Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Arayüzde Sadelik: Neyi Azaltmak Gerçekten İşe Yarar

Sade Arayüz Tasarımı ve Etkileşim Maliyeti

Sadelik, arayüz tartışmalarında en çok istismar edilen kelime. Çoğunlukla ekrandan öğe silmek anlamında kullanılıyor, oysa silinen öğe yok olmuyor: bir tık arkasına taşınıyor. Sade arayüz az şey gösteren değil, kullanıcının işini en az adımda bitiren arayüzdür. Bu ikisi sık sık birbirinin tersi çıkar.

Görsel sadelik ile etkileşim maliyeti arasındaki takas

Bir menüyü hamburger simgesinin arkasına almak ekranı temizler. Ekran görüntüsü daha iyi görünür, sunumda daha iyi durur. Karşılığında o menüdeki her maddeye erişim bir adım pahalılaşır ve maddenin varlığı görünmez olur; kullanıcı olduğunu bilmediği bir bağlantıya tıklamaz.

Hesap basit. Beş maddelik bir menüyü gizlerseniz, oturum başına o menüye üç kez giden kullanıcıya üç fazladan tıklama yazarsınız ve bunun karşılığında yalnızca boşluk kazanırsınız. Masaüstünde yatayda yeri olan bir menüyü gizlemek bu yüzden kötü bir takas. Dar ekranda durum tersine döner, orada yer gerçekten yok. Aynı kararın iki bağlamda aynı olmaması normal; hatalı olan, birinde işe yaradı diye diğerine taşınması.

Aynı mantık akordeonlar, sekmeler ve “devamını oku” bağlantıları için de geçerli. Bunlar içerik uzunluğunu gizler, azaltmaz. Kullanıcının okuması gereken metni katlayarak sayfayı kısaltmış olmazsınız, sadece kaydırma maliyetini tıklama maliyetine çevirirsiniz. Kaydırma daha ucuzdur.

Hız, sonradan halledilecek bir konu değil

Yükleme süresi bir altyapı meselesi gibi konuşulur ama kararların çoğu tasarım masasında verilir. Tam genişlikte kapak görseli, üç farklı yazı tipi ailesi, giriş animasyonu, gömülü harita: bunların her biri ağırlık ekler ve hiçbiri tasarımcının onayı olmadan sayfaya girmez.

Görsel ağırlığı genelde srcset ve sert bir boyut sınırıyla çözerim, sonradan devreye giren bir sıkıştırma katmanıyla değil. Sıkıştırma zaten büyük olan dosyayı biraz küçültür; asıl kazanç, telefona 2000 piksel genişliğinde bir görselin hiç gitmemesinden gelir. Bu kararın kodda karşılığı birkaç satır, tasarımda karşılığı ise hangi kırılma noktasında hangi görselin gerektiğini baştan söylemek.

Algılanan hız da ayrı bir konu. İçerik yerleştikten sonra kayan düzen, ölçülen süreyi değiştirmese bile kullanıcının deneyimini bozar, çünkü tıklamak üzere olduğu şey yerinden oynar. Görsellere ve reklam alanlarına baştan yer ayırmak bu sorunu bitirir.

Wikipedia'nın sadeliği görsel değil, yapısal

Wikipedia'yı kullanılabilir kılan şey minimal tasarımı değil, metin içine gömülmüş bağlantı ağı. Kullanıcı bir kavramı okurken tam o kavramın geçtiği yerde ilgili sayfaya geçebiliyor, aramaya dönmesi gerekmiyor. Gezinme yapısı içeriğin kendisinin içinde duruyor.

Kurumsal sitelerde bunun karşılığı sayfa altındaki otomatik “ilgili içerikler” bloğu sanılıyor. Değil. Etikete ya da kategoriye bakarak üretilen o listeler çoğunlukla gürültü üretir, tıklanma oranları düşüktür ve kullanıcı onları banner körlüğüyle atlar. İşe yarayan şey, metnin içinde, bağlamı belli, elle konmuş bağlantıdır. Bunun maliyeti editoryal emektir ve bu maliyet ödenmediği sürece hiçbir otomatik blok yerini doldurmaz.

Yeniden tasarımın görünmeyen faturası

Her yeni akım bir yeniden tasarım baskısı üretir. Faturası şurada: geri gelen kullanıcı, önceki arayüzde nerede ne olduğunu öğrenmişti. Yeniden tasarım o öğrenmeyi sıfırlar. Yeni düzen eskisinden ölçülebilir biçimde iyi değilse, net sonuç eksidir; kullanıcı hiçbir kazanç almadan yeniden öğrenme maliyetini ödemiş olur.

Bu yüzden arayüz değişikliğinin savunması “daha modern duruyor” olamaz. Savunma, hangi görevin hangi adımının kısaldığı üzerinden kurulur. Kısalan bir adım yoksa değişiklik ertelenir. Sadelik iddiası da tam olarak burada sınanır: ekranı temizleyip işi uzatan tasarım sade değildir, sadece boş görünür.