Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Mastery, Mystery ve Misery: Üç Arayüz Tutumu

Mastery, mystery ve misery yaklaşımları arasındaki gerçek fark

Mastery, mystery ve misery; bir arayüzün kullanıcıya karşı tutumunu anlatan üç eski etiket. Birincisi kullanıcıyı güçlendirir, ikincisi oyalar, üçüncüsü sıkıştırır. Ayrımı yapmak kolay görünür, oysa pratikte aynı kısıtlama bazen iyi bazen kötü deneyim üretir. Fark, kısıtlamanın kimin hedefine hizmet ettiğinde.

Mastery: kullanıcı nereye bastığını bilir

Mastery tutumunda arayüz kendini öne çıkarmaz. Menü menüye benzer, buton butona benzer, geri tuşu geri gider. Kullanıcı sayfayı öğrenmekle değil, işini yapmakla uğraşır.

Bunun için yeni bir şey icat etmek gerekmez: alışıldık yerleşim, ikonun yanında yazı, kategori adının içeriği gerçekten söylemesi. E-ticarette dönüşümü yukarı çeken şey genelde cesur bir görsel dil değil, kullanıcının üç adımda sepete varabilmesi.

Mystery: özgünlüğün faturası

Sıradan görünmek istemeyen tasarımcı çoğu zaman navigasyona dokunur. Özel kaydırma davranışı, etiketsiz ikonlar, "lifestyle" gibi her şeyi kapsayan kategori adları. Ziyaretçi ilk saniyede etkilenir, ikinci saniyede aradığını bulamaz.

Bu tutumun bedeli tasarım dosyasında görünmez, kodda görünür. Tarayıcının hazır verdiği kaydırmayı kendin yazdığın anda klavyeyle gezinmeyi, odak sırasını, mobil ivmeyi ve ekran okuyucu davranışını da yazmak zorunda kalırsın. Bir projede özel yazılmış bir scroll bileşenini kaldırıp tarayıcının kendi kaydırmasına döndüğümüzde mobildeki takılma şikayetleri tek seferde bitti.

Özgünlüğü arayüzün iskeletine değil yüzeyine koy: tipografi, renk, görsel dil, mikro animasyon. Gezinmeyi tahmin edilebilir bırak.

Misery: kesinti olarak tasarım

Üçüncü tutum, kullanıcıyı yavaşlatmayı araç olarak kullanır. Açılışta pop-up, kapatma düğmesi saklanmış reklam, çalışmayan geri tuşu, hiçbir işe yaramayan karşılama ekranı. Bunlar çoğu zaman tasarımcının değil bir hedef tablosunun kararıdır: bülten kaydı, gösterim sayısı, sayfa başına süre.

Ölçtüğünde bu kararların faturası başka bir yerde çıkar. Pop-up kayıt sayısını artırırken aynı oturumda ürün sayfasına ulaşma oranını düşürür, iki sayı ayrı panellerde durduğu için kimse toplamı görmez. Aynı ekranda yan yana koymak tartışmayı bir toplantıda bitirir.

Aynı kısıtlama, iki sonuç

Bu üçlemeyi anlatan metinlerin çoğunun atladığı yer şurası. Ödeme ekranında menüyü kaldırmak, bağlantıları azaltmak, kullanıcıyı tek yolda tutmak da kısıtlamadır; ama kimse buna misery demez. Demek ki ayrım kısıtlamanın miktarında değil.

Kullanışlı ölçüt şu: kısıtlama kullanıcının o anda yapmak istediği işe mi hizmet ediyor, yoksa onu başka bir işe mi zorluyor? Ödeme adımında dikkat dağıtıcıları kaldırmak birinci gruba girer, kullanıcı zaten ödemek istiyor. Kapatılamayan pop-up ikinci gruba. İkinci soru da işe yarar: karar geri alınabiliyor mu? Geri tuşunu, iptali, formdan çıkmayı elinden aldığın her yerde deneyim tutum değiştirir.

Üç etiketten kalıcı sonuç üreten tek tutum mastery, ama nedeni özgürlüğün kendisi değil. Tahmin edilebilir arayüz, kullanıcı yanlış yaptığında ona düzeltme şansı bırakıyor.