Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Üretkenlik Artışı Ne Zaman Gerçekten Ekonomik Değere Dönüşür?

Kullanılabilirlik Kazançlarını Paraya Çevirmenin Sınırları

Bir kullanılabilirlik iyileştirmesinin kazandırdığı zamanı hesaplamak kolaydır: kazanılan saniyeyi tekrar sayısıyla çarparsın, karşına yıllık saatler çıkar. Zor olan, o saatlerin gerçekten bir yere gittiğini göstermek. Üretkenlik iddialarının çoğu tam bu iki adım arasında çöküyor.

Kullanılabilirlik zamanı nerede kazandırır

Kazancın üç kaynağı var ve üçü birbirine hiç benzemiyor.

Birincisi öğrenme süresi. Yeni bir çalışanın sistemi kullanabilir hale gelmesi üç gün yerine bir gün sürüyorsa, aradaki iki gün takvimde duran, faturası kesilebilen bir blok.

İkincisi tekrar eden görevlerde işlem süresi. Bir kaydı açmak sekiz tık yerine üç tıkla yapılıyor. Bu kazanç küçük parçalar halinde geliyor ve toplanması en zor olanı.

Üçüncüsü hata ve düzeltme. Yanlış alana girilen bir veri, sonradan onu bulan kişinin yarım gününü alır. Genellikle en büyük kalem burasıdır, çünkü hatanın maliyeti hatayı yapan kişinin süresiyle sınırlı kalmaz. Ölçülmesi en çok ihmal edilen kalem de yine bu.

Saniyeleri toplarken ne oluyor

Klasik hesabı yapalım. Bir işlemden iki saniye kazandın. Çalışan bunu günde 40 kez yapıyor, yılda 220 iş günü çalışıyor. 2 × 40 × 220 = 17.600 saniye, yani kişi başına yılda yaklaşık 4,9 saat. Yüz kişilik bir ekipte 490 saat. Sunumda etkileyici duruyor.

Sorun şu: o 490 saat kimsenin takviminde blok olarak durmuyor. İki saniyelik parçalar halinde dağılmış durumda ve iki saniyeyle yeni bir iş başlatılmıyor. Dağılmış kazanç, kişinin gün içinde biraz daha az yorulmasına yarar; bu değersiz değil ama muhasebeye girmez.

Kazanç iki durumda toplanabilir hale gelir. Birincisi, bir adımın tamamı ortadan kalktığında: bir onay turu, bir form, iki sistem arasındaki elle dosya aktarımı. Burada kazanç saniye değil, kesintisiz bir süre. İkincisi, bekleme bir eşiğin altına indiğinde. Rapor 40 saniyede değil 2 saniyede geliyorsa kullanıcı onu artık “sonra bakarım” diye ertelemiyor, yerinde bakıyor. Değişen şey süre değil, davranış.

Kazanılan zamanın parasal karşılığı

Yaygın yöntem, kazanılan saati ortalama saatlik ücretle çarpmak. Bu çarpım gerçek değeri değil, üst sınırı verir. Sonuç, boşalan zamanın yerine ne konduğuna bağlı: kimse yeni bir iş yüklemiyorsa kazanç kağıt üstünde kalır.

Eğitim süresindeki düşüşü, tıklama başına kazanılan saniyelerden daha güvenilir bir gösterge bulurum. Birincisi takvimde duran, işe alım planına giren somut bir blok; ikincisi tahmin üstüne kurulu bir çarpım ve hemen her zaman iyimser tarafa sapıyor.

Üretkenlik istihdamı azaltır mı

Kısa vadede bazı pozisyonlarda azalma olabilir, bunu yumuşatmanın anlamı yok. Elle veri girişi yapan bir ekip, giriş otomatikleştiğinde küçülür.

Ekonominin geneline bakınca tablo farklı işliyor. Daha ucuza üretilen hizmet daha çok tüketiliyor, bu da yeni talep ve yeni iş alanları doğuruyor. Ama bu ikisi aynı yerde ve aynı zamanda olmuyor: kaybedilen iş belli bir departmanda bugün, doğan iş başka bir sektörde yıllar sonra. Genel tablonun olumlu olması, geçişin kendiliğinden acısız olacağı anlamına gelmiyor.

Neyi ölçmeli

Laboratuvarda kronometreyle yapılan ölçüm, iyileştirmenin yönünü gösterir, büyüklüğünü göstermez. Gerçek büyüklük sistemin kendi olay kaydından çıkar. Görevin başlangıç ve bitiş olaylarını damgala, aradaki süreyi kaydet.

  • Ortalamaya değil medyana ve 90. yüzdelik dilime bak. Ortalamayı birkaç takılıp kalmış oturum yukarı çeker, gerçek darboğaz da zaten o dilimde saklanır.
  • Tamamlanmayan denemeleri ayrıca say. Vazgeçilen işlem, hızlanan işlemden daha çok şey anlatır.
  • Hata sonrası geri dönüşleri kaydet. Aynı kaydın gün içinde ikinci kez düzenlenmesi, ilk seferde yanlış giden bir şey olduğunun işareti.

Ölçümü değişiklikten önce başlatmak gerekiyor. Sonradan kurulan ölçüm, karşılaştıracak bir taban çizgisi bırakmadığı için iyileştirmenin etkisini de kanıtlayamaz.