Karşılıklılık İlkesi: Değeri Ne Zaman Verip İzni Ne Zaman İstemeli
Karşılıklılık, önce bir şey alan insanın karşılık verme eğilimidir. Arayüze çevirmesi kolay görünür: değeri önce ver, isteğini sonra söyle. Zor olan sıralama değil, verdiğiniz şeyin gerçekten hediye sayılıp sayılmadığı.
Hediye ile bariyer aynı şey değil
Formu doldurmadan indirilemeyen rehber hediye değildir; fiyatı e-posta adresi olan bir üründür. Karşılıklılık ise koşulsuz verilen şeyde çalışır. Kullanıcı bunu sizden hızlı ayırt eder, çünkü bedeli daha içeriği görmeden ödemektedir.
Bu ayrım, kapılı içeriğin “daha doğru bilgi toplattığı” savını da tersine çevirir. Ödeme önce alınıyorsa kullanıcı riski dengelemek için ucuz para öder: tek kullanımlık adres, eksik şirket adı, yanlış telefon. Peki ya sıra değişse? Rehberin okunabilir bir bölümü açıkta dursa, iletişim formu değeri gördükten sonra gelse, adresini bırakan kişi zaten ilgilenen kişi olur. Liste kısalır, içindeki kayıtların isabeti artar.
İzin isteminin tek şansı var
Mobilde zamanlama tartışması genelde dönüşüm oranı üzerinden yürütülür, oysa asıl neden teknik. iOS ve Android'de sistem izin istemi kullanıcı başına bir kez gösterilir; reddedildiğinde uygulama aynı istemi tekrar açamaz, geri dönüş yolu ayarlar ekranından geçer. Yani istem yenilenebilir bir kaynak değil.
Sistem istemini kendi ekranınızla önceleyin ve iznin ne işe yarayacağını orada anlatın, çünkü kendi ekranınızdaki “şimdi değil” geri alınabilir, sistemdeki “izin verme” pratikte alınamaz. Mikrofon iznini sesli aramaya basıldığı anda istemek, açılışta istemekten sadece daha nazik değil, kaynağı doğru yerde harcamaktır.
Bu soru nasıl ölçülür
İzin isteminin bir kez gösterilmesi, ölçüm tasarımını da belirler. Aynı kullanıcıya iki farklı zamanlamayı deneyemezsiniz; ölçüm gruplar arasında yapılır ve örneklem yeni kurulumlardan oluşmak zorundadır. Mevcut kullanıcılar üzerinde yapılan test, izni çoktan vermiş ya da reddetmiş kişileri sayar.
Olay kaydına istemin hangi ekrandan ve hangi eylemden sonra açıldığını yazın; bunu istem anında yazmazsanız sonradan ayrıştıramazsınız, elinizde yalnızca toplam kabul oranı kalır. İki zamanlama arasındaki farkı gösteren şey o bağlam alanıdır.
Teşekkür ile satış arasındaki ince çizgi
Değer verdikten hemen sonra gelen istek, hediyeyi geriye dönük olarak takasa çevirir. İndirme biter bitmez açılan abonelik penceresi, tamamlanan ilk görevin ardından gösterilen değerlendirme isteği, teşekkür başlığı taşıyan ama içinde üst pakete geçiş bağlantısı olan e-posta hep aynı sonucu doğurur: kullanıcı ödemesi gereken bir borç olduğunu anlar ve borcu ödememeyi seçer.
Aradaki mesafeyi biraz açmak çoğu zaman yeter. Değerin işe yaradığı bir kullanım daha geçsin, istek ondan sonra gelsin.
Kayıt olmadan çalışan bir şey bırakın
Karşılıklılığın arayüzdeki en sağlam hali, ürünün bir parçasının hesap açmadan gerçekten iş görmesidir. Arama sonuçlarının listelenmesi, hesap makinesinin sonucu vermesi, düzenleyicinin kaydetmeden çalışması. Kullanıcı böyle bir yerde ürünün ne olduğunu iddiadan değil kullanımdan öğrenir, kayıt ekranına geldiğinde de neye kaydolduğunu bilir.
Sınır şurada: koşulsuz verilen parça küçük olabilir ama işlevsel olmak zorunda. Süresi dolmuş bir demo, üç tıklamada duvara toslayan bir deneme ya da sonucu bulanıklaştırılmış bir önizleme karşılıklılık yaratmaz, sadece reklamı biraz daha uzun izletir.