İkon Kullanılabilirliği: Tanıma, Yorumlama ve Testin Kör Noktaları
İkon testinde iki ayrı soru vardır ve çoğu değerlendirme bu ikisini tek soruya indirger: kullanıcı bu şeklin neyi resmettiğini görüyor mu, o şeklin bu arayüzde ne yaptığını çıkarabiliyor mu. Biri görsel tanıma, diğeri anlam eşleme problemi. Ayrı ölçülmezlerse test sonucu hangi tarafın bozuk olduğunu söylemez, sadece bir yerde bir sorun olduğunu söyler.
Tanıma ile yorumlama ayrı problemler
Tanıma, şeklin ne olduğunu görebilmektir: bu bir çanta, bu bir kurdele, bu üç yatay çizgi. Yorumlama ise o şeklin burada ne yaptığını bilmektir. Bir mağaza simgesi bir uygulamada en yakın şubeyi bulur, diğerinde ürün kategorilerini açar. Kullanıcı ikonu doğru tanıyıp işlevi yanlış tahmin edebilir. Bu, çizimle ilgili bir sorun değildir ve ikonu yeniden çizdirerek çözülmez; ürünün o sembole yüklediği anlamla ilgilidir.
Peki tersi mümkün mü? Şekli hiç tanımayıp işlevi bilen kullanıcı da var. Hamburger menüsünü kimse üç çizgi diye okumuyor, öğrenilmiş bir işaret olarak tanıyor. Yani tanınabilirlik tek başına bir hedef değil. Yerleşmiş semboller için düşük tanınabilirlik kabul edilebilir bir maliyet, yeni sembol için değil.
Yanlış okumalar nereden çıkıyor
Testlerde tekrar eden birkaç kalıp var. Ödül kurdelesi anahtar deliğine benzetiliyor. Alışveriş çantası evrak çantası sanılıyor, özellikle kulpları kısa çizildiğinde. Kalp ile yıldız arasında beğenme mi kaydetme mi ayrımı yapılamıyor, çünkü ürünlerin kendisi de bu ikisini tutarsız kullanıyor.
Ortak nokta çizimin kalitesi değil, referansın eskimesi. Disketi kaydetme olarak okuyan kuşakla o nesneyi hiç görmemiş kullanıcı aynı ekrana bakıyor. Sembolün yaşı, kullanıcı kitlesinin yaşıyla birlikte değerlendirilmediğinde test sonucu yanıltır.
Testin iki ucu ve her birinin kör noktası
Bağlam dışı testte ikon tek başına gösterilir, kullanıcıdan ne olduğunu söylemesi istenir. Bağlam içi testte ikon kendi ekranında, komşularıyla birlikte görünür. İkisi farklı şey ölçer ve ikisinin de körlüğü var.
Bağlam dışı test başarısızlığı abartır, çünkü gerçek kullanımda kimse bir ikona boşlukta bakmaz. Bağlam içi test ise başarıyı abartır, çünkü ekranda anlamı taşıyan başka ipuçları vardır: ikonun konumu, yanındaki metin, kullanıcının o adımda zaten beklediği şey. Bağlam içinde yüksek doğruluk çıkması ikonun çalıştığını göstermez, ekranın çalıştığını gösterir. Bu iki sonucu birbirinin doğrulaması sanmak, sonraki ekranda aynı ikonu yalnız bıraktığınızda geri döner.
İkon değerlendirmesini genelde bağlam dışıyla açar, bağlam içiyle kapatırım. İlki sembolün tek başına ne kadar yük taşıdığını söyler, ikincisi o eksiği ekranın kapatıp kapatmadığını.
Etiket en ucuz çözüm ama bedava değil
Yorumlama sorunlarının çoğu ikonun altına iki kelime yazarak biter. Bunun bedeli yer. 360 piksel genişliğindeki bir telefonda beş sekmeli alt bar, öğe başına 72 piksel demektir; okunabilir sayılan 11 pikselin altına inmeden bu genişliğe sığan şey bir kısa kelimedir, iki değil. Sığdırmak için kısaltma uydurmak ikonu belirsiz bırakmaktan daha kötü sonuç verir, çünkü kullanıcı artık iki muğlak işareti birden çözmeye çalışır.
Dokunma alanı ayrı bir kısıt. Apple'ın kılavuzu 44 punto, Android tarafı 48 dp önerir. İkonun çizimi 24 piksel olsa bile basılabilir alan bu ölçüde olmalı; görsel olarak küçük, dokunma alanı olarak geniş ikon tasarlanabilir ve doğru çözüm de budur. Bu ikisini eşitlemek, testte tıklanamıyor diye raporlanan sorunların önemli bir kısmını baştan siler.
Ne zaman yalnız ikon, ne zaman etiket
Etiketsiz ikon üç durumda güvenli: sembol yerleşmişse (arama büyüteci, kapatma çarpısı), işlem geri alınabiliyorsa, ya da kullanıcı o araç çubuğunu haftada birkaç kez görecek kadar sık kullanıyorsa. Kalan her durumda etiket koyun. Yıkıcı işlemlerde, yani silme, arşivleme ve ödeme onayında ikonun tek başına durmasına hiç izin vermeyin; oradaki yanlış yorumun bedelini kullanıcı öder, üstelik geri alamaz.