Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Web'i Telefon Gibi Düşünmek: Metaforun Gücü ve Çatlağı

Telefon mu Televizyon mu? Web'in Doğası Üzerine

Web'i anlatmak için uzun süre televizyonun sözlüğü kullanıldı: kanal, yayın, izleyici. Telefon daha isabetli bir benzetme, çünkü aramayı kullanıcı başlatıyor ve hat iki yöne de açık. Ama bu benzetme de bir yerde çatlıyor. Çatladığı yer, tasarımcının işini en çok zorlaştıran yerle tam olarak aynı.

Televizyon sözlüğü neyi yanlış kuruyor

Televizyonun dili üretim merkezli. Bir yerde içerik hazırlanır, bir kanaldan verilir, karşıda izleyen biri vardır. Bu dili web'e taşıdığınızda ilk kaybettiğiniz şey, karşıdakinin oraya kendi isteğiyle ve belirli bir sorunla geldiği bilgisi oluyor. Giriş animasyonu, ana sayfada beş saniye tutan tanıtım videosu, "sitemize hoş geldiniz" paragrafı: hepsi izleyici varsayan tasarımlar.

Peki izleyici yoksa? Arama sonucundan gelen biri sayfayı açtığı anda zaten bir cümle yazmış, bir soru sormuş durumda. Ona gösteri sunmak, telefonu açıp karşı tarafı hiç dinlemeden konuşmaya başlamaya benziyor.

Telefonun doğru anlattığı kısım

Metaforun asıl kazancı yön bilgisi: aramayı kullanıcı başlatır, konuyu kullanıcı seçer, konuşma onun istediği an biter. Buradan tasarıma dair somut bir sonuç çıkıyor. Sayfanın ilk ekranı bir açılış değil, bir cevabın başlangıcı olmalı.

İkinci kazanç daha az fark ediliyor. Telefon kötü ses kalitesiyle de işini yapar, çünkü taşıdığı değer sesin kalitesinde değil içeriğinde. Ağır bir sitenin yavaş açılması da benzer bir denge sorusu doğuruyor: görsel zenginlik, karşıdakinin beklediği bilgiyi geciktirmeye değer mi? Çoğu zaman değmiyor.

Üçüncüsü hattın simetrisi. Telefonda iki uç da hem konuşur hem dinler; yayıncı ve izleyici diye ayrılmış iki sınıf yok. Web'in ilk yıllarındaki "herkes yayıncı olabilir" iddiası bu simetriden geliyordu.

Metafor nerede çatlıyor

Telefonda karşınızdakinin kafasının karıştığını duyarsınız. Bir sessizlik, ses tonunun değişmesi, "yani?" diye kesmesi. Web'de bu geri kanal yok. Kullanıcı aradığı butonu bulamadığında size bunu söylemiyor, sekmeyi kapatıyor.

Yani telefon benzetmesi iki yönlülüğü doğru söylüyor, iki yönün eşit olmadığını atlıyor. Gidiş anlık, dönüş neredeyse yok. Kodda "etkileşim" diye yazdığımız şeyin büyük bölümü tek taraflı bir istek ve ona verilen bir yanıttan ibaret; kullanıcının ne yaşadığına dair elimizde kalan tek iz, formu gönderip göndermediği oluyor. Arayüz katmanında "kullanıcıyla konuşuyoruz" demek kolay, uygulama katmanında bunun karşılığı bir satır erişim kaydı.

Eksik geri kanalı yerine koymak

Telefonun bedava verdiği şeyi web'de ayrıca kurmak gerekiyor, üstelik dolaylı yollarla. İşe yarayan birkaç yer var:

  • Site içi aramada sonuç döndürmeyen sorguların kaydı
  • Formlarda hangi alanda terk edildiği
  • Aynı sayfada yapılan tekrarlı geri-ileri hareketleri
  • Bir soruyu yanıtlamak için açılan destek talepleri

Boş sonuç kayıtlarını kullanıcı anketlerinden daha güvenilir bulurum. Anket, insanın ne aradığını sandığını anlatır; boş arama kaydı o anda gerçekten ne yazdığını gösterir, hem de kendi kelimeleriyle. Bir sitede en çok aranıp bulunamayan on sorguyu okumak, çoğu zaman yirmi kişiyle yapılan görüşmeden daha hızlı yön veriyor.

Metaforun değeri cevabında değil, sizi hangi soruyu sormaya ittiğinde. Televizyon "ne göstereceğim?" diye sordurur. Telefon "karşıdaki ne istedi?" diye sordurur. İkincisi daha iyi bir soru, ama tek başına yetmiyor: telefonda cevabı duyarsınız, web'de onu arayıp bulmanız gerekiyor.