Varsayılan Değer Bir Tasarım Kararıdır, Boşluk Değil
Bir alanın varsayılan değeri, kullanıcının vereceği kararın büyük kısmını önceden vermiş olur. Tasarım tarafında bunu biliyoruz; asıl soru şu: kullanıcı varsayılanı değiştirmediğinde ne öğrenmiş oluyoruz? Çoğu ekip bunu onay sayıyor. Değil, ve bu farkı ölçmenin yolu değişim oranına bakmaktan geçmiyor.
Değiştirmemek onaylamak değil
Varsayılana bağlı kalmanın nedeni çoğu zaman tercihle ilgili değil. Kullanıcı o alana geldiğinde zaten başka bir işin ortasında; ayarı incelemek, seçenekleri karşılaştırmak ve bir karar vermek, o anki asıl görevinden çalınan zaman demek. Değiştirmemek, seçeneğin doğru olduğunu değil, değiştirmenin maliyetinin algılanan kazançtan yüksek olduğunu gösterir.
Aradaki fark küçük görünüyor ama sonuçları ters yönde. "Kullanıcıların %90'ı bu ayarı değiştirmiyor, demek ki doğru ayarlamışız" cümlesi, ayarın yanlış olduğu durumda da aynen kurulabilir. Yanlış varsayılanın imzası da yüksek sadakat oranıdır.
Sıralamanın kendisi bir varsayılan
Bunun en net gösterildiği yer arama sonuçları. Pan ve arkadaşlarının Cornell'de yürüttüğü 2007 tarihli göz izleme çalışması ("In Google We Trust", Journal of Computer-Mediated Communication) katılımcıların ilk sıradaki bağlantıya belirgin biçimde daha çok tıkladığını buldu. Asıl ilginç kısım manipülasyonda: araştırmacılar ilk iki sonucun yerini gizlice değiştirdiğinde, tıklamalar büyük ölçüde yine üstteki sonuca gitti. Yani tıklanan şey içerik değil, konumdu.
Peki bu bulgu arama motoruna özel mi? Aynı düzeneği bir ayarlar sayfasında, bir ürün listesinde ya da bir seçim kutusunda kurduğunuzda ne olur? Sıralamayı üreten mantık kullanıcıya görünmez olduğu sürece, ilk sıra "sistemin önerisi" gibi okunur. Filtre menüsünde en üstteki seçenek, alfabetik sıralamanın rastlantısal sonucu bile olsa, tavsiye ağırlığı taşır.
Dolu alan, doğru alan demek değil
Formlarda varsayılan denince akla önceden doldurulmuş alanlar geliyor. Ülke alanını IP'den tahmin edip doldurmak kullanıcının işini kısaltır, doğru tahmin ettiğiniz sürece. Yanlış tahmin ettiğinizde boş alandan daha kötü bir durum çıkıyor ortaya: kullanıcı dolu alanı okumadan geçiyor.
Boş alan dikkat çeker, doldurulmayı bekler. Dolu alan tamamlanmış görünür ve gözden kaçar. VPN arkasındaki, yurt dışında yaşayan ya da paylaşımlı bağlantı kullanan kullanıcılarda bu hata sessizce geçer ve genellikle teslimat adresinde, fatura para biriminde ya da vergi hesabında ortaya çıkar. Tahmininizin güven düzeyi düşükse alanı doldurmak yerine sıralamayı değiştirin: en olası seçeneği listenin başına alın, ama seçimi kullanıcıya bırakın.
Kime yarayan varsayılan
Abonelik ekranında yıllık paketi varsayılan yapmak dönüşümü yükseltir (bunu bir deneyim tasarımı kararından çok fiyatlandırma kararı sayıyorum). Mekanizma her iki yönde de aynı çalıştığı için, "varsayılan kullanıcının işini kolaylaştırır" savunması tek başına hiçbir şey ifade etmiyor. Kolaylaştırdığı kimin işi?
İşe yarayan ayrım şurada: varsayılanı değiştirmek geri alınabilir bir şeyse ve maliyeti düşükse, agresif varsayılan makul. Değiştirmek para, veri kaybı ya da bir destek talebi gerektiriyorsa, o alan varsayılansız bırakılmalı. Bildirim tercihlerini açık bırakmak ilk gruba girer; ödeme periyodunu ya da veri paylaşım iznini önceden işaretlemek ikinci gruba.
Ölçmek isterseniz nereye bakacaksınız
Değişim oranı tek başına yön göstermiyor. Bir varsayılanın isabetli olup olmadığını, kullanıcının o değerle karşılaştığı andan sonrasına bakarak anlarsınız:
- Aynı alanın sonradan güncellenme oranı. Kayıt sırasında dokunulmayan ama üç gün içinde profilden düzeltilen alan, yanlış varsayılanın en temiz kanıtı.
- O ayarla ilişkili destek kaydı ve iade talepleri.
- Formun tamamlanma süresi değil, tamamlandıktan sonra düzeltme gerektiren kayıt oranı.
Bu üçü de üretim verisinden çıkar, ekstra bir test düzeneği kurmanız gerekmez; alanın değişiklik geçmişini tutuyorsanız sorgu birkaç satır. Kullanıcı testinde ise varsayılanı fark ettirmeden değiştirip aynı görevi tekrarlatmak, laboratuvarda kurulabilecek en ucuz manipülasyonlardan biri: katılımcıların kaç tanesi değişikliği fark ediyor, kaç tanesi yine akışa devam ediyor?
Cevap genellikle rahatsız edici çıkıyor. Varsayılanı fark etmeyen kullanıcı sayısı, o alanın gerçekten bir seçim noktası olup olmadığını söyler. Fark eden yoksa orada seçim değil, sizin kararınız vardır.