Web Tasarımında Dış Kaynak: Neyi Dışarı Vermeli, Neyi Vermemeli
Web tasarımının hangi parçasını dışarıdan almak gerektiği çoğu zaman tek bir soruyla yanıtlanıyor: bu iş bizim çekirdek işimiz mi, değil mi? Ayrım kulağa net geliyor ama pratikte pek işe yaramıyor; aynı iş bir ekipte sorunsuz dışarı verilirken başka bir ekipte sürekli geri dönüyor. Daha kullanışlı iki ölçüt var: işin ne sıklıkla tekrarladığı ve dışarıdaki kişiye her seferinde ne kadar bağlam aktarmanız gerektiği.
Dış kaynağın faturada görünmeyen maliyeti
Bir işi dışarı verdiğinizde ödediğiniz bedel, gelen teklifin kendisi değil. Üstüne brifing yazma, örnek toplama, gelen işi inceleme ve düzeltme turu biniyor. Bu ek yük işin büyüklüğünden büyük ölçüde bağımsız: küçük bir iş için de aşağı yukarı aynı açıklamayı yapmanız gerekiyor.
Sayıya dökmek kararı kolaylaştırıyor. Kendiniz iki saatte bitireceğiniz bir işi dışarı verirseniz, brifing ve gözden geçirme bir buçuk saatinizi alıyorsa kazancınız yarım saat. Aynı iş haftada bir tekrarlıyorsa kendinize yarı zamanlı bir koordinasyon görevi yaratmışsınız demektir. Buna karşılık üç haftalık bir illüstrasyon setinde aynı bir buçuk saat gürültüye karışıyor, çünkü tek seferde çok iş çıkıyor. Yani dış kaynak, seyrek ve büyük işlerde kazandırıyor; sık ve küçük işlerde götürüyor.
Kaynak metinlerin çoğu tam tersini öneriyor: ürün açıklamaları, haberler, küçük görseller. Bunlar tam da en sık tekrarlayan ve en çok bağlam isteyen kalemler.
Kullanılabilirlik testinde dışarıdan göz gerçekten işe yarar
Burada dış kaynak savunulabilir, çünkü avantajın kaynağı uzmanlık değil mesafe. Ürünü her gün kullanan biri, menüdeki tuhaflığı artık göremez hale geliyor; testi yürüten kişinin bu körlüğü olmaması tek başına değerli.
Ama testin çıktısı bir rapor değil, bir iş listesi. O listenin içeride bir sahibi yoksa her tur sıfırdan başlıyor ve altı ay sonra aynı bulguları ikinci kez satın alıyorsunuz. Bölüşüm şöyle olmalı: oturumu dışarıdaki moderatör yürütsün, bulguların hangi sırayla ve hangi sürümde çözüleceğine içeride karar verilsin.
Yerelleştirme çeviriden ibaret değil
Çevirmen size kusursuz metinler gönderebilir, buna rağmen form hâlâ çalışmayabilir. Tarih biçimi, telefon alanının maskesi, adres formunda ilçe alanının olup olmaması, ad ile soyadın hangi sırada istendiği: bunların hiçbiri metin sorunu değil, arayüz kararı.
Bu yüzden çeviriyi dışarı verirken yerel bir kullanıcıyla kısa bir kontrol turunu ayrı bir iş olarak planlayın. Beş kişilik bir tur bile adres formundaki eksik alanı yakalamaya yeter.
Dışarı vermediğim şey
İş mantığını yazan kodu dışarı vermem. Sunucu, altyapı, hazır sistemler için dış hizmet almakta bir sorun görmüyorum; fiyatlandırma kuralınızı, sipariş akışınızı, müşteriye özel istisnalarınızı taşıyan katman başka. Sebep sadakat değil, yukarıdaki iki ölçütün kendisi: bu kod hem en çok bağlam isteyen hem de en sık değişen parça. Bir kampanya kuralını değiştirmek için başka bir şirketin sırasında beklemek, üç aydan sonra dayanılmaz hale geliyor.
Karar verirken
Kalemi çekirdek ya da yan iş diye etiketlemek yerine iki şeye bakın: bu iş ayda kaç kez geliyor ve anlatması ne kadar sürüyor. Seyrek gelen, tarif etmesi kolay, çıktısı tek bakışta değerlendirilebilen işler dışarı gider. Sık gelen, her seferinde ürünün geçmişini bilmeyi gerektiren işler içeride kalır. Arada kalan kalemler için üç aylık bir deneme yapın, brifing için harcadığınız süreyi kaydedin; karar üçüncü ayda kendiliğinden netleşiyor.