Konu Başlıkları
Yükleniyor...

İçerikte Kullanıcının Zaten Kullandığı Kelimeyi Seçmek

Anahtar Kelime Seçimi: Yerleşik Dil ve Site İçi Arama Verisi

Arama motorunda bulunmak isteyen metinlerde en sık yapılan hata, kelimeyi okuyucunun değil yazarın seçmesi. Kullanıcı aklına ilk geleni yazıyor; içerik ise çoğu zaman bir toplantıda beğenilmiş, kimsenin aramadığı bir terimi taşıyor. Aradaki farkı kapatmak için tahmine gerek yok, elinde zaten veri var.

Yerleşik kelime neden kazanır

Arama kutusu bir tanıma testi değil, hatırlama testi. Menüde gördüğü etiketi tanıyan kullanıcı, boş bir kutuya geldiğinde yalnızca hafızasından çıkarabildiği kelimeyi yazabiliyor. Hafızadan en kolay çıkan kelime de en tanıdık olanı oluyor, en yaratıcı olanı değil.

Bu yüzden "ekonomik uçak bileti" ile "fırsatlı seyahat deneyimi" arasındaki fark bir üslup tercihi değil. İkincisi, arayan kişinin kafasında hiç oluşmamış bir ifade. Metin ne kadar iyi yazılmış olursa olsun, kimsenin yazmadığı bir sorgunun karşılığında görünmüyor.

Yeni terim üretmek isteyene

Sektöre yeni bir kavram kazandırmak meşru bir hedef, ama yeni terim tek başına yürümez. Yeni kelimeyi ilk kullandığın cümlede yerleşik karşılığını da geçir, başlığın tamamını ona teslim etme. Okuyucu neyi kastettiğini anlarsa terim yayılır; anlamazsa sayfa da terim de görünmez kalır.

Hangi kelimeyi yazdıklarını nereden bilirsin

Site içi arama loglarını, anahtar kelime araçlarının hacim tahminlerinden daha güvenilir buluyorum. İlki senin kullanıcının gerçekten yazdığı şey, ikincisi ülke genelindeki ortalamanın dili. İkisi çakışıyorsa sorun yok, çakışmadığında kendi verine güven.

Kurulumu genelde birkaç satırlık iş: arama formundan geçen sorgu, dönen sonuç sayısıyla birlikte bir tabloya yazılır. Asıl değerli olan da sonuç sayısı sıfır olan satırlar. Kullanıcının aradığı ama sende karşılığı bulunmayan her kelime, ya eksik bir içerik ya da yanlış bir etiket demek.

Aynı veri destek kutusunda ve satış görüşmelerinde de duruyor. İnsanların ürünü tarif ederken kullandığı kelime, senin ürün sayfandaki kelimeden farklıysa, değişmesi gereken taraf genelde sayfa.

Marka adı tek başına yetmez

Seni tanıyan kişi markanı arar, tanımayan kişi kategoriyi arar. İkisi aynı sorgu değil ve sayfada ikisi birden geçmiyorsa yalnızca mevcut müşteriye görünüyorsun demektir. Marka adını kategori adıyla birlikte kullanmak, başlıkta bir kelimelik yer kaplar ve bulunma alanını genişletir.

Kelime yoğunluğu hedefi nerede yanılır

Yaygın tavsiye yüzde bir ile iki arasında bir yoğunluk tutturmayı söyler. Bu hedef metnin uzunluğuna göre bambaşka sonuçlar veriyor: 400 kelimelik bir yazıda 4 ila 8 tekrar, 2000 kelimelik bir yazıda 20 ila 40 tekrar. Aynı kural, birinde doğal, diğerinde okunamaz bir metin üretiyor. Yani oran aslında bir kural değil, uzunluğun gizlendiği bir yaklaşıklık.

Daha kullanışlı ölçüt şu: ana kelime başlıkta, ilk paragrafta ve konuyu gerçekten değiştirdiğin yerlerde geçsin, gerisi doğal akışa kalsın. Aynı kelimeyi zorla tekrar etmek yerine varyasyonlarını ve okuyucunun sorduğu soruların gerçek cevaplarını yaz.

Başlık hiyerarşisi okuyucunun işine yarıyor

H2 ve H3 başlıkları arama motoru için değil, sayfayı satır satır değil sıçrayarak okuyan kişi için var. Başlık, altındaki paragrafın ne söylediğini önceden haber veriyorsa okuyucu doğru yerde duruyor. Süslü ama içeriği ele vermeyen başlıklar taramayı bozar, kullanıcıyı geri tuşuna yaklaştırır.