Tarayarak Okuyan Kullanıcı İçin Web Metni Yazmak
Web metinleri baştan sona okunmaz, gözle taranır. Bu kadarı yerleşik bilgi; asıl soru, metni yazarken bunun karşılığında ne yaptığınız. Çoğu tavsiye burada "kısa yaz, kalınlaştır, liste kullan" üçlüsüne sıkışıyor ve üçü de yanlış uygulandığında taramayı kolaylaştırmak yerine zorlaştırıyor.
Tarama, satırın başından ilerler
Göz bir sayfada aşağı inerken satırların tamamını değil, başlarını yakalar. Bilgiyi taşıyan kelimeyi cümlenin ortasına gömdüğünüzde, tarayan okuyucu için o kelime yok demektir.
Bunun pratik karşılığı basit: başlıkları ve liste maddelerini ayırt edici kelimeyle açın. "Ne zaman kullanılır" yerine "Kullanım anı", "Bu bölümde formlardan söz edeceğiz" yerine "Form doğrulama". Girişte ısınma cümlesi kurmayın; ilk cümle iddianın kendisi olsun.
Yaygın bir yanlış anlama, sayfaları tarayan kullanıcının bilgiye ilgisiz olduğunu varsaymak. Tarama, okumaya alternatif değil; okumadan önceki eleme adımı. Kullanıcı doğru bölümü bulduğunda gayet dikkatli okur, o yüzden metni satır satır sığlaştırmak yanlış cevap.
Vurgu ancak seyrek olduğunda çalışır
Kalın yazı, çevresindeki metinden ayrıldığı için görünür. Bir paragrafın beşte birini kalınlaştırırsanız ortaya vurgu değil, ikinci bir gövde metni çıkar; göz artık neyin öne çıktığını ayırt edemez, üstelik gerçekten kritik olan tek terim de kalabalığa karışır. Ekran başına birkaç kelime, en fazla.
Vurgunun kodda karşılığı olup olmadığına da bakın. Ekran okuyucu <strong> ile CSS'te font-weight verilmiş bir <span> arasındaki farkı bilir; ilki anlam taşır, ikincisi yalnızca piksel. Görsel olarak aynı görünen iki çözümden biri erişilebilir, diğeri değil. İçerik editöründe "kalın" düğmesinin hangisini ürettiğini bir kez kontrol edin, sonra unutun.
Başlık hiyerarşisi görsel değil, yapısal
H2 ana bölüm, H3 alt konu, H4 detay: bu düzen yalnızca yazı boyu kısaltma numarası değil, sayfanın belge planı. Ekran okuyucu kullanıcıları sayfayı başlıktan başlığa atlayarak geziyor, arama motorları da aynı planı okuyor.
İki hata bu planı bozar. Birincisi seviye atlamak: H2'den sonra doğrudan H4 gelirse ortada var olmayan bir düzey ima edilmiş olur. İkincisi, başlığı büyük punto istediğiniz için seçmek. Görsel ağırlığı CSS ile ayarlayın, etiketi içeriğin yapısına göre seçin.
"Yarı yarıya kısalt" kuralının sınırı
Web metinlerinin basılı metnin yarısı kadar olması gerektiği çok tekrarlanır. Kelime sayısı kolay ölçüldüğü için sevilen, ama yanlış hedefi gösteren bir kural. Bir metni yarıya indirirken genelde iki şey birden atılır: gereksiz tekrar ve kullanıcının karar vermek için ihtiyaç duyduğu koşul.
Kesilecek şey uzunluk değil, fazlalık. Aynı fikri iki kez söyleyen paragraf gider. "Aşağıda ele alacağız" cümlesi gider. Ama bir işlemin hangi durumda çalışmadığını anlatan üç satır, metni uzatıyor diye atılmaz; kullanıcı sayfaya zaten çoğu zaman o üç satır için gelir.
Aynı ölçüde şüpheyle bakılacak bir başka şey de kaynaksız sayılar. Bir metinde "kullanıcıların yüzde şu kadarı" diye başlayan cümle, arkasında bağlantı verilmiş bir araştırma yoksa bilgi değil süs. Okuyucuya güven vermek isteyen bir yazının kendi rakamını kaynaklandırması gerekir.
Taranabilirliği ölçmek
Okunabilirlik skorları cümle ve hece uzunluğu sayar, metnin aradığınız bilgiyi bulunur kılıp kılmadığını değil. Bu yüzden bir sayfanın taranabilirliği konusunda okunabilirlik puanından çok, kullanıcıya somut bir görev verip süre tutmayı güvenilir bulurum: "iade koşulunu bul" deyin, saniyeleri sayın, kaç kişinin yanlış bölüme girdiğine bakın. Beş kişi, kaba sorunları görmeye yeter.
Ölçümün ucuz versiyonu da var: sayfayı bir bölüm başlığı listesine indirin. Yalnızca başlıkları okuyan biri sayfanın neyi cevapladığını anlıyorsa yapı ayakta demektir. Anlamıyorsa sorun paragraflarda değil, başlıklarda.
SEO ile okunabilirlik çatıştığında
Anahtar kelimeyi metne serpiştirmek bugün ne sıralama kazandırıyor ne de okuyucuyu tutuyor. Konunun etrafındaki doğal ifadeleri kullanın, aynı soruyu farklı kelimelerle soran kullanıcıyı da yakalarsınız.
Meta açıklamanın işi ise arama sonucunda tıklanmayı sağlamak, sıralamayı yükseltmek değil. Girişin ilk cümlesini kopyalamak yerine sayfanın ne verdiğini söyleyin: hangi soruya cevap veriyor, kullanıcı tıklayınca ne bulacak. Sayfa bunu yerine getirmiyorsa iyi yazılmış bir açıklama yalnızca hayal kırıklığını hızlandırır.