Araç İçi Dokunmatik Ekranlar: Tesla Arayüzü Ne Kazandırdı, Ne Aldı
Fiziksel düğmeden dokunmatik panele geçiş, araç içi arayüzde tek bir şeyi değiştirdi: kontrolü doğrulama işini parmaktan göze devretti. Tesla'nın büyük ekranı bu değişimin en görünür örneği, çünkü ikincil fonksiyonların neredeyse tamamı orada toplanmış. Hedef boyutu, menü derinliği ve okunabilirlik tartışmalarının hepsi aslında aynı yere, sürücünün yoldan ayırdığı bakış süresine bağlanıyor.
Kaybolan şey haptik değil, kapalı devre
Fiziksel bir klima düğmesini karanlıkta da bulursunuz. Parmak ucu düğmenin kenarını, tırtığını, direncini okur; doğru yerde olduğunuzu dokunarak anlarsınız ve bakışınız yolda kalır. Düz cam bunu yapamıyor. Ekranda parmağınızın nereye indiğini yalnızca gözünüzle doğrulayabiliyorsunuz.
Peki hedefi büyütmek bunu telafi eder mi? Kısmen. Fitts yasası daha büyük ve daha yakın hedefin daha hızlı vurulduğunu söylüyor, ama araçta asıl maliyet vuruş süresi değil, vuruşu doğrulamak için gereken bakış. Titreşen bir araçta 2 cm'lik bir hedefe isabet etmek kolaydır; isabet ettiğinizi bakmadan bilmek mümkün değildir. Fark burada.
Bu yüzden titreşimli geri bildirim, kozmetik bir ayrıntı değil, kayıp kanalın kısmi telafisi. Yine de tam çözüm sayılmaz: titreşim size bir şeye bastığınızı söyler, doğru şeye bastığınızı söylemez.
İki saniye ne kadar yol demek
Otomotiv arayüz tasarımında yerleşik eşik, tek bir bakışın iki saniyeyi geçmemesi. Somutlaştıralım: 90 km/s saniyede 25 metre eder, iki saniyelik bir bakış 50 metre kör sürüş demek. Üç kademeli bir menüde klimayı aramak tek bakışta bitmez, üç dört bakış gerekir.
Buradan çıkan kural basit. Sık kullanılan üç beş kontrolü her ekranda sabit tut ve alt menüye gömme; kullanıcının aradığı şeyi bulmak için harcadığı bakış, ona dokunmak için harcadığı süreden çok daha uzun sürer. Menü derinliğini bir kademe azaltmak, buton boyutunu iki katına çıkarmaktan daha fazla kazandırır.
Arka planda sürekli duran harita
Tesla arayüzünde harita her zaman arkada. Uygulama pencereleriyle üst üste geldiğinde, özellikle doğrudan güneş altında, kontrast düşüyor ve okunabilirlik zayıflıyor. İkinci sorun etkileşim tarafında: pencere kenarını sürüklemek isteyen kullanıcı yanlışlıkla haritayı kaydırıyor, sonra da haritayı geri toparlamak için ikinci bir görev üretmiş oluyor.
Ya arka plan gerçekten arka plan olsaydı? Sürüş sırasında haritanın dokunmatik olarak kilitlenmesi, bu hata sınıfını tümüyle ortadan kaldırırdı ve kaybedilen özellik neredeyse sıfır olurdu, çünkü seyir halinde haritayı elle kaydırma ihtiyacı zaten sorgulanabilir bir ihtiyaç.
Ekranın gerçekten kazandırdıkları
Eleştiri listesi uzun ama büyük ekranın somut faydaları da var. Rota üzerinde varış anındaki batarya yüzdesini görmek, ayrı bir menüye girmeden yan yana iki bilgiyi aynı anda okumak, bunlar fiziksel düğmelerle kurulamayacak deneyimler. Yazılım güncellemesiyle yerleşimin düzeltilebilmesi de gerçek bir avantaj.
Yalnız şu var: güncellenebilir olmak, kötü yerleşimin bedelini ortadan kaldırmıyor, sadece erteliyor. Ekrana eklenen her yeni sekme regresyon testi yükünü büyütür, ve araç yazılımında bu yükün faturası masaüstü uygulamasındakinden ağırdır. Bir kontrolü ekrana taşımadan önce, onu üç yıl boyunca güncellemeye devam edecek ekibin de kapasitesini hesaba katın.
Pratik kurallar
- Far, silecek, sinyal ve hız sabitleyici direksiyonda ya da direksiyon kolunda kalsın; bunlar ekranda hiç işi olmayan kontroller.
- Klima, ses ve arka kamera tek dokunuşla erişilebilir olsun, sabit bir çubukta dursun.
- Hedefler en az 1 cm x 1 cm, aralarında en az bir hedef genişliği boşluk olsun.
- Sürüş sırasında arka planı dokunmaya kapatın, yanlış sürükleme hatasını kaynağında bitirin.
- Yeni bir görev tasarladığınızda kaç bakış gerektirdiğini sayın, kaç dokunuş gerektirdiğini değil.