Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Dijital Gürültü ve Bildirim Tasarımı: Sessizliği Kim Dolduruyor

Bildirim Yükü, Dikkat Kesintisi ve Ürün Tarafında Ölçümü

Arka planda açık kalan bir dizi, boş anı dolduran bir kaydırma. Buna dijital gürültü deniyor ve fatura genelde kullanıcının irade eksikliğine kesiliyor. Oysa o sessizliği dolduran şeyin büyük kısmı, birinin ürün toplantısında aldığı bir karardan çıkıyor.

Sessizliği kim dolduruyor

Yaygın anlatı şöyle: insan sessizlikten rahatsız oluyor, boşluğu ekranla dolduruyor. Kısmen doğru. Ama açıklamanın tamamı sayılırsa varılan yer hep aynı oluyor, kullanıcıya biraz daha irade tavsiye etmek.

Boş anın nasıl dolacağı çoğu zaman kullanıcının kararı değil. Uygulamayı açtığınızda karşınıza gelenin otomatik oynayan bir akış mı yoksa durağan bir liste mi olduğu bir tasarım kararı. Bildirimin varsayılan olarak açık gelmesi bir tasarım kararı. Bu kararların çıktığı yer kullanıcı araştırması değil, o çeyreğin hedef metriği.

Bildirim göndermenin maliyeti kime düşüyor

Asimetri burada duruyor. Bildirim göndermek ürün tarafında neredeyse bedava: bir kuyruk, bir şablon, bir toplu gönderim. Almak ise kullanıcı tarafında bağlam değiştirmek demek ve bağlamı geri toplamak, bildirime bakmaktan uzun sürüyor.

"İsteyen ayarlardan kapatır" cümlesi bu asimetriyi kapatmıyor. Kapatabilmesi için gönderim anında o tercihin kontrol edilmesi gerekir: her bildirim tipi için ayrı bir tercih alanı, gönderim yolunda o alana bakan bir kontrol, tercih değişince kuyrukta bekleyen gönderimin ne olacağına dair bir karar. Çoğu üründe tek bir "bildirimler" anahtarı bulunmasının sebebi tasarım sadeliği değil; kırılımlı tercih bir öğleden sonralık iş olmadığı için o iş sıraya girmiyor. Ayarlar ekranındaki granülerlik eksikliğinin arkasında genelde hiç açılmamış bir tablo vardır.

Kaba bir hesap

Sayıları kendiniz koyun. Telefonunuzda bildirim gönderen 30 uygulama olsun, her biri günde 6 bildirim göndersin. Günde 180 bildirim eder. Uyanık olduğunuz 16 saat 960 dakika, yani ortalama 5,3 dakikada bir kesinti.

Bu rakamların hiçbiri ölçüm değil, varsayım. Gösterdiği şey yine de gerçek: tek tek bakıldığında hiçbir uygulamanın politikası abartılı görünmüyor. Günde 6 bildirim, ürün ekibinin masasında gayet makul bir sayı. Toplam ise hiçbir ekibin masasında durmuyor. Kullanıcının dikkati kimsenin sahibi olmadığı ortak bir kaynak, ortak kaynakların nasıl tükendiği de bilinen bir hikâye.

Uygulamayla uygulama sorunu çözmek

Standart tavsiye listesi genelde şöyle bitiyor: bildirimleri kısın, ekran süresi takip eden bir araç kurun, odak uygulaması kullanın. Son ikisi tuhaf duruyor, çünkü dikkat parçalanmasına çare olarak dikkat isteyen bir katman daha ekliyorlar (bu tür araçların çoğunu abartılı buluyorum).

İşe yarayan tarafı daha sıkıcı: varsayılanı kapalıya çekmek, açık kalanları gerçekten zamana duyarlı olanlarla sınırlamak. Bir mesaj zamana duyarlıdır. Bir kampanya değildir. Bu ayrımı yapmak için araca gerek yok, bir kere oturup ayarlar ekranından geçmek yetiyor.

Ürün tarafında ölçülebilir karşılığı

Bildirim performansı çoğunlukla açılma oranıyla ölçülüyor ve bu ölçüm iyi haber vermeye eğilimli: gönderim arttıkça toplam tıklama artıyor, oran biraz düşüyor, karar "devam" çıkıyor. Ölçülmeyen taraf, bildirimin geride bıraktığı kalıcı iz.

Ölçmesi zor değil. Bir kampanyaya maruz kalan kohortta, gönderimden yedi gün sonra bildirimleri tamamen kapatmış kullanıcı oranına bakın, aynı dönemde kampanya almayan kohortla karşılaştırın. Aradaki fark, kampanyanın kalıcı maliyeti. Açılma oranı raporunda hiç görünmüyor, çünkü kapanan bildirim artık hiçbir orana girmiyor.

Sessizliği geri kazanmak kullanıcının disiplin meselesi diye anlatılıyor. Ürün tarafından bakınca daha çok, kimsenin bütçesini tutmadığı bir harcama kalemine benziyor.