Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Klasik Web Tasarım Hataları Listesinden Bugüne Ne Kaldı?

On Maddelik Hata Listesi: Müzelik Olanlar ve Hâlâ Can Yakanlar

Web tasarımının klasik hata listeleri hâlâ dolaşımda, ama maddelerin bir kısmı yıllardır kimsenin karşısına çıkmıyor. Frame kullanan bir site bulmak, o siteyi düzeltmekten zor. Listeyi olduğu gibi tekrarlamak yerine sormaya değer: bu maddelerden hangisi bugün hâlâ kullanıcıyı durduruyor, hangisi yerini başka bir şeye bıraktı?

Müzeye kalkanlar

Çerçeveli tasarım, kaydırmalı metin, sayfayı karşılayan animasyon. Bu üçü artık pratikte yok. Ama yerlerini boş bırakmadılar, çünkü sorun teknolojinin kendisi değildi; sayfanın kontrolünü kullanıcıdan almaktı.

Peki bugün aynı işi kim görüyor? Kaydırmayı ele geçirip her tekerlek hareketini bir bölüm geçişine çeviren sayfalar, sesli açılan otomatik videolar, içerik yüklendikçe zıpladığı için parmağın yanlış düğmeye bastığı mobil ekranlar. Kullanıcının 2005'te marquee'ye verdiği tepkiyle bugün scroll-jacking'e verdiği tepki aynı: geri tuşu.

Bağlantının bağlantı olduğu belli mi?

Listedeki "standart dışı link rengi" maddesi bugün başka bir kılıkta duruyor. Kimse artık mor yerine turuncu link kullandığı için sorun yaşamıyor; sorun, bağlantının gövde metninden hiçbir şekilde ayrılmaması. Altı çizilmemiş, kalınlaştırılmamış, sadece rengi bir tık farklı.

Ayrımı yalnızca renge yüklediğinde iki grup kullanıcıyı kaybediyorsun: renk ayrımı sınırlı olanlar ve ekranı düşük kontrastta ya da güneş altında okuyanlar. Metin içindeki bağlantıya alt çizgi koymak bu yüzden hâlâ en ucuz erişilebilirlik kazancı. Bunu üç satır CSS ile çözersin, ek bir denetim aracına da gerek kalmaz.

Peki ya alt çizgi tasarımı bozuyorsa? O zaman bozan şey alt çizgi değil, metin içine gereğinden fazla bağlantı serpilmiş olması.

Yavaşlık: iddia mı, ölçüm mü?

Hız maddesi listenin yaşlanmayan tek kalemi. Değişen şey, artık ölçmek için bahane kalmaması.

Burada asıl mesele hangi sayıya baktığın. Hız iddiasını genelde alan ölçümüyle doğrularım, laboratuvar skoruyla değil: laboratuvar testi cihazı da şebekeyi de kendisi seçtiği için sonuç hep gerçekten iyimser çıkar. Search Console'un Core Web Vitals raporu ya da kendi topladığın alan verisi, kullanıcının elindeki üç yaşındaki telefonda ne olduğunu gösterir. Aradaki fark çoğu sitede küçük değil.

Bir de şu var: sayfanın ne zaman "açıldığı" ile kullanıcının ne zaman iş yapabildiği ayrı anlar. Arama kutusu ekranda görünüyor ama yazdığın harfler iki saniye sonra beliriyorsa, o sayfa kullanıcı için açılmamıştır.

Yetim sayfa artık nasıl oluşuyor?

Eskiden yetim sayfa, menüye eklenmeyi unutulan sayfaydı. Bugün genelde başka yoldan doğuyor: kampanya için açılıp bittikten sonra kaldırılmayan iniş sayfaları, arşive düşen eski duyurular, filtre kombinasyonlarından üreyen ve hiçbir yerden bağlantı almayan liste sayfaları.

Kullanıcı bunlara arama motorundan giriyor ve içeride nerede olduğunu anlamıyor. Sayfanın kendisi bunu tek başına çözebilir: hangi bölüme ait olduğunu söyleyen bir üst bağlantı, içeriğin tarihi, ve bir sonraki adımın nerede olduğu. Site haritası bu iş için yeterli değil, çünkü kimse site haritasına bakmıyor.

Güncelliğini yitirmiş içerik maddesi de buraya bağlanıyor. Tarihi görünmeyen bir sayfa, okuyucuya güncel mi eski mi olduğunu tahmin ettirir. Tahmin ettirmek yerine yaz.

Listeyi nasıl okumalı

Bu tür listelerin maddeleri eskiyor, altındaki kural eskimiyor: kullanıcı beklediği şeyi beklediği yerde bulsun, ve kendi hızıyla ilerlesin. Frame de scroll-jacking de aynı kuralı çiğnediği için listeye giriyor.

Bu yüzden bir hata listesini denetim aracı gibi kullanmak yanıltıcı. On maddenin dokuzunu geçen bir site, listede hiç yer almayan tek bir şey yüzünden kullanıcı kaybediyor olabilir. Listeden çok, kendi sitende beş kişinin bir görevi tamamlamasını izlemek işe yarar.