Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Kişiselleştirme mi Özelleştirme mi: Kontrol Kimde Olmalı

Kişiselleştirme ve Özelleştirme Arasındaki Fark

Kişiselleştirme ve özelleştirme aynı soruyu farklı yerden cevaplar: arayüzün nasıl görüneceğine kim karar verir. Kişiselleştirmede karar sistemde, özelleştirmede kullanıcıda. Bu ayrım kozmetik değil; hatayı kimin yapacağını, hatanın fark edilip edilmeyeceğini ve faturanın nereye çıkacağını belirler.

Kontrol kimde

Kişiselleştirme, sistemin elindeki veriyle tahmin yürütmesidir. Geçmiş siparişlere göre ürün önerisi, konuma göre mağaza listesi, role göre açılan yönetim paneli. Kullanıcı hiçbir şey yapmaz, ekran zaten ona göre gelir.

Özelleştirme bunun tersi. Kullanıcı ayarı açar, yazı tipini büyütür, menüyü yeniden dizer, temayı koyuya alır. Sonuç tam istediği şeydir, çünkü kararı kendisi vermiştir.

Buraya kadarı her yazıda var. Asıl mesele ikisinin de kendi yükünü getirmesi.

Özelleştirmenin çoğu boşa gider

Kullanıcıların büyük bölümü ayar ekranını hiç açmaz. Bu yüzden özelleştirme bir tasarım kararı değil, tasarım kararından kaçıştır: iki seçenek arasında karar veremeyince ikisini de koyup tercihi kullanıcıya bırakmak, aslında kararı ertelemektir. Ayar paneline gömülen bir davranış, çoğunluk için var olmayan bir davranıştır.

Bu yüzden özelleştirme sunulan bir üründe asıl tasarım işi varsayılanlardadır. Ayar listesi ne kadar uzarsa uzasın, kullanıcının gördüğü şey ilk açılıştaki haldir.

İkinci yük test tarafında. Dört tema, üç yazı tipi boyutu ve iki yoğunluk seçeneği sunduğunuzda ortaya 24 farklı görünüm çıkar, ve kontrast oranını bunların hepsinde ayrı ayrı doğrulamanız gerekir. Erişilebilirlik iddiası taşıyan bir arayüzde bu doğrulama isteğe bağlı değildir. Seçenek eklemek ucuz görünür, bakımı ucuz değildir.

Kişiselleştirmenin hatası görünmez

Özelleştirme yanlış gittiğinde kullanıcı bunu bilir. Yazı tipini fazla büyütmüştür, geri alır. Kişiselleştirme yanlış gittiğinde kimse bilmez. Sistem kullanıcıya lazım olan menüyü "bu kişi bunu kullanmıyor" diye geri plana attığında, kullanıcı o menünün var olduğunu öğrenemez bile. Hatanın sessiz olması, hatanın küçük olduğu anlamına gelmez.

Bu yüzden kişiselleştirmeyi eksiltmek için değil, sıralamak için kullanmak gerekir. Sık kullanılanı öne al, kullanılmayanı sil değil aşağı indir. "Bu kullanıcıya göstermeyelim" kararı, veriden çıkan bir sonuç değil, veriye yüklenen bir cesarettir.

Bir de önbellek faturası var

Kişiselleştirilmiş sayfa, her kullanıcı için farklı HTML üretir. Tam sayfa önbelleği o noktada devre dışı kalır, çünkü önbellekte tutulacak tek bir sayfa kalmamıştır. Bir kurumsal sitede ana sayfaya role göre değişen bir öneri bloğu eklemiştik, blok tek başına küçüktü ama sayfanın tamamı dinamikleştiği için önbellek isabet oranı çöktü ve yoğun saatlerde sunucu tarafı fark edilir biçimde ağırlaştı.

Çözüm kişiselleştirmeden vazgeçmek değil, onu sayfanın geneline yaymamak. Kişiye özel kısmı tek bir parçaya hapsedin, o parçayı ayrı bir istekle yükleyin, sayfanın kalanı herkes için aynı kalsın ve önbellekte dursun. Bu ayrımı baştan kurmak birkaç saatlik iştir; sonradan sökmek sayfa şablonunu yeniden yazmak demektir.

Hangisi nerede

Kişiselleştirme, tahminin ölçülebildiği ve yanlışın ucuz olduğu yerlerde çalışır: öneri listeleri, son görüntülenenler, role göre açılan paneller. Bunların ortak özelliği, sistem yanlış tahmin ettiğinde kullanıcının hâlâ aradığına başka bir yoldan ulaşabilmesidir.

Özelleştirme ise tercihin gerçekten kişisel ve kalıcı olduğu yerlere aittir. Yazı tipi boyutu, arayüz yoğunluğu, bildirim ayarları, dil. Burada sistemin tahmin edecek verisi yoktur; kullanıcının ne istediğini yalnızca kullanıcı bilir. Erişilebilirlikle ilgili ayarlar bu kümede pazarlık konusu bile değildir.

İkisini de denemeden önce yapılacak bir iş var: temel arayüzün kendi başına çalışması. Kişiselleştirme de özelleştirme de kötü bir bilgi mimarisini düzeltmez, üstünü örter. Arama kutusu işe yaramıyorsa, kullanıcıya menüyü yeniden dizme hakkı vermek çözüm değildir.