Arayüzde Tanıma ve Hatırlama: Tanımanın Sınırı Nerede
Tanıma hatırlamadan kolaydır, bu tartışmalı değil. Tartışmalı olan sınırı: ekrana koyduğun her ipucu yer kaplar, uzayan her liste de kendi tarama maliyetini getirir. Tanıma ucuz değil, yalnızca hatırlamadan ucuz. O yüzden doğru soru hangisinin daha iyi olduğu değil, kullanıcının o işi kaçıncı kez yaptığıdır.
Farkı belirleyen şey, ipucunun kimde durduğu
Menüde Farklı Kaydet yazısını görüp seçmek tanımadır: ipucu ekranda. mv komutunun argüman sırasını akıldan çıkarmak hatırlamadır: ipucu kullanıcının kafasında, arayüz hiçbir yardım vermiyor. Bir bilginin akla gelme hızı üç şeye bağlı çalışır; o işlevi ne sıklıkla kullandığın, en son ne zaman kullandığın ve ekranın o an sana ne gösterdiği. Tasarımcının doğrudan müdahale edebildiği tek kalem üçüncüsüdür, ilk ikisi kullanıcının geçmişidir.
Tanıma bedavaya gelmiyor
Sık kullanılan beş eylemi menünün tepesine almak tanımayı güçlendirir. Otuz eylemi aynı menüye yığmak güçlendirmez, kullanıcıyı tarama yapmaya zorlar: aradığı öğeyi bulana kadar bakması gereken satır sayısı listeyle birlikte artar, oysa klavye kısayolu liste ne kadar uzasa da sabit bir harekettir. Yani tanımayı destekleme çabası belli bir yoğunluktan sonra tersine döner ve uzman kullanıcıyı yavaşlatır.
İkinci haftasındaki kullanıcıyla ikinci yılındaki kullanıcı aynı arayüzü aynı biçimde kullanmaz. İlki menüye bakar, ikincisi tuşa basar. Komut paleti bu ikisini tek bileşende birleştirdiği için işe yarıyor: hatırlayan yazar, hatırlamayan açılan listeyi okur. İkisi için ayrı ayrı arayüz kurmaya çalışmak yerine aynı girişe iki yoldan erişim vermek daha sağlam bir çözüm.
Etiketsiz ikon, kılık değiştirmiş hatırlamadır
Sezgisel ikon kullanmak genelde tanıma stratejisi sayılır. Değil. Kullanıcı o ikonun ne yaptığını henüz öğrenmediyse, baktığı şey bir ipucu değil, çözmesi gereken bir eşleme problemidir; yani hatırlama. Büyüteç, çöp kutusu, ev gibi onlarca yıldır öğrenilmiş birkaç sembol dışında bu eşleme ezberden gelir.
Yeni bir ikonu etiketsiz göndermem. Tooltip de etiket sayılmaz: tooltip'i görmek için ikonun üstüne gelmen gerekiyor, üstüne gelmek için de hangi ikon olduğunu tahmin etmen gerekiyor. Dokunmatik ekranda hover diye bir şey olmadığı için o bilgi tamamen kaybolur.
Şifre alanı tasarımla çözülmez
Tekrar tekrar şifre girmek bir hatırlama yükü, doğru. Ama bu yükü arayüzde ipucu vererek azaltamazsın; ipucu veren bir şifre alanı tanım gereği bozulmuş bir şifre alanıdır. Güvenlik sorusu denen şey de hatırlamayı tanımaya çevirmez, yalnızca sırrı daha zayıf ve çoğu zaman tahmin edilebilir bir sırla değiştirir.
Burada yapılacak iş hatırlamayı kolaylaştırmak değil, insanı deponun dışına çıkarmaktır: parola yöneticisi, passkey, kimlik sağlayıcıyla giriş. Arayüz tarafındaki sorumluluk da buna izin vermekle sınırlı; otomatik doldurmayı engelleyen özel giriş bileşenleri, kopyala yapıştırı kapatan alanlar ve her otuz günde bir şifre değiştirme zorunluluğu bu çözümün üstünü çizer.
İpucunu dokümana değil, eylemin yanına koy
Yardım içeriği ayrı bir sekmede duruyorsa o ipucu değil arşivdir. Bir alanın neden istendiğini alanın hemen altında bir satırla yazmak, aynı bilgiyi destek sayfasındaki kırk maddelik listeye koymaktan daha fazla iş görür.
İlk girişte gösterilen tanıtım turları ise ters çalışır: tur bir kez görünür, kapanır ve kullanıcı o bilgiye iki hafta sonra ihtiyaç duyduğunda ekranda hiçbir iz kalmaz. Yani hatırlamayı azaltmak için konan bileşen, kendisi bir hatırlama görevine dönüşür. Aynı açıklamayı ilgili ekranın içine kalıcı olarak yerleştirmek, turu daha iyi tasarlamaktan her zaman daha iyidir.