Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Kullanılabilirlik İncelemelerini Projeye Gerçekten Sokmak

Hangi Kullanılabilirlik İncelemesi, Hangi Aşamada?

Kullanılabilirlik inceleme yöntemlerini bilmekle onları bir projede yürütmek aynı şey değil. Ekiplerin çoğu yöntemleri eğitimde öğrenir, sonra takvim sıkışınca hepsini bir kenara bırakır. Yöntemlerin sahiden benimsendiği yerlerde ortak nokta şu: seçilen teknik, o anda elde ne varsa (kâğıt çizim, yarım çalışan ekran, canlı ürün) onun üzerinde çalışabiliyor.

Yöntemleri ayıran şey, buldukları sorun tipi

Dört tekniğin adını yan yana yazmak pek işe yaramıyor, çünkü aralarındaki fark zorluk derecesi değil, ne tür bir soruna duyarlı olduklarıdır.

Sezgisel değerlendirme bilinen kuralların ihlalini yakalar: geri bildirim verilmeyen bir buton, geri dönüşü olmayan bir adım, sistem diliyle yazılmış bir hata mesajı. Uzman zaten kuralı biliyor, ekranda karşılığı olup olmadığına bakıyor.

Bilişsel gezinti tek bir görevi adım adım yürür ve her adımda "kullanıcı burada ne yapması gerektiğini nereden anlayacak?" sorusunu sorar. Çıktısı ekran listesi değil, bir akışın koptuğu yerdir.

Kullanıcı testi ise kimsenin kural haline getirmediği sorunları bulur. Kimse "filtre panelini kapalı açma" diye bir ilke yazmamıştır; beş kişi arka arkaya filtreyi bulamayınca ortaya çıkar.

Tutarlılık incelemesi bunların hiçbirini yapmaz, tek bir şeye bakar: aynı işlem iki ekranda iki farklı şekilde mi duruyor. Tasarım sistemi olan ekiplerde en ucuz ve en sık tekrarlanabilir kontrol budur.

Buradan çıkan sonuç pratik: uzman incelemesi kullanıcı testinin ucuz versiyonu değil. Daha önce yapılmamış bir etkileşim kurguluyorsan, kural kitabında o kurgunun karşılığı yoktur; sezgisel değerlendirme temiz görünen ama kimsenin kullanamadığı bir ekranı rahatlıkla onaylar.

Bir yöntem neden benimsenir?

Bir tekniğin ekipte tutunması, teknik kalitesinden çok üç şeye bağlı.

Birincisi zamanlama. Eğitim, uygulanacak proje ortada yokken verilirse iki hafta içinde buharlaşır. Yöntem, ihtiyacın doğduğu hafta öğrenilip aynı hafta bir ekranda denendiğinde kalıcı oluyor.

İkincisi üretilen bilginin somutluğu. "Arayüz genel olarak karmaşık" cümlesi kimseye iş açmaz. "Sipariş özetinde toplam tutar kaydırma alanının altında kalıyor" cümlesi açar.

Üçüncüsü de bulguların kaydedilme biçimi. Bulguları issue olarak açmıyorsan inceleme raporu klasörde kalır ve iki ay sonra hangisinin düzeldiği bilinmez. Her bulguyu tek satırlık bir kayda bağla, gerisi kendiliğinden takip edilir.

Hangi aşamada hangisi

Aşama eşlemesi genelde şöyle kurulur: prototipte uzman incelemesi, çalışan sürümde kullanıcı testi, son üründe kapsamlı test. İlk iki madde doğru, üçüncüsü tartışmalı.

  • Kâğıt ya da tıklanabilir prototip: sezgisel değerlendirme ve bilişsel gezinti. Akış henüz kısa olduğu için gezinti burada hızlı yürür.
  • Çalışan ilk sürüm: az katılımcılı kullanıcı testi ve tutarlılık incelemesi.
  • Canlı ürün: gerçek kullanım verisine bakmak, testi baştan kurmaktan daha çok şey söyler.

Bilişsel gezintiyi son ürüne saklamak ters çalışıyor, çünkü yöntemin maliyeti adım sayısıyla doğru orantılı büyür: on beş adımlık bir ödeme akışını dört değerlendiriciyle adım adım yürümek altmış ayrı soru turu demektir. Aynı yöntem, aynı akış beş adımken yirmi soruya iniyordu. Ucuz olduğu anda kullan.

Kısaltmanın sınırı nerede

Bütçe daraldığında yöntemleri kırpmak meşru. Beş kullanıcıyla yapılan kısa bir test, hiç test yapmamaktan kıyaslanamayacak kadar iyidir. Ama kırpmanın da bir tabanı var.

Sezgisel değerlendirmede o taban değerlendirici sayısıdır. Tek kişi kendi alışkanlıklarının dışına çıkamaz; aynı ekranı bağımsız inceleyen üç kişinin listeleri şaşırtıcı ölçüde az örtüşür. Üç kişiyi bire indirdiğinde yöntemi ucuzlatmış olmuyorsun, başka bir şey yapmış oluyorsun.

Kullanıcı testinde taban, katılımcının gerçekten hedef kitleden olmasıdır. Ürünü zaten bilen bir ekip arkadaşıyla yapılan oturum, yöntemin kısaltılmış hali değil, ısınma provası.

Bilişsel gezintide taban, görevin önceden ve net yazılmış olmasıdır. Görev cümlesi belirsizse değerlendiriciler farklı yollar izler, bulgular karşılaştırılamaz hale gelir.

"Yöntemleri kendi ihtiyacımıza göre uyarlıyoruz" cümlesi çoğu zaman doğrudur, bazen de bir uzmanın ekrana beş dakika bakmasının adıdır. Farkı anlamanın basit bir testi var: yapılan işi başka biri aynı adımlarla tekrarlayabiliyor mu? Tekrarlanamıyorsa elde bir yöntem değil, bir izlenim var.