey başlatmak, hatta çoğu zaman onu da yapmıyor. Bu yüzden kayıt tutmayı diğer beşiyle aynı kategoride saymak yanıltıcı: tasarım işi arayüzde değil, algılamanın ne kadar doğru olduğunda.

Bilekte kalmayan işler

Video izlemek, uzun metin okumak, fotoğraf galerisinde gezinmek, arama sonuçlarını taramak. Hepsinin ortak yanı, kullanıcının ekranda ne kadar kalacağını önceden bilmemesi. Süresi belirsiz her iş büyük ekrana aittir. Saat için tasarlarken iyi bir ön eleme: etkileşimin bitişini önceden tarif edemiyorsanız, o ekranı hiç yapmayın.