Konu Başlıkları
Yükleniyor...

UX Atölyeleri: Beş Tür ve Hangisi Ne Zaman İşe Yarar

Beş UX Atölye Türü ve Doğru Olanı Seçmek

Atölyeyi toplantıdan ayıran şey süresi değil, sonunda elde kalan şey. Aşağıdaki beş tür tasarım sürecinin beş farklı sorusuna karşılık geliyor: ne bilmiyoruz, kullanıcı ne yaşıyor, hangi çözüm, hangi sıra, bu tasarım iyi mi. Yanlış soruya yanlış atölyeyi kurmak, kalabalık bir odanın gününü harcamanın en kolay yolu.

Keşif: odada ne bilinmiyor

Proje başındaki keşif atölyesi, iş hedefleriyle kullanıcı beklentilerinin kesiştiği yeri bulmaktan çok kesişmediği yeri bulmak için işe yarar. Paydaşlar hedefi zaten bildiklerini sanır; herkesin aynı cümleyi başka anladığı atölyede ortaya çıkar. Çıktı bir yol haritası taslağı olabilir, ama daha değerlisi ayrışmaların yazılı kaydı: aylar sonra çıkan biz böyle karar vermiştik tartışmasını bitiren tek şey o kayıt oluyor.

Empati: elinizde araştırma var mı

Empati haritası, persona, müşteri yolculuğu. Üçü de girdi ister. Kullanıcı araştırması yoksa atölyeden çıkan persona, ekibin kendi varsayımlarının güzelce çizilmiş hali olur.

Peki araştırma biter bitmez mi yapmalı? Bulgular taze olsun diye evet, ama bulguları toplayan kişi odada olmak şartıyla. Özet slayt üzerinden yürütülen bir empati atölyesi, kaynağa erişimi olmayan bir yorum turuna dönüşüyor; kimse ham veriye bakıp aslında kullanıcı bunu demedi diyemez.

Tasarım atölyesinin aritmetiği

Design studio modelinde herkes birkaç eskiz çizer, sonra hepsi duvara dizilir. Sekiz kişi üçer eskiz üretirse duvarda yirmi dört fikir birikir. Her birine iki dakika sunum ve kısa eleştiri ayırın, yalnızca o tur kırk sekiz dakika.

Oylama kısmı daha ilginç. Kişi başı üç nokta verdiğinizde yirmi dört oy yirmi dört fikre dağılıyor, fikir başına ortalama bir oy düşüyor ve kazanan, ikinciyi tek oyla geçen fikir oluyor. Oy sayısı fikir sayısına yaklaştıkça sonuç gürültüdür. Çözüm fikirleri baştan kısmak değil: eskizleri önce benzerlik kümelerine ayırın, oylamayı küme üzerinden yapın, oy sayısı seçenek sayısının birkaç katı olsun.

Önceliklendirme: sıralamayı kimin bilgisi yapıyor

Fikirleri değere göre sıralamak odadaki herkesin yapabileceği bir iş. Maliyete göre sıralamak değil. Önceliklendirme atölyesinden çıkan listeyi doğrudan yol haritasına bağlamam; arada geliştirme tarafının bu madde iki gün, şu madde veri modelini değiştiriyor dediği kısa bir tur olmazsa liste, en çok oyu alan işin aynı zamanda en pahalı iş olduğu bir plana dönüşebiliyor. O turu atölyenin son yarım saatine sıkıştırmak da yeterli.

Eleştiri: geniş mi, dar mı

Burada yaygın tavsiye kendi içinde çelişiyor. Tasarım atölyesi için katılımcı çeşitliliği ne kadar genişse o kadar iyi denir, eleştiri atölyesi için küçük ekip denir, ikisi yan yana yazılır ve hangisinin ne zaman geçerli olduğu söylenmez.

Ayrım şu: fikir üretirken çeşitlilik kazandırır, çünkü kimsenin uzman olması gerekmiyor. Var olan bir tasarımı değerlendirirken çeşitlilik zarar verebilir, çünkü ölçütü bilmeyen katılımcı kişisel beğeni bildirir ve beğeni uygulanabilir bir geri bildirim değil. Eleştiri oturumunu ölçütü söyleyerek açın: erişilebilirlik mi, akıştaki adım sayısı mı, görsel hiyerarşi mi.

Atölye bittikten sonra

Duvardaki post-it fotoğrafı bir hafta içinde okunamaz hale geliyor. Çıktıyı taşıyan şey fotoğraf değil, kapanışta yazılan üç satır:

  • ne karar verildi,
  • kim yapacak,
  • ne zaman geri bakılacak.

Bu üç satırı yazmayan atölye, iyi geçmiş bir gün olarak hatırlanıyor ve hiçbir şeyi değiştirmiyor.