Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Hızlı Arayüz Her Zaman İyi Arayüz Değildir

Arayüzde Hız, Anlama ve Yanlış Tıklama Dengesi

Bir arayüzün hızlı olması onu iyi yapmaz. Milisaniye kovalayan ekipler çoğu zaman kullanıcının yanlış düğmeye ne kadar çabuk bastığını da artırır. Sorulması gereken soru şu: kullanıcı işlemi doğru tamamlıyor mu, yoksa sadece erken mi bitiriyor?

Hız, ölçmesi kolay olduğu için hedef oldu

Yükleme süresi bir sayıdır. Panele koyarsın, haftadan haftaya düşer, herkes memnun olur. Kullanıcının doğru ürünü seçip seçmediği ise kolay kolay sayıya dönüşmez, o yüzden gündemden düşer. 400 milisaniyede açılan ama yanlış bedeni sepete ekleyen bir ödeme akışı hızlıdır ve işe yaramaz.

Hızın gerçekten kazandırdığı yer dar: beklemenin kullanıcıyı işten kopardığı anlar. Arama sonucu, sayfa geçişi, form gönderimi. Bunun ötesinde hız bir kalite göstergesi değil, ölçülmesi en ucuz olan gösterge.

"Kullanıcılar kelimelerin %28'ini okuyor" ne diyor, ne demiyor

Bu rakam Nielsen Norman Group'un 2008 tarihli analizinden geliyor ve genelde "metni yarıya indir" tavsiyesinin gerekçesi yapılıyor. Analizin yöntemi, sayfada geçirilen süreyle kelime sayısını karşılaştırmaktı. Yani hangi kelimelerin okunduğunu değil, kaç kelimelik bir okumaya vakit kaldığını söylüyor.

Aradaki fark işe yarar bir fark. Metni kısaltmak tek başına bir şey çözmez; kararı değiştirecek bilgiyi okunma ihtimali en yüksek yere, başlığa ve ilk cümleye taşımak çözer. Fiyat ya da iade koşulu üçüncü paragrafta duruyorsa hiç yazılmamış sayılır. Aynı analizden "kullanıcı okumuyor, o halde açıklama yazmayalım" sonucunu çıkaran arayüzler de var; onlar da kullanıcıyı destek hattına yönlendiriyor.

Onay kutusu yanlış tıklamayı önlemiyor

Klasik öneri şudur: kullanıcı fazla hızlı gidiyorsa araya bir onay adımı, bir uyarı, hatta küçük bir gecikme koy. Onay kutusunun üçüncü görülüşünde ne olduğunu herkes bilir. Kullanıcı soruyu okumadan Evet'e basar, çünkü ilk ikisinde de bir şey olmamıştır. Alışkanlık, uyarıyı uyarı olmaktan çıkarır.

Yapay gecikme daha kötüsü. Doğru işi yapan kullanıcıyı, yanlış yapabilecek kullanıcı adına bekletirsin; aynı ekranı günde otuz kez açan bir operatör için bu tasarım kararı değil, iş yavaşlatmadır.

Çalışan yol geri almadır. İşlem tıklamayla değil, birkaç saniye sonra kesinleşir ve kullanıcı bu aralıkta vazgeçebilir; vazgeçmezse hiçbir ek adım ödemez. Bunun bedeli arayüzde değil veride: kaydı anında silmemek, bir durum alanı tutmak ve temizliği arka plana almak gerekir. Yani "geri al düğmesi ekleyelim" bir tasarım isteği gibi görünse de şema kararıdır (tasarım dosyalarında bu satırın maliyeti hiç görünmüyor).

Onay ekranını geri alınamayan ve seyrek yapılan işlere sakla: hesap kapatma, para transferi. Her silme için soru soran arayüz, hiç soru sormayan arayüzle aynı yere varır.

Menüdeki sorun hız değil, ayırt edilebilirlik

"Kullanıcı aceleci davranıp yanlış menüye giriyor" teşhisi çoğu zaman yanlış. Kullanıcı aceleci, doğru; ama yanlış yere gitmesinin sebebi iki etiketin birbirinden ayrılamaması. Hizmetlerimiz ile Çözümlerimiz yan yana duruyorsa kullanıcının hangisine tıklayacağını bilmesi beklenemez. Burada yapılacak iş menüyü yavaşlatmak değil, etiketleri kullanıcının kafasındaki kelimelerle değiştirmek ve yanlış girilen sayfadan çıkışı ucuzlatmak.

Peki SEO tarafı?

Yükleme süresi arama motorları için bir eşik, kaldıraç değil. Sayfa kabul edilebilir aralığın altındaysa zarar görürsün, üstüne çıktıktan sonra her yüz milisaniyelik kazanç sıralamaya aynı oranda yansımaz. Aradığı cevabı bulamayan ziyaretçinin geri dönmesi, hiçbir performans iyileştirmesiyle telafi edilmiyor.