Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Mobil Onboarding: Hangi Yöntem Ne Zaman İşe Yarar

Mobil Uygulamada Onboarding Kararı: Bileşenler, Yöntemler ve Ölçüm

Onboarding, kullanıcı ile uygulamanın değeri arasına konan ekranların toplamıdır. Bu yüzden varsayılan cevap onboarding koymamaktır; her ekran bir maliyettir ve maliyeti gerekçelendirmek tasarımcının işidir. Aşağıda hangi durumun gerekçe sayıldığını, üç bileşenin hangi kararı temsil ettiğini ve başarının hangi sayıyla ölçüldüğünü ayırıyorum.

Gerekçe sayılan üç durum

Onboarding akışı yalnızca şu üç koşuldan biri varsa savunulabilir. Uygulama çalışmaya başlamadan önce kullanıcıdan bilgi almak zorundaysa (kimlik doğrulama, hesap eşleştirme). Uygulamanın davranışı kullanıcının tercihine göre değişiyorsa, yani toplanan cevap bir sonraki ekranı gerçekten farklılaştırıyorsa. Ya da sunulan iş akışı piyasada yeniyse, kullanıcının başka bir üründen taşıyabileceği bir zihinsel model yoksa.

Bunların dışındaki her onboarding, arayüzün anlaşılmadığının itirafıdır. Talimat yazmak, kötü tasarlanmış bir ekranı düzeltmenin ucuz görünen ama pahalı olan yoludur: ekran değişmediği için sorun kalır, üstüne bakımı gereken bir katman daha eklenir. Şüphedeyseniz sıralama nettir, önce onboarding olmadan test edin. Kullanıcı temel işlevi bulamıyorsa onboarding prototipi değil, ekran taslağı yeniden çizilir.

Üç bileşen, üç ayrı karar

Özellik tanıtımı pazarlamanın uygulamaya sızmış halidir. Yeri çoğu zaman mağaza sayfası ya da sürüm notlarıdır, ilk açılış değil. Uygulama içinde savunulabilir tek biçimi, kullanıcı o özelliğin bulunduğu ekrana geldiğinde çıkan kısa bir işarettir.

Kişiselleştirme veri toplama kararıdır ve maliyeti soruların sayısıyla değil, sonraki ömrüyle ölçülür. Fitplan'ın açılışta hedef sorması mantıklı, çünkü verilen cevap programın kendisini belirliyor. Tema tercihi sormak mantıksız, çünkü uygulamanın davranışını değiştirmiyor ve zaten ayarlarda duruyor.

Talimat en zayıf bileşen. Açılışta anlatılan şey, kullanıcının ona ihtiyaç duyacağı ana kadar unutuluyor. Talimat verilecekse görevin içinde, o görev yapılırken verilir.

Slayt destesi mi, bağlamsal yardım mı

Bağlamsal ipucunu açılıştaki slayt destesinden daha güvenilir buluyorum, sebebi zamanlama. Slayt, bilgiyi kullanıcının onu kullanamayacağı bir anda veriyor ve bir kez gösterilip kayboluyor; ipucu ise bilgiyi ihtiyaç anında veriyor, gerekirse tekrar gösterilebiliyor.

Bir de aritmetiği var. Dört slaytlık bir giriş, kullanıcının ilk faydayı görmesinden önce dört ekran ve dört dokunuş demek, bunların her biri uygulamanın kapatılabileceği bir nokta. Aynı bilgiyi dört ayrı ipucuna böldüğünüzde hiçbiri ilk faydanın önüne geçmez, çünkü kullanıcı zaten o işi yapmaya başlamıştır.

Slayt destesi kullanılacaksa iki kural yeter: her kart tek bir konu taşır ve akış atlanabilir olur. Atlanamayan onboarding, tamamlanma oranını yapay olarak yükseltmekten başka bir şeye yaramaz.

İnteraktif yürüyüş ise yalnızca kullanıcının yaparak öğrenmesi gereken durumlarda karşılığını veriyor. Codecademy bunu doğru kullanıyor, çünkü ürünün kendisi zaten alıştırma yapmak üzerine kurulu. Bir liste ekranını interaktif yürüyüşle anlatmak aynı işi yapmaz.

Sorduğunuz her sorunun bir bakım maliyeti var

Onboarding'de sorulan her soru, veri modelinde bir alan açar. O alan sonrasında saklanır, taşınır, sürüm geçişlerinde göç ettirilir ve profil ekranıyla senkron tutulur. Kullanıcının sonradan değiştirebileceği bir yol açmadıysanız, düzeltilemeyen bir veri üretmiş olursunuz; kullanıcı ilk açılışta aceleyle verdiği yanlış cevaba mahkûm kalır ve bunu ancak uygulamayı silip yeniden kurarak düzeltir.
Pratik kural: onboarding'de sorulan her alanın profil ayarlarında bir karşılığı olacak. Karşılığı yoksa soru da olmayacak.

Neyi ölçtüğünüze dikkat edin

Onboarding'in başarısı tamamlanma oranıyla ölçülmez. O oranı yüzde yüze çıkarmanın yolu belli, akışı atlanamaz yapmak; kullanıcı deneyimi açısından ise bu tam tersi yönde bir hamle. Ölçülecek şey, kullanıcının uygulamanın esas işini ilk kez ne kadar sürede yaptığı ve bunu yapanların oranı.

Bu ölçümü kurmanın ucuz yolu, onboarding'i kapalı ve açık iki gruba bölüp ilk anlamlı eylemin oranını karşılaştırmak. Çoğu üründe sonuç rahatsız edicidir: onboarding kapalı grubun sayısı ya eşittir ya da daha iyidir. Bu, onboarding'in kötü olduğunu değil, gerekli olmadığını gösterir. İkisi arasındaki farkı görmek bir sürü ekran çizmekten daha kıymetli.