Göz İzleme Verisini Sayfa Tasarımına Çevirmek
Göz izleme çalışmalarının sonucu neredeyse her yerde aynı cümleyle özetleniyor: insanlar web sayfalarını okumaz, tarar. Doğru, ama bu cümle tek başına hiçbir tasarım kararı vermiyor. İşe yarayan kısım, tarama davranışının başlık yazımını, vurgu kullanımını ve sayfa yapısını somut olarak nasıl değiştirdiği.
Tarama, kötü okuma değil
Ziyaretçi sayfaya geldiğinde henüz okumuyor; okumaya değip değmeyeceğine karar veriyor. Nielsen Norman Group'un F biçimli okuma deseni üzerine çalışması bu kararın nerede verildiğini gösteriyor: ilk satırlar soldan sağa taranıyor, sayfa aşağı indikçe bakış sol kenara doğru daralıyor.
Pratik karşılığı kısa. Yükü paragrafın ilk cümlesine ver. Başlığın ilk üç kelimesini "Bu yazıda" gibi ısınma ifadelerine harcama. "Giriş", "Genel Bakış" tarzı içeriksiz ara başlıkları tamamen at, çünkü tarayan göz onların üstünden atlar ve altındaki paragraf sahipsiz kalır.
Bu deseni bir yasa gibi ezberlemenin faydası yok. Kart listelerinde, tablolarda, güçlü görsel hiyerarşisi olan sayfalarda bakış F çizmiyor. Deseni üreten şey kullanıcı değil, sayfanın kendisi.
Her şeyi vurgularsan hiçbir şeyi vurgulamamış olursun
Bu konudaki yazılarda sık rastlanan bir çelişki var: metin "kritik bilgiyi öne çıkarın" diyor, sonra kendi madde listesindeki maddelerin hepsini kalın yazıyor. Vurgu mutlak değil göreli bir özellik. Kalın yazının işe yaraması, çevresindeki metnin ince olmasına bağlı. Beş maddenin beşi de kalınsa okuyucu açısından liste düz metinden farksız hale gelir, üstelik okuması daha yorucu olur.
Bir ekranda bir vurgu. Gerçekten kaçırılmaması gereken tek şey hangisiyse o.
Sekmedeki başlık da bir arayüz parçası
Kimse tek sekmede gezmiyor. Kullanıcı üç beş sayfayı açıp aralarında gidip geliyor ve o sırada sayfanı temsil eden tek şey daralmış bir sekmenin içindeki birkaç kelime. "Ana Sayfa | Firma Adı" kalıbı orada hiçbir şey ayırt etmez, çünkü görünen kısım hep aynı.
Ayırt edici kelimeyi başa al: önce sayfanın kendi adı, sonra site adı. Aynı mantık breadcrumb ve ziyaret edilmiş bağlantı rengi için de geçerli. İkisi de kullanıcının "burayı zaten gördüm" bilgisini bedavaya veriyor, ikisi de estetik kaygısıyla ilk silinenler arasında.
Ölçmek için kamera gerekmiyor
Göz izleme laboratuvarı kurmak çoğu ekip için gereksiz. Bunu genelde iki kayıtla çözerim: scroll derinliği ve site içi arama sorguları. İlki insanların sayfanın neresinde durduğunu söyler, ikincisi bulamadıkları şeyin adını doğrudan kendi kelimeleriyle verir.
Arama loglarını okumak ayrıca ucuz. Zaten sunucunda duruyorlar, yeni bir araç kurman gerekmiyor, bir akşamda hangi terimin sonuçsuz döndüğünü çıkarabilirsin. Sonuçsuz aramaların ilk yirmi terimi, çoğu zaman bir menü yeniden adlandırmasının tam olarak nereden başlaması gerektiğini söylüyor.
Bunların hiçbiri gözün tam olarak nereye baktığını söylemez. Hangi bölümde durulduğunu, neyin aranıp bulunamadığını söyler. Tasarım kararı vermek için gereken de genelde bu kadarı.