Chartjunk: Grafikte Neyi Silersiniz, Neyi Silmezsiniz
Bir grafikte ne kadar mürekkep varsa, okuyucunun ayıklaması gereken o kadar şey var. Chartjunk tartışması buradan doğdu: gölge, 3D efekt, arka plan deseni ve dekoratif çerçeveler veriyi anlatmaz, veriyi geciktirir. Ama "süs kötüdür" kuralını olduğu gibi uygulamak da hatalı. Asıl soru hangi ögenin silindiğinde okuyucuya bir şeye mal olduğu.
Veri-mürekkep oranı bir hedef değil, kontrol sorusu
Edward Tufte'nin veri-mürekkep oranı, grafikteki toplam mürekkebin ne kadarının veriyi taşıdığını sorar. Oran olarak bakınca tuhaf bir sonuca varırsınız: grafiği tamamen silerseniz oran teorik en iyi noktasına gider. Oranı büyütmek tek başına amaç olamaz. İşe yarayan kısmı, her öge için tek bir soruyu sormaya zorlamasıdır. Bu öge silinirse okuyucu neyi kaybeder?
Grid çizgileri iyi örnek. Okuyucu çubukları yalnızca birbiriyle karşılaştıracaksa gridin katkısı yok, silin. Ama grafiğin işi "bu ay hedefin üstünde miyiz" sorusunu cevaplamaksa, hedef değerine denk gelen tek bir çizgi grafiğin en değerli ögesidir; gridin tamamını temizlerken o çizgiyi de götürmek sadeleştirme değil, bilgi kaybı.
Silinmesi okuyucuya hiçbir şeye mal olmayan ögeler ise tartışmasız:
- Çubukların ve dilimlerin arkasındaki gradyan ve doku dolgular
- Gölgeler ve dış çerçeveler
- Veriyle ilişkisi olmayan dekoratif ikonlar
- Aynı bilgiyi hem eksende hem etikette hem lejantta tekrarlayan katmanlar
3D efekt tam olarak neyi bozar
Cleveland ve McGill'in 1984 tarihli çalışması, insanların ortak bir eksen üzerindeki konumu en doğru, açı ve alanı ise belirgin biçimde daha hatalı okuduğunu gösterdi. Pasta grafiği zaten bu sıralamanın alt basamaklarında çalışır, çünkü okuyucudan açı ve alan tahmini ister.
Üstüne 3D eklemek kalan payı da harcar. Daireyi eğdiğinizde şekil elipse döner ve dikey eksen kısalır; alan oranları kabaca korunsa bile okunan açılar bozulur, üstelik öne bakan dilimlerin yan duvarı fazladan mürekkep olarak görünür. Sonuç, eşit iki dilimden öndekinin büyük görünmesidir. 3D pasta grafiğin savunulabildiği bir durum yok. Dört dilimi geçen her karşılaştırmada da çubuk grafiğe geçin.
Lejant mı, doğrudan etiket mi
Lejant okuyucuya iş yükler: renge bakar, gözünü lejanta taşır, eşleştirir, grafiğe döner. Üç dört serilik çizgi grafiklerde bu yükü kaldırmanın yolu belli, serinin adını son veri noktasının yanına yazmak. Elle çizilen grafiklerde herkes böyle yapıyor, kodla üretilenlerde kimse yapmıyor, çünkü kütüphanelerin varsayılanı lejant ve doğrudan etiketleme çakışma çözümü ister; iki seri birbirine yaklaştığında etiketlerin üst üste binmemesi için küçük bir yerleştirme mantığı yazmanız gerekir (bunun hâlâ çoğu kütüphanede hazır gelmemesini garip buluyorum).
Sınır da burada. Seri sayısı beşi geçtiğinde doğrudan etiketleme kendi karmaşasını üretir, etiketler birbirini iter ve çizim alanı daralır. O noktada lejant daha temiz çözümdür. Az seride doğrudan etiket, çok seride lejant; seri sayısı gerçekten fazlaysa grafiği bölmek genelde ikisinden de iyi sonuç verir.
Her süsleme chartjunk değil
Süslemenin zararlı olduğu, sınanmış bir gerçek gibi aktarılır. Bateman ve arkadaşlarının 2010 tarihli "Useful Junk?" çalışması bunu doğrudan test etti: Nigel Holmes'un yoğun biçimde resimlenmiş grafikleriyle aynı verinin sade versiyonunu karşılaştırdılar. Okuma doğruluğunda anlamlı fark çıkmadı, hatırlama ise aradan zaman geçtikten sonra resimli versiyonda daha iyiydi.
Bu sonuç süslemeyi serbest bırakmaz; tek bir çalışma ve dar bir grafik kümesi. Ama ayrımı net kuruyor. Bir kere görülecek, akılda kalması istenen bir sunum ya da afiş grafiğinde görsel bir tutamak işe yarar. Her gün açılan, değer okunan, karar verilen bir panoda aynı süsleme yalnızca gecikme üretir. Aynı grafiği hem panoya hem sunuma koyup ikisinde de doğru çalışmasını beklemeyin.
Anlamı renge emanet etmeyin
Sadeleştirme çoğu zaman şuraya varır: lejant gider, çerçeve gider, seriler arasındaki ayrım tek başına renge kalır. Kırmızı ile yeşili ayırmakta zorlanan bir okuyucu için o grafik artık bilgi taşımıyor. Renk ayrımı çalıştığında bile tek taşıyıcı olmamalı; seriyi adıyla etiketleyin, çizgi desenini değiştirin, eşik değerini metinle de yazın.
Paleti gözle seçmeyin. ColorBrewer gibi renk körlüğüne göre filtrelenebilen hazır paletler bu işi çözüyor. Hızlı kontrol için grafiğin ekran görüntüsünü gri tonlamaya çevirin. Seriler hâlâ ayırt ediliyorsa tasarım sağlamdır; ayırt edilmiyorsa rengin üstünde taşıyamayacağı bir yük var demektir.