Bilişsel Yükü Azaltmak: Nerede İşe Yarar, Nerede Yanıltır
Bilişsel yükü azaltma tavsiyesi kullanılabilirlik metinlerinin değişmez maddesi. Tavsiyenin kendisi yerinde, ama uygulanışı çoğu zaman "sadeleştir" sloganına iniyor ve yükün nereye gittiği hiç sorulmuyor. Kavramın nereden geldiğine ve arayüzde gerçekten neyi değiştirdiğine bakmak, listeyi tekrar etmekten daha işe yarar.
İçsel yük ile dışsal yük aynı şey değil
Ayrım pratikte şuna dayanır: kullanıcının yapmaya çalıştığı işin kendi zorluğu ile arayüzün üstüne eklediği zorluk. İki kredi teklifini karşılaştırıp karar vermek zordur, bu zorluğu tasarımla sıfırlayamazsınız. Faiz oranının aynı ekranda üç ayrı yerde üç ayrı biçimde yazılması ise tamamen sizin eklediğiniz zorluktur.
Bu ayrımı yapmadan yükü azalt demek işe yaramaz, çünkü ilk gidecek şey genellikle kullanıcının karar vermek için ihtiyaç duyduğu bilgi olur. Ekranı boşaltmak yükü azaltmış gibi görünür. Kullanıcı aynı bilgiyi başka sekmede aramaya başladığında toplam yük artmıştır.
Ödünç alınan kurallara dikkat
Menüde en fazla yedi madde olsun tavsiyesi Miller'ın 7±2 çalışmasına dayandırılır. O çalışma, akılda tutulması gereken ve birbiriyle ilgisiz öğelerin kısa süreli bellekte kaç tanesinin taşınabildiğiyle ilgiliydi. Ekranda duran, okunabilen menü maddelerini kullanıcının ezberlemesi gerekmiyor; oraya bakıyor. Uzun menünün asıl sorunu bellek değil, tarama süresi ve gruplama eksikliği.
Bilişsel yük kuramının kendisi de öğrenme ve öğretim tasarımı araştırmalarından geliyor. Arayüze taşınabilir, ama birebir değil: bir konuyu öğrenen kişiyle bir formu dolduran kişi farklı işler yapıyor. Kuramı isim olarak anmak yerine, o ekranda kullanıcının ne akılda tutmak zorunda kaldığını tek tek sayın. Genelde iki üç maddeyi geçmez, ve o iki üç madde nedense hep gizlenmiş olandır.
Aşamalı gösterim yükü siler mi, taşır mı
İçeriği bölmek, ikincil detayları gizlemek, uzun formu adımlara ayırmak. Bu tekniklerin hepsi tek ekrandaki yükü düşürür. Karşılığında etkileşim maliyeti ve adımlar arası hatırlama yükü doğar: üçüncü adımda birinci adımda ne yazdığınızı hatırlamanız gerekiyorsa yük yok olmamış, yer değiştirmiştir.
Kararı veren ölçüt, bilginin aynı anda gerekli olup olmadığı. Kullanıcı iki değeri karşılaştırarak seçim yapıyorsa ikisi de aynı ekranda kalmalı; sıralı ve birbirinden bağımsız işlemlerde bölmek doğru olur. Adım adım formu savunanların çoğu bu ayrımı yapmadan savunuyor.
Süre ölçüsü yanıltır
Konuyu anlatan metinlerin sık düştüğü bir tuzak var: bilişsel yük azalınca kullanıcının aradığını daha çabuk bulacağı söylenir, hemen ardından sitede geçirilen sürenin artacağı. İkisi aynı anda doğru olamaz. Bir bilgi arama görevinde kullanılabilirlik iyileşince süre kısalır, gezilen sayfa sayısı düşer, hemen çıkma oranı bazen yükselir; çünkü cevap ilk sayfada bulunmuştur.
Zorlanmayı ölçmek için pahalı araç gerekmez. Form alanlarındaki odak değişimlerini ve geri dönüşleri loglayın, hangi alana ikinci kez dönüldüğü bir hafta içinde ortaya çıkar; o alan da genellikle etiketi belirsiz olandır. Yardım aramasına yazılan kelimeleri kaydetmek de aynı işi görür, arayüzün anlatamadığı şeyi kullanıcı sizin yerinize yazıyor.
Bilişsel yükü azaltmak, ekranı boşaltmak değil, kullanıcının aynı anda akılda tutmak zorunda kaldığı şeyin sayısını düşürmek. Bu iki şey çoğu zaman aynı yöne gitmez.