Alan Çalışmasında Context CUEs: Kültür, Konuşulmayanlar, Çevre
Alan çalışmasının değeri, kullanıcının ne yaptığını değil neyin arasında yaptığını görmekte. Context CUEs bu dağınık gözlemi üç başlığa ayırmayı öneriyor: kültür, konuşulmayanlar, çevre. Çerçeve işini görüyor, ama üç başlık göründüğü kadar ayrık değil ve asıl bilgi çoğu zaman kesişimde duruyor.
Üç kutu mu, üç mercek mi?
Şu notu düşün: kıdemli bir çalışan, yeni gelene raporu hazırlarken kullandığı kısayolu yan masadan gösteriyor. Bu gözlem konuşulmayanlara mı girer, çünkü hiçbir dokümanda yazmıyor? Kültüre mi, çünkü bilgi aktarımı ekipte böyle yürüyor? Çevreye mi, çünkü iki kişi yan yana oturmasa bu aktarım hiç olmayacaktı?
Not şablonun tek başlık seçmeye zorluyorsa, kodlama anında bu üç cevaptan ikisini çöpe atıyorsun. Kutu olarak kullanınca çerçeve veri kaybettiriyor, mercek olarak kullanınca kazandırıyor. Pratikte: notu olduğu gibi yaz, sonra aynı nota üç soruyu ayrı ayrı sor. Aynı gözlemin üç başlığa birden düşmesi bir kodlama hatası değil, o gözlemin neden zengin olduğunun işareti.
Kültür hangi ölçekte?
Kültür başlığını ulusal kültüre bağlamam. Gözlemde işe yarayan ölçek neredeyse her zaman ekibin kendi ölçeği: kararı kimin verdiği, hatanın nasıl konuşulduğu, birinin diğerinin ekranına bakmasının normal sayılıp sayılmadığı. "Türk kullanıcılar şöyle davranır" cümlesi, elindeki dört saatlik gözlemin taşıyabileceğinden çok daha büyük bir iddia.
Kültürü yakalamanın en ucuz yolu, dile bakmak. Ekip ürünün bir bölümüne senin verdiğin adı kullanmıyorsa, arayüzdeki etiket ile kafalardaki kavram ayrışmış demektir. Bu tek başına bir tasarım bulgusudur ve genelde ilk yarım saatte görünür.
Konuşulmayanlar: cevabın verilmediği ana bak
En verimli notlar, kullanıcının bir şey söylemediği anlarda çıkıyor. Adımı atlaması, sekmeyi açık bırakması, bir alanı doldurmadan geçip sonra dönmesi. Peki bunu neden yapıyor diye sorduğunda "bilmiyorum, hep böyle yapıyorum" cevabı geliyorsa, tam olarak doğru yerdesin: örtük bilgi zaten dile gelmediği için örtük.
Burada işe yarayan bir yoklama var. Kullanıcının kendi kurduğu bir düzeltme mekanizması varsa, altında ürünün bir eksiği duruyor demektir. Ekrandaki değeri kâğıda yazıp kontrol ediyorsa, ürün o değeri geri gösteremiyordur. Ekip bir alanı boş bırakıp WhatsApp'tan teyit ediyorsa, akışta olması gereken bir onay adımı yoktur.
Çevre: kaydedilecek şey oda değil, nesne
Dağıtık biliş, düşünmenin kafanın içiyle sınırlı olmadığını söylüyor. Çevre başlığı bunu çoğu zaman ofis düzenine, aydınlatmaya, gürültüye indiriyor; oysa asıl kayda değer olan, bilişin bir parçasını taşıyan nesne. Kâğıt form, kenara yapıştırılmış not, ikinci monitördeki sabit sekme, ekip sohbeti.
Bir şeyin gerçekten o işin parçası olup olmadığını anlamanın basit bir testi var: onu ortadan kaldırdığında görev yürüyor mu? Kâğıdı masadan alsan veri girişi duruyorsa, o kâğıt çevrenin dekoru değil, sistemin bileşenidir. Peki ürün o bileşeni içine alsa ne olurdu? Alan çalışmasından çıkan en iyi özellik fikirleri genelde bu sorunun cevabında saklı.
Gözlemi maddeye çevirmek
Alan notlarının ürün tarafında çürümesinin sebebi çoğunlukla soyut yazılmaları. "Mobilde görseller net değil" bir backlog maddesi değil, bir izlenim. Hangi ekran, hangi kırılma noktasında, hangi görselin kaç piksel genişlikte servis edildiği bir madde; birincisi tartışılır, ikincisi kapatılır.
Aynı disiplini gözlemin kendisine de uygula. Her bulgunun yanına onu doğuran ham notu iliştir. Üç ay sonra tasarım tartışmasında karşına çıkan şey senin yorumun değil, kullanıcının o gün yaptığı hareket olsun; ikisi arasındaki mesafeyi kapatabilen tek şey ham kaydın kendisi.