Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Eskimeyen Bilgisayar Becerileri: Hangisi Gerçekten Kalıcı?

Arayüz Değişince Ayakta Kalan Bilgisayar Becerileri

Bir yazılımın menüsünü öğrenmek üç yıl sonra işe yaramaz: arayüz değişir, buton yer değiştirir, uygulama kapanır. Buna rağmen bazı beceriler otuz yıldır aynı yerde duruyor. Ayrımın nerede olduğunu görmek için "temel bilgisayar becerileri" listelerine bakmak yeterli, çünkü çoğu birbirine hiç benzemeyen iki şeyi aynı torbaya koyuyor.

İki farklı torba

Tipik bir yaşam boyu beceri listesinde arama stratejileri, kaynak değerlendirme, sunum hazırlama ve masa ergonomisi yan yana durur. Ergonomiyi bu listeye koymam. Doğru oturuş iyi bir alışkanlık, ama bir öğleden sonrada anlatılır ve bittiğinde aktarılabilir bir yargı bırakmaz; ekran yüksekliğini bilmek size yeni bir sorunu çözmekte yardım etmiyor.

Ayrım şurada: bir beceri neyin nasıl kullanılacağını değil neye karar verileceğini öğretiyorsa eskimiyor. Menü yerleri değişir, karar verme biçimi değişmez. Bu ölçütü uygulayınca listelerin yarısı dökülür.

Aramada eskiyen kısım, eskimeyen kısım

Arama becerisi genelde tek parça sayılır, değil. Sorgu kurma tarafı tamamen araca bağlı: tırnak içinde tam ifade, site: operatörü, tarih filtresi. Bunlar on yılda bir baştan öğrenilir, üstelik bugün pek çok insanın sorusu arama kutusuna değil bir dil modeline gidiyor ve orada operatör bilgisinin karşılığı yok.

Ayakta kalan kısım, gelen cevabı tartma alışkanlığı. Kim söylemiş, ne zaman söylemiş, içindeki sayı nereye kadar izlenebiliyor. Akıcılık güvenilirlik işareti değildir; metnin düzgün olması kaynağının olduğunu göstermez. Bir modelin verdiği cevapta da arama sonucunun üçüncü satırında da ölçüt aynı kalıyor. Öğretilecek şey sorgu söz dizimi değil, bu ölçüt.

Sorunu ikiye bölmek

Hata ayıklama listelerde programcı işi gibi görünür, oysa en aktarılabilir beceri burada duruyor. Yöntemin tamamı şu: her denemede olasılık kümesini yarıya indir.

Otuz iki olası nedeni tek tek denerseniz ortalama on altı denemede bulursunuz. Her denemede kümeyi ikiye bölerseniz beş deneme yeter. Pratikte şuna benziyor: form gönderilmiyor. Başka tarayıcıda dene (tarayıcı mı, değil mi), başka hesapla dene (hesap mı, değil mi), telefon hattından dene (ağ mı, değil mi). Üç deneme, sekiz ihtimali bire indirir.

Bunu yapmayan kişi destek kaydına "çalışmıyor" yazıp bekler. Yapan kişi "Chrome'da olmuyor, Firefox'ta oluyor" yazar, ve ikinci kayıt genelde aynı gün kapanır.

Bilgi yükünü filtreyle değil kaynakta kesmek

Gelen kutusu dolduğunda ilk akla gelen çözüm filtre kurmaktır. Filtre, her biri sonradan bakım isteyen küçük kurallar yığını üretir; altı ay sonra bir e-posta kaybolduğunda nedenini bulmak için kendi kurallarınızı ayıklamaya oturursunuz. Daha kısa yol aboneliği iptal etmek.

Bildirimlerde varsayılanı ters çevir: hepsi kapalı başlasın, anlık cevap gerçekten gereken iki uygulamayı tek tek aç. Bu bir zaman yönetimi felsefesi değil, on dakikalık bir ayar işi.

Yaptığın şeyi başkasına verip susmak

Kullanılabilirlik testi, kendi işine dışarıdan bakma becerisinin en somut ve öğrenilmesi en kolay hali. Birine ekranı ver, ne yapması gerektiğini söyle, sonra konuşma. Nerede durakladığını not al. Buradaki tek gerçek zorluk açıklama yapma isteği, çünkü açıkladığın anda testi bozuyorsun.

Nielsen'in meşhur "beş kullanıcı yeter" kuralı doğru, ama eksik aktarılıyor: beş kişinin doğru beş kişi olması şart. Ürünü zaten bilen beş iş arkadaşıyla yapılan test, ürünün sorunsuz olduğunu değil o beş kişinin ürünü bildiğini gösterir. Hiç tanımadığınız bir kişiyle yapılan tek oturum, tanıdığınız beşiyle yapılandan fazla şey söyler.