Web Tasarım Hataları Listesi: 2002'den Kalanlar, Eskiyenler
Dolaşımdaki “yapılmaması gereken web tasarım hataları” listelerinin neredeyse tamamı tek bir kaynağa dayanıyor: Jakob Nielsen'in 2002 sonunda yayımladığı on maddelik derleme. Yirmi yıl sonra maddelerin bir kısmı hâlâ dönüşüm kaybettiriyor, bir kısmı ise artık hata bile değil. Ayırmadan uygulamak, çözülmüş bir sorunu yeniden çözmeye çalışmak demek.
Hâlâ para kaybettiren maddeler
Fiyatı saklamak listenin tepesinde olmayı sürdürüyor. B2B tarafında neredeyse kural haline gelen “teklif alın” formu, ziyaretçiyi bütçesinin bu işe yetip yetmediğini anlamadan iletişim bilgisi bırakmaya zorluyor. En azından bir başlangıç fiyatı ya da aralık koy; nitelikli olmayan taleplerin satış tarafına bindirdiği maliyet, rakibin fiyatı görmesinden pahalıya çıkar.
Site içi arama ikinci sırada, Türkçe sitelerde birincilikle yarışır. Çoğu arama kutusunun arkasında tek bir LIKE '%kelime%' sorgusu var; “ayakkabılar” yazan kullanıcı “ayakkabı” kayıtlarını bulamıyor, i ile ı karışınca sonuç listesi tamamen boşalıyor. Ekleri kesen bir Türkçe analizör kullan ve tam eşleşme yoksa en yakın sonuçları göster. MySQL'in standart full-text araması bunu kendi başına yapmaz, arama motorunu ayrı bir bileşen olarak planlamak gerekir.
Blok halindeki uzun metin de yerinde duruyor. Ama çözümü her şeyi madde işaretine çevirmek değil: paragrafı iki cümleye indir, alt başlık ekle, asıl bilgiyi ilk cümleye koy.
Gizlilik politikası olmadan e-posta toplamak 2002'de bir güven sorunuydu, bugün Türkiye'de KVKK kapsamında aydınlatma ve açık rıza yükümlülüğü. Form altındaki iki satır metin artık tercih meselesi değil.
Artık hata sayılmayanlar
Yatay kaydırma maddesi, sayfanın tamamının yana kaydığı tasarımlar için yazılmıştı. Bugün mobil karuseller, yatay kayan kart listeleri ve geniş tabloların kendi içinde kaydırılması standart bileşen. Kural şuna indi: sayfa yatay kaymasın, bileşen kayabilir.
Bağlantılarda JavaScript yasağı, tek parça uygulamaların yaygınlaşmasıyla anlamını değiştirdi. Ayakta kalan kısım şu: her gezinme öğesinin gerçek bir href değeri olsun, tıklamayı yönlendirici devralsa bile. Orta tuşla yeni sekmede açılmayan bir menü, JavaScript yüzünden değil eksik href yüzünden bozuktur.
Yetmiş beş karakterlik URL sınırı dönemin e-posta istemcilerinden geliyor; 80 kolonda satır kıran düz metin postaları uzun bağlantıları ikiye bölüp tıklanamaz hale getiriyordu. O kısıt kalktı. Kısa URL'nin bugünkü değeri arama sonucunda okunabilir görünmesi, teknik bir zorunluluk değil. Ad soyadın üstüne mailto yerleştirmek de aynı kategoride, can sıkıcı ama maliyeti düşük.
px ve rem: listenin yarı doğru maddesi
“Font boyutunu px ile tanımlarsan kullanıcı yazıyı büyütemez” cümlesi her listede var ve olduğu gibi doğru değil. Tarayıcıların sayfa yakınlaştırması px değerlerini de ölçekler, yani Ctrl ile büyüten kullanıcı için fark yok. Fark, tarayıcı ayarlarından varsayılan yazı tipi boyutunu değiştiren kullanıcıda çıkıyor: rem o ayarı taban alır, px görmezden gelir.
Bu ayarı değiştirenlerin oranı küçük, ama erişilebilirliğe en çok ihtiyaç duyan grup tam olarak orada. rem'in gerekçesini bu noktada ara, kullanıcının zoom yapamayacağı iddiasında değil. Yanlış gerekçeyle verilen doğru tavsiye ilk itirazda çöker.
Listeyi kendi siten için süz
On maddeyi denetim listesi gibi tek tek uygulamak yerine iki soruya indir: maddenin anlattığı davranış senin analitiğinde görünüyor mu, düzeltmenin maliyeti kaybettirdiğinden küçük mü. Fiyat şeffaflığı ve arama kalitesi çoğu sitede bu testi geçer, mailto yerleşimi geçmez.