Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Kullanılabilirlik Kılavuzlarına Uyum: Skoru Değil Akışı Düzeltmek

Kullanılabilirlik uyum skoru neyi ölçer, neyi kaçırır?

Kullanılabilirlik kılavuzlarına uyum çoğu yerde tek bir yüzdeye indirgeniyor: listedeki maddelerin kaçı işaretli. Skor yükselirken ödeme adımında insanların takıldığı yer aynı kalabiliyor, çünkü listedeki maddeler eşit ağırlıkta değil. Asıl soru, uyum oranını artırmakla arayüzü gerçekten kolaylaştırmanın ne zaman aynı şey olduğu.

Uyum skoru neyi ölçer

Kılavuzlar, farklı sitelerde tekrar tekrar gözlenmiş kullanıcı davranışlarının damıtılmış hali. Baymard Institute gibi kurumların e-ticaret kıyaslamaları bu türden derlemelerin en bilinenleri. Faydası tartışmasız; sorun kılavuzda değil, kılavuzun puana çevrilme biçiminde.

Yüz maddelik bir listede renk isimlerini açık yazmak da ödeme formunda hatalı girişten sonra alanları temizlememek de birer madde. Birincisini bir öğleden sonrada kapatırsın, ikincisi sipariş kaybettirir. Skoru artırmaya çalışan ekip doğal olarak ucuz maddelerden başlar ve oran yükselirken satın alma akışı olduğu yerde kalır. Peki skor düşerken deneyim iyileşebilir mi? Evet: bir sepete tek adımda ürün ekleme kararı, ürün varyantlarıyla ilgili birkaç maddeyi anlamsızlaştırıp oranı aşağı çeker.

Bu yüzden uyum listesini kapsama ölçüsü değil, hipotez listesi olarak okumak daha doğru. Her madde "burada bir sorun olabilir" diyor, "bunu düzeltirsen kazanırsın" demiyor.

Her seçeneği göstermek ile sadeleştirmek çelişir mi

Kılavuzların ikisi de doğru diye tekrarlanır: tüm ürün seçeneklerini tek sayfada göster, bir yandan da arayüzü sadeleştir. İlk bakışta çelişiyorlar.

Çelişmiyorlar, çünkü sadelik ekrandaki eleman sayısı değil, kullanıcının vermek zorunda kaldığı karar sayısı. Yedi rengi tek sayfada göstermek bir karar üretir. Aynı yedi rengi açılır menüye saklamak karar sayısını azaltmaz, sadece kullanıcının seçeneklerin varlığını keşfetmesini geciktirir ve geri dönmesini gerektirir. Kesmen gereken şey seçeneğin görünürlüğü değil, seçeneğin kendisi: birbirinden ayırt edilemeyen üç varyantı katalogdan çıkarmak, hepsini menüye tıkıştırmaktan daha çok işe yarar.

Aramada varsayılanı doğru seç

Tek kutulu arama, kategori seçtiren çok adımlı arama modüllerinden neredeyse her zaman iyi çalışır. Kritik olan kutunun yanındaki görünmez varsayılan: sorgu tüm sitede mi çalışıyor, yoksa kullanıcının o an bulunduğu kategoride mi?

Kategori içi arama teknik olarak makul görünür, kullanıcı için değil. Ziyaretçi çoğu zaman hangi kategoride olduğunu takip etmez; ürünü sitede aradığını sanır, sıfır sonuç görür ve o ürünün stokta olmadığı sonucuna varır. Varsayılan tüm site olsun, daraltmayı sonuç sayfasında filtre olarak sun. Sıfır sonuç sayfası da boş kalmasın: aranan metni tekrar göster, yazım denemesi öner, kategori kırılımını listele.

Formda azaltılacak şey alan sayısı değil

Ödeme formunu kısaltmak popüler bir tavsiye ama zorunlu bilgi zorunludur; adres alanını silemezsin. Azaltılabilecek olan, kullanıcının klavyeyle üretmek zorunda kaldığı karakter sayısı.

Bunun kod tarafındaki karşılığı tarayıcının otomatik doldurmasına doğru sinyali vermektir: autocomplete="given-name", family-name, postal-code, cc-number, SMS kodu alanı için one-time-code. Bir e-ticaret projesinde ödeme adımını en çok hızlandıran değişiklik alan silmek değil, mevcut alanlara bu token'ları doğru yazmak oldu; formun görünümü hiç değişmemişti. Hata mesajlarında da kural basit: hatalı alanı temizleme, kullanıcının girdiğini bırak, neyin yanlış olduğunu alanın yanında söyle.

Neyi ölçmeli

Uyum oranı bir rapor metriği, iyileştirme metriği değil. Beş kişiyle yapılan gözlemli bir testte "şu ürünü satın al" görevinin kaç kişide takıldığını saymak, yüz maddelik listenin kaçının işaretli olduğunu bilmekten daha çok şey anlatır. Kılavuzu, testte gördüğün takılmanın adını koymak için kullan; testin yerine değil.