PC Forum 2001'in Arayüz Fikirlerinden Hangisi Tuttu
2001'de Arizona'da toplanan PC Forum konferansında konuşulanların çoğu, arayüz tarafında bugün hâlâ tartıştığımız şeylerin ilk hali. Şifre yerine yüz, basılı kâğıttan bağlantıya atlamak, tarayıcının ne kadar sade olması gerektiği. Yirmi yıl sonra hangisinin tuttuğuna bakmak, o günün fikirlerinden çok tutma sebeplerini gösteriyor.
Şifre yerine yüz: tanımayı hatırlamaya tercih etmek
Konferansta öne çıkan önerilerden biri, kullanıcıdan bir dizi karakteri hatırlamasını istemek yerine ona tanıdık yüzler gösterip seçtirmekti. Dayanağı sağlam: insan hatırlamakta zorlanır, tanımakta zorlanmaz. Menüde görünen komutun akılda tutulması gereken komuta üstünlüğü de aynı yerden gelir.
Peki girişte neden tutmadı? Çünkü tanıma temelli giriş, hatırlama sorununu çözerken iki yeni sorun getiriyor. Birincisi süre: tek alana yazılan parola tek işlemdir, ızgaradan yüz seçmek arka arkaya birkaç turdur. Günde bir kez giriliyorsa katlanılır, günde on kez değil. İkincisi omuz sörfü: yazılan parola yıldızla gizlenir, ekranda seçilen yüz gizlenemez.
Tuttuğu yer başka oldu. Yüz bugün gerçekten girişte kullanılıyor, ama kullanıcının seçtiği bir şey olarak değil, cihazın okuduğu bir şey olarak. Sorun aynı kaldı, işin hangi tarafta durduğu değişti: yük kullanıcıdan alınıp donanıma verildi.
Basılı sayfadan bağlantıya ve kör tıklama sorunu
Konferansta tanıtılan FindTheDot, kartvizite ya da gazete ilanına basılan özel bir noktayı küçük bir okuyucuyla temas ettirip ilgili sayfayı açıyordu. Fikir doğruydu. Basılı sayfa ile ekran arasındaki boşluk gerçekten can sıkıcıydı ve o boşluk sonunda kapandı, sadece bu cihazla kapanmadı.
Aradaki fark yöntemin zarafeti değil, denemenin kullanıcıya kaça mal olduğu. FindTheDot için masada ayrı bir okuyucu bulunması gerekiyordu, kimsenin masasında yoktu. Kare kodun kazanma sebebi daha iyi bir okuma yöntemi olması değil, okuyucunun zaten herkesin cebinde olması. Yeni bir etkileşim fikrini değerlendirirken sorulacak ilk soru genelde bu: kullanıcı bunu denemek için önce ne edinmek zorunda?
Bir de o gün konuşulmayan taraf var. Basılı bir nokta nereye gittiğini gösteremez. Bağlantının üzerine gelince adresini görebildiğiniz web'in aksine kâğıttaki işaret kör tıklamadır, kare kodlar bu güven açığını bugün hâlâ taşıyor. Duvardaki kodun üstüne sahte kod yapıştırma vakaları doğrudan bu eksikten besleniyor.
Sadelik ile güç arasındaki denge
Konferansın bir başka başlığı, genel amaçlı güçlü araçlarla sade arayüzler arasındaki dengeydi; örnek olarak da tarayıcılar verilmişti. Tartışma bitmedi, yer değiştirdi. Aynı gerilim bugün uygulama içi ayar panellerinde ve yönetim arayüzlerinde yaşanıyor: her istek bir seçenek olarak eklendiğinde ürün, kimsenin aradığını bulamadığı bir tercihler listesine dönüşüyor.
Peki ya sadelik her durumda doğru cevap olsaydı? Değil. Günde sekiz saat aynı ekranda çalışan biri için gizlenmiş her seçenek fazladan tıklamadır, kısayol ve yoğun ekran onun lehinedir. Ayrımı belirleyen şey ürünün estetiği değil kullanım sıklığı, ve bu ölçüt 2001'de de aynı yerde duruyordu.
Geriye bakınca
Üç fikir de doğru sorunu görmüştü. Aralarındaki fark, kullanıcıdan ne kadar yeni davranış istedikleriydi: yeni bir cihaz edinmesini şart koşan kayboldu, var olan bir alışkanlığın üstüne binen kaldı. Bir etkileşim önerisini elemenin en hızlı yolu hâlâ bu soru.