WebTV Kullanılabilirliği: Televizyon Arayüzleri İçin Tasarım Kuralları
Televizyonda açılan bir web sayfası küçük görünmez, uzak görünür. WebTV kılavuzundaki 544x376 piksellik çalışma alanı ve 16 punto alt sınırı da bundan çıkmıştı: ekran büyüktü, okuma mesafesi üç metreydi. Sayılar değişti, kısıt yerinde duruyor; bugünün akıllı televizyon tarayıcıları aynı iki sorunla boğuşuyor, uzaklık ve kumanda.
Sorun ekranın küçük olması değil, uzaklık
Televizyon ekranı masaüstü monitöründen büyüktür. Kullanılabilirliği belirleyen şey ise piksel sayısı değil, o pikselin göze ne kadar yer kaplaması. Elli santimden bakılan bir monitörle iki buçuk metreden bakılan bir televizyon arasında yaklaşık beş kat mesafe farkı vardır, yani ekrandaki 20 piksellik bir yazı masa başındaki 4 piksele denk düşer. Televizyon arayüzü bu yüzden tuhaf bir yüzeydir: çok büyük bir alanda çok az bilgi taşır.
Buradan tek bir iş çıkıyor. Tasarımı bitirdiğinde koltuğa geç ve oradan oku. Okuyamıyorsan kullanıcı da okuyamaz.
Odak sırası arayüzün bir parçası
Farede konum vardır, kumandada yoktur. Kullanıcı ekranda bir yere doğrudan gidemez, yalnızca sıradaki öğeye geçebilir; dolayısıyla bir bağlantının maliyeti ekrandaki konumu değil, odak sırasında kaçıncı öğe olduğudur. Her odaklanabilir öğe bir tuş basışı demektir.
Bu, eski tasarım kılavuzlarının en sevdiği tavsiyeyi doğrudan çürütür: gezinti çubuğunu hem sayfanın üstüne hem altına koymak. Fare için makul, kumanda için ters çalışır. On bağlantılı bir menüyü iki kez koyduğunda kullanıcı içeriğe varmadan on tuşa basar, sayfanın sonuna inmek için yirmi. Menüyü bir yere koy, üstte kısa tut, uzun bağlantı listesini sayfa sonuna bırak.
İkinci tuzak daha sinsi: odak sırasını işaretleme belirler, görsel düzen belirlemez. Sütunları CSS ile yer değiştirdiğinde ekranda soldaki blok sağa geçer, kumanda ise hâlâ eski sırayı gezer. Bir akıllı televizyon arayüzünde bunu tam böyle gördüm; menü üstte tekrarlandığı için her sayfa, kullanıcı ilk satırı okumadan on dört aşağı basışıyla başlıyordu.
Metin girişi en pahalı etkileşim
Ekran klavyesinde bir harf yazmak, imleci o harfe kadar yürütmek demektir. Izgara üzerinde iki harf arası ortalama beş altı yön tuşu, üstüne bir onay basışı; yirmi beş karakterlik bir e-posta adresi yüzün üzerinde basışa çıkar. Yazım hatasını düzeltmek de aynı yoldan geçer.
O yüzden televizyonda metin istemek son çaredir, ilk hamle değil. Oturumu açık tut. Parola yerine kısa bir eşleştirme kodu kullan, kodu kullanıcı telefonunda girsin. Aramayı zorunlu adım değil seçenek yap. CAPTCHA ya da e-posta doğrulama adımını televizyon ekranına taşımak, formu baştan kaybetmekle aynı şeydir.
Kenar boşluğu, punto, ince çizgi
Televizyonun bir kısmı görünmez. Overscan nedeniyle kenarlardan yüzde beşe yakın alan kırpılabilir, bu yüzden metni ve düğmeyi ekranın en kenarına dayamamak gerekir. Güvenli alanı baştan tasarıma yaz, sonradan düzeltmesi zor.
Bir de titreme var. Taramalı görüntüde tek piksellik yatay çizgiler ve ince serifli yazılar oynar. Çaresi basit: çizgiyi kalınlaştır ya da tamamen kaldır, gövde metninde gövdesi kalın bir yazı tipi seç.
Geri kalanı ölçülebilir birkaç kurala iniyor:
- Tek sütun. İkinci sütun ancak atlanabilir bilgi taşıyorsa.
- Yatay kaydırma yok, satır ekrana sığsın.
- Görselin içine yazı gömme, ölçeklendiğinde okunmaz.
- Odaklanmış öğe uzaktan ayırt edilsin: renk değişimi yetmez, çerçeve ya da boyut değişsin.
- Her sayfa yalnızca yön tuşları, onay ve geri ile tamamlanabilsin.
Testi nasıl yaparsın
Bunu denemek için televizyon şart değil. Tarayıcı penceresini 1280x720 boyutuna sabitle, ekrandan iki buçuk metre uzaklaş, fareyi bırak ve hedefi yalnızca Tab, yön tuşları ve Enter ile tamamlamayı dene. Kaç kez bastığını say. Tasarımın televizyonda ne kadar iyi çalıştığının ölçüsü o sayıdır.