Web İçin Yazmak: Hangi Kural Gerçekten İşe Yarıyor
Web metni için dolaşıma girmiş kuralların çoğu tek bir kaynağa dayanıyor: yirmi beş yıl önce yapılmış bir okunabilirlik çalışması. Bir kısmı hâlâ ölçülebilir fark yaratıyor, bir kısmı sadece çok tekrarlandığı için ayakta duruyor. Hangisinin hangisi olduğunu ayırmak, yeni bir yazım kılavuzu okumaktan daha işe yarar.
Yüzde 159 nereden geliyor
"Kısa, taranabilir ve objektif yazılmış sayfa kullanılabilirliği yüzde 159 artırır" cümlesi her yerde geziyor, genellikle kaynağı yazılmadan. Kaynak John Morkes ve Jakob Nielsen'in 1997 çalışması. Aynı turistik bilgi sayfasının beş farklı sürümü yazıldı, katılımcılara aynı bilgi arama görevleri verildi; kullanılabilirlik puanı görev süresi, hata sayısı, hatırlama ve memnuniyetin birleşimiydi. Yüzde 159, üç müdahalenin hep birlikte uygulandığı sürüme ait.
Sayı uydurma değil ama taşınabilir de değil. Tek site, dar bir görev kümesi, 1997'nin bağlantı hızı ve ekranı. Bir e-ticaret kategori sayfasında ya da bir API dokümanında aynı oranı beklemek için en azından aynı türden görevi ölçmen gerekir. Çalışmanın sağlam tarafı oran değil, yönü: metni kısaltmak ve nesnelleştirmek tek başına bile puanı yukarı taşıdı, yani bunlar birbirinin yerine geçen seçenekler değil.
Taranabilirlik madde işaretine indirgenince
Taranabilir yazmak, her başlığın altına üç maddelik bir liste koymak demek değil. Liste, aralarında sıra ya da neden ilişkisi olmayan eş değer öğeler için çalışır: desteklenen dosya biçimleri, bir formun zorunlu alanları, bir kurulumun adımları. Bir akıl yürütmeyi maddelere bölerseniz cümleleri bağlayan "çünkü" ve "ama" buhar olup gider; geriye birbirine bakmayan kısa hükümler kalır.
Pratik ölçüt şu: maddeler arasına "ama" koymak gerekiyorsa o bir liste değil, paragraf. Tersi de doğru, altı kalemlik bir uyumluluk tablosunu paragrafa sıkıştırmak okuyucuyu her seferinde baştan saymaya zorlar.
Anahtar kelime yoğunluğu ölçmeye değer mi
Yüzde 1-2 bandında anahtar kelime yoğunluğu tavsiyesi, kelime sayan arama motorları döneminden kalma bir alışkanlık. Böyle bir eşik yayımlanmış bir sıralama ölçütü değil ve metin uzunluğuna bölünen bir sayıyı hedeflemek, cümleyi kelimeye göre eğip bükmeye götürür. Sonuç, yoğunluğu tutmuş ama kimsenin okumadığı bir paragraf olur.
Aynı kaygının işe yarayan karşılığı daha sıkıcı: kullanıcının yazdığı soru sayfada geçiyor mu, hangi başlığın altında geçiyor, o başlığın ilk paragrafı soruyu cevaplıyor mu. Birinin "form doğrulama hatası neden kayboluyor" diye aradığını biliyorsan, başlığı bu olsun ve cevap ilk iki satırda bitsin. Eşanlamlıları zaten doğal yazarken kullanırsın, ayrı bir liste hazırlamana gerek yok.
Uzun sayfayı bölmek kısaltmak değildir
"Metni kısalt" ile "uzun sayfayı bölümlere ayır" aynı tavsiye gibi sunuluyor, oysa ikincisi metni kısaltmaz, bir kısmını tıkın arkasına saklar. Bedeli de var: tek sayfada Ctrl+F ile iki saniyede bulunan bilgi, dörde bölünmüş bir dizide hangi parçada olduğunu bilmeyi gerektirir.
Bölme kararı için tek soru yeterli: parçalar ayrı ayrı aranıyor mu? "Fatura iptali" ile "iade süresi" farklı sorular, ayrı sayfa hak ediyorlar. Buna karşılık tek bir işin adımlarını sayfalara dağıtmak, kullanıcıyı işin ortasında gezinmeye zorlar. Sayfa içi bağlantılarla çalışan bir içindekiler bloğu, çoğu durumda sayfalamadan iyi sonuç verir, çünkü hem tarama hem de arama bozulmadan kalır.
Metnin işe yarayıp yaramadığını nasıl görürsün
Site içi arama loglarını, sayfa altındaki "aradığınızı bulabildiniz mi?" anketinden daha güvenilir bulurum. Ankete cevap veren azınlık kendi deneyimini hatırladığı kadar anlatır; arama kutusuna yazılan kelime ise sayfada eksik olan şeyi doğrudan söyler. İçeriye gelip ilk hareketi aramaya dönmek olan kullanıcılar varsa sorun metnin uzunluğunda değil, başlıklarında.
Bunun yanına görev tamamlama süresini ve destek kayıtlarını koyabilirsin. Bir yazım değişikliğinin işe yaradığını gösteren en net sinyal, o konuda açılan destek talebinin azalmasıdır. Sayfada geçirilen süre bu iş için kötü bir ölçü: kullanıcı metni beğendiği için de, anlamadığı için de orada kalıyor olabilir.