Sinyal-Gürültü Oranı: Arayüzde Neyi Keseceğinizi Seçmek
Sinyal-gürültü oranı arayüzde tek bir şeyi ölçer: kullanıcının o an işine yarayan ögelerin, yaramayanlara oranı. Oranı yükseltmenin iki yolu varmış gibi görünür, sinyali büyütmek ya da gürültüyü kesmek. Pratikte yalnızca ikincisi işe yarar, çünkü vurgu ekleyerek yükselttiğiniz şey oran değil toplam yoğunluktur.
Vurgu eklemek oranı yükseltmez
Bir liste düşünün: on madde, hepsinin ilk üç kelimesi kalın. Kalın yazı burada hiçbir şey söylemez, çünkü ayırt ettiği bir şey kalmamıştır. Vurgu göreli çalışır, on maddenin onunu vurgulamak sıfırını vurgulamakla aynı kapıya çıkar. Aynısı ikonlar, renkli kutular ve uyarı bantları için de geçerli.
Oran sonuçta bir bölme işlemi. Payı büyütmeye çalışırken aynı ögeyi paydaya da eklediğiniz için sonuç yerinde sayar, sayfa yorucu hale geldiği ölçüde de geriler. Sinyali öne çıkarmanın gerçek yolu çevresini boşaltmak. Bir butonu görünür kılmak istiyorsanız onu büyütmek yerine yanındaki üç bağlantıyı kaldırın.
Gürültü kullanıcıya göre değişir
Havayolu sitesinde bilet alacak kişi için rezervasyon formu sinyal, kampanya kutusu gürültüdür. Aynı kutu, indirim kovalayan biri için tam tersi. Sayfadaki hiçbir öge kendi başına gürültü değil; ziyaretçinin o anki niyetine göre taraf değiştirir.
Bundan çıkan sonuç ögeleri silmek değil, yerlerini sabitlemek. Kullanıcı bir bloğun her sayfada aynı yerde durduğunu öğrendiğinde onu görmezden gelmesi bedavaya gelir, lazım olduğunda da nerede arayacağını bilir. Asıl zararlı gürültü beklenmedik yerde çıkanıdır: metnin ortasına giren banner, kaydırırken beliren katman, iki saniye sonra açılan bülten kutusu. Sabit ve sıkıcı bir kenar çubuğu, hareketli bir ana alan ögesinden çok daha az rahatsız eder.
Kesilecekler
- İçerikle ilgisi olmayan büyük dekoratif görseller
- Kendiliğinden başlayan animasyonlar ve otomatik dönen sliderlar (bunların dönüşüme katkısını henüz gören olmadı)
- Aynı hedefe giden tekrarlı menü ve butonlar
- Sayfanın kendi işi bitmeden tıklanan dış bağlantılar
Son madde en zoru, çünkü genelde birilerinin özellikle istediği bağlantılardır. Ölçüsü basit: o bağlantı ziyaretçiyi sayfanın amacına ulaşmadan dışarı çıkarıyorsa, sayfaya zarar veriyordur.
Metinde sinyal nerede durur
Ters piramit hâlâ en pratik kural. Sonucu ilk paragrafa koyun, gerekçeyi altına. Okuyucuların çoğu ikinci ekrana inmiyor, inenler de aradığını bulduğu yerde duruyor.
Listeler burada iki ucu keskin. Gerçekten liste olan şey, yani adımlar, seçenekler, kontrol maddeleri, madde işaretiyle hızlanır. Akan bir düşünceyi zorla maddelere bölmek ise cümleler arasındaki bağı siler ve o bağı kurma işini okuyucuya bırakır. Bir sayfada peş peşe üç liste varsa ikisi muhtemelen paragraf olmalıydı.
Bunun adı minimalizm değil
İkisi sık karıştırılıyor. Minimalizm estetik bir tercih, sinyal-gürültü ise işlevsel bir ölçü. Bol boşluklu, üç ögeli bir sayfa, kullanıcının aradığı bilgi orada değilse düşük orana sahiptir; bilgiyi bir alt sayfaya itmek gürültüyü azaltmaz, yalnızca görünmez yapar. Buna karşılık kalabalık bir uçuş takip ekranı, gösterdiği her sütun operatörün işine yarıyorsa yüksek orandadır.
Ölçüyü sayfanın doluluğuna değil kullanıcının işine bağlayın. "Bu sayfaya gelen kişi ne yapmaya geldi, bu öge ona yarıyor mu" sorusunun cevabı hayırsa, öge ne kadar zarif olursa olsun gürültüdür.