Konu Başlıkları
Yükleniyor...

WAP Neden Tutmadı: Mobil Deneyime Bıraktığı Ders

WAP'tan Mobil Web'e: Ayrı Bir İnternet Kurmanın Maliyeti

WAP'ı hatırlayanlar genelde ekranların küçüklüğünü ve bağlantının yavaşlığını anlatır. Oysa protokolü asıl bitiren şey, var olan web'i mobile taşımak yerine onun yanına kendi işaretleme dili ve kendi ağ yığınıyla ikinci bir internet kurmaya çalışmasıydı. O ayrılığın faturası hâlâ mobil strateji tartışmalarının ortasında duruyor.

İkinci bir web kurmanın çarpan maliyeti

WAP içeriği HTML ile değil WML ile yazılıyordu. Sayfa değil "deck" vardı, deck'in içinde "card"lar, her card telefonun ekranına sığacak kadar. Ayrı bir dil demek ayrı bir araç zinciri, ayrı bir yayın süreci ve ayrı bir ekip demekti.

Asıl sorun buradan sonra başlıyor. Telefonların WML yorumlayıcıları birbirinden farklıydı: birinde çalışan tablo ötekinde boş dönüyor, karakter kodlaması modele göre değişiyor, deck boyutu sınırı üreticiye göre kayıyordu. İçerik üreticisi tek bir sayfa değil, cihaz ailesi başına bir varyant üretiyordu. Yani bakım yükü içerik sayısıyla değil, içerik sayısı çarpı cihaz ailesi sayısıyla büyüyordu. Yirmi sayfalık bir servis beş cihaz ailesini desteklemek istediğinde ortada yüz ayrı çıktı oluyordu, hepsi ayrı ayrı test edilmek zorundaydı.

Responsive yaklaşımın getirdiği kazanç tam olarak bu çarpanı 1'e indirmesidir. Tek kaynak, tek yayın, cihaza göre değişen tek şey sunum katmanı. Bugün "mobil için ayrı site yapalım" önerisi masaya geldiğinde hatırlanması gereken sayı da budur: ayrı site, m-nokta alan adıyla bile olsa, o çarpanı 2'ye çıkarır ve bir süre sonra iki sürüm birbirinden ayrışır.

WAP gap: kapalı bahçenin teknik karşılığı

WAP'ın "walled garden" eleştirisi çoğunlukla ticari düzlemde yapılır: operatör yalnızca anlaşmalı servislere kapı açıyor, kullanıcı istediği yere gidemiyor. Doğru, ama eksik. Kapalılık ticari bir tercih değildi sadece, mimarinin kendisinden geliyordu.

WAP 1.x'te telefon doğrudan web sunucusuna bağlanmıyordu. Trafik operatördeki bir WAP ağ geçidine gidiyor, orada telefon tarafındaki WTLS sonlandırılıyor ve internet tarafına TLS ile yeniden şifrelenerek çıkılıyordu. Arada, ağ geçidinin belleğinde, içerik bir an için düz metin haline geliyordu. Literatürde "WAP gap" diye geçen boşluk budur. Operatör sadece nereye gidildiğini değil, ne yazıldığını da görebilecek konumdaydı ve bankacılık işlemlerinin mobil tarayıcıya taşınması yıllarca bu yüzden gecikti.

WAP 2.0 yığını HTTP ve TLS'e çevirince bu boşluk teknik olarak kapandı. Ama protokolün itibarı çoktan gitmişti. Bir mimari kararın sonucu, düzeltildikten sonra bile piyasada yaşamaya devam ediyor.

Kapalı bahçe ölmedi, sahip değiştirdi

Bu hikâyeyi "iyi ki geride bıraktık" diye bitirmek kolay olurdu. Gerçek şu ki kapalı bahçe modeli kaybetmedi, operatörden platforma geçti. Uygulama mağazası hangi yazılımın yükleneceğine karar veriyor. Sosyal uygulamaların içindeki tarayıcılar bağlantıyı sistem tarayıcısında değil kendi penceresinde açıyor, oradaki oturum, eklenti ve ödeme davranışı farklı çalışıyor. AMP gibi hızlandırma şemaları içeriği yayıncının alan adından alıp bir arama motorunun önbelleğinden sunmayı normalleştirdi.

Bunların hepsi aynı vaatle geliyor: daha hızlı, daha tutarlı, daha az uğraş. WAP da aynı vaatle gelmişti. Ayırt edici soru teknik değil, sahiplik sorusudur. Kullanıcı senin içeriğine senin adresinden mi ulaşıyor, yoksa araya giren bir aktörün izin verdiği ölçüde mi? İkincisi kısa vadede trafik getirir, ilki uzun vadede ayakta kalır. Bir hızlandırma şemasının kazandırdığı birkaç yüz milisaniyeyi, içeriğin nereden sunulduğu üzerindeki kontrolü bırakmaya değecek bir pazarlık saymak zor.

Bugün pratikte ne değişiyor

WAP'tan kalan ders "kullanıcıyı merkeze al" gibi bir slogan değil. Daha dar ve daha kullanışlı: mobil deneyimi ayrı bir ürün gibi kurma, aynı ürünün bir hali gibi kur.

Test tarafında da benzer bir sadeleşme mümkün. Cihaz modeli listesiyle çalışma, kırılma noktasıyla çalış: elindeki düzen kaç yerde değişiyorsa o kadar genişlik eşiğin vardır, gerisi aynı kodun aynı dalıdır. Yüz model adı yerine üç eşiği düzgün test etmek hem daha hızlı hem de gerçekten farklı olan durumları yakalıyor. Cihaz listesine dönmenin anlamlı olduğu tek yer, düzenin değil tarayıcı motorunun değiştiği durumlardır.

Hız konusunda da abartılı araç yığmaya gerek yok. Görsellerin boyutlandırılması, yazı tiplerinin gecikmeli yüklenmemesi ve sayfa ilk açılırken çalışmayacak betiklerin ertelenmesi, çoğu sitede ölçülebilir farkın büyük bölümünü zaten veriyor. Bunlar birkaç satırlık işler ve hiçbiri üçüncü parti bir servise bağlanmayı gerektirmiyor.

WAP küçük ekranlar yüzünden değil, web'in "bir kez yaz, her yerde çalışsın" özelliğinden vazgeçtiği için kaybetti. Aynı vazgeçişi teklif eden her yeni çözümü de aynı gözle okumakta fayda var.