Teknik Jargon: Ne Zaman Açıklanır, Ne Zaman Olduğu Gibi Bırakılır
Jargon tartışması genelde tek bir tavsiyeye indirgeniyor: sadeleştir. Oysa bir terimi atmanın da bedeli var, çünkü yerine geçen açıklama neredeyse her zaman daha uzun ve daha bulanık oluyor. Asıl soru terimin kötülüğü değil, karşıdakinin onu zaten bilip bilmediği.
Jargon bir kusur değil, bir kitle sorusu
Aynı kelime bir metinde gereksiz duvar, başka bir metinde en kısa yoldur. Yazılım ekibine yazarken “önbellek geçersiz kılma” demek “cache invalidation” demekten daha anlaşılır olmuyor, sadece daha uzun oluyor. Tersi de doğru: son kullanıcıya hazırlanmış bir yardım sayfasında aynı terim okuru olduğu yerde durdurur.
Bu yüzden “jargondan kaçının” kuralını olduğu gibi uygulamak metni sadeleştirmiyor, yalnızca kararı okura devrediyor. Karar terim bazında verilir ve kararın tek girdisi kitledir.
Aşinalığı ölçmenin güvenilir yolu
Burada sık tekrarlanan bir tavsiye var: terimin arama hacmine bakın, çok aranıyorsa kitleniz onu biliyordur. Bu çıkarım rahatlıkla ters yönde de okunabilir. İnsanlar bilmedikleri şeyi aramaya daha meyillidir ve sorguların önemli bir bölümü doğrudan tanım arayışıdır. “X nedir” biçimindeki bir sorgu aşinalığın değil, eksikliğin işaretidir. Hacim tek başına hiçbir yöne kanıt oluşturmuyor.
Terim arama hacmini, aşinalık ölçütü olarak küçük bir kullanılabilirlik testinden daha zayıf bulurum. Testte kullanıcının duraksadığı yeri görürsünüz: hangi kelimede geri döndüğünü, hangi başlığı yanlış yorumladığını. Arama verisi bunların hiçbirini göstermez. Destek kayıtları da iyi bir kaynak, çünkü kullanıcıların kendi cümleleriyle yazdığı sorular sizin terimlerinizle onlarınki arasındaki farkı bedava veriyor.
Tanım metnin neresine konur
Terim (açıklama) kalıbı işe yarıyor, ama her geçtiği yerde tekrarlanınca metni okunmaz hale getiriyor. Tanım bir kez verilir, o da terimin ilk geçtiği yerde.
Sayfa sonuna eklenen sözlükler pratikte az iş görür, çünkü okuru akıştan koparıp geri getirmeyi bekler ve kimse bunu yapmaz. Bir istisnası var: uzun ve aramadan gelinen sayfalar. Arama sonucundan doğrudan bir ara başlığa düşen okur, ilk kullanımdaki tanımı hiç görmez. Böyle sayfalarda terimi bölüm içinde tek cümleyle bir kez daha karşılamak tekrar sayılmaz.
Tooltip'e güvenmeden önce
Terimi açıklamanın modern yolu olarak tooltip önerilir. Uygulamada birkaç yerden sızdırıyor. Hover olayı dokunmatik cihazlarda yok, dolayısıyla tooltip'in mobilde ayrıca dokunmayla açılması gerekir; bu yapılmazsa açıklama telefondan gelen okur için hiç yoktur. Klavyeyle gezen kullanıcıda öğenin odaklanabilir olması gerekir, yoksa içerik erişilemez kalır. HTML'deki abbr etiketinin title özniteliği de aynı sorunu yaşıyor: ekran okuyucu desteği tutarsız, dokunmatikte ise hiç görünmüyor.
Bunun karşısında parantez içi açıklama sıkıcı ama sağlam duruyor. Her cihazda, her giriş yönteminde ve sayfanın kaynağında var. Tooltip'i açıklamanın tek taşıyıcısı yapmayın, ek kolaylık olarak kullanın; tanımın kendisi metinde kalsın.
Kısaltmalarda ölçüt
Kural burada daha net: ilk geçişte uzun hali, parantez içinde kısaltma, sonrasında yalnızca kısaltma. İçerik Yönetim Sistemi (CMS) yazıp devamında CMS demek hem tekrarı önler hem okuru terimle tanıştırır.
Zorluk hangi kısaltmanın açıklanmaya değdiğine karar vermekte. Alanda tamamen yerleşmiş olanları açmak okuru yavaşlatıyor; bir arayüz tasarımı metninde “kullanıcı arayüzü (UI)” açılımını görmek kimseye bir şey öğretmez, sadece cümleyi uzatır. Ölçüt şu: kısaltmayı hedef kitleniz günlük konuşmasında kullanıyorsa açmayın, kullanmıyorsa açın.