Arayüz Tasarımı Kitapları: Hangi Sırayla Okunur
Arayüz tasarımı kitap listeleri çoğunlukla alfabetik ya da rastgele sıralanır; okuyan da en kalın olandan başlayıp yarısında bırakır. Aşağıdaki liste bunun yerine bir sıra öneriyor: ilkelerle başlayıp hata kataloğuna, oradan ölçmeye ve sahaya geçiyor. Hangi kitabın hangi soruyu cevapladığını, hangi bölümlerinin artık eskidiğini de yazdım.
Başlangıç: ilkeler ve kelime dağarcığı
William Lidwell'in Universal Principles of Design kitabı bu sıranın ilk durağı. Her ilke iki sayfa, solda açıklama sağda örnek. Baştan sona okunacak bir kitap değil, masada duran bir referans; bir tartışmada bu Hick yasası mı, Fitts mi diye duraksadığında açılır.
Kavramların nereden geldiğini merak ediyorsan Rogers, Sharp ve Preece'in Interaction Design kitabı akademik çerçeveyi kurar. Ders kitabı olduğu için en yeni baskısını almaya değer: eski baskılarda örnekler masaüstü dünyasında kalıyor, yeni baskılar mobil ve sesli arayüzleri de kapsıyor.
Don Norman'ın The Design of Everyday Things kitabı ilk bakışta arayüzden uzak görünür, çünkü örnekleri kapı kolu ve ocak düğmesi. Oysa affordance ve eşleme tartışmasının kaynağı orası, ve ekran dışı örnekler üzerinden anlatıldığı için kavram daha iyi yerleşiyor. Bruce Tognazzini'nin Tog on Interface kitabı 1992'den: teknik detayları tarih oldu, insan tarafına dair gözlemleri hâlâ okunur.
Yanlışın kataloğu
İlkeleri okuduktan sonra sıra hataya geliyor. Jeff Johnson'ın GUI Bloopers 2.0 kitabı ne yapılmaması gerektiğini gerçek ekran görüntüleriyle gösteriyor; ilkelerin soyut kaldığı yeri somutlaştırdığı için bu sırada ikinci durak. Aynı yazarın Designing with the Mind in Mind kitabı bir adım öteye gidip hataların bilişsel nedenini anlatır, o yüzden ikisini üst üste okumak mantıklı.
Ellen Isaacs ve Alan Walendowski'nin Designing from Both Sides of the Screen kitabı bambaşka bir sorunu ele alıyor: tasarımın uygulanabilir olup olmadığını kimin ne zaman söylediği. Tasarımcı ve geliştirici aynı masada oturmuyorsa kitabın anlattığı sürtüşmelerin hepsini zaten yaşıyorsundur.
Ölçme: test nasıl yapılır
Jakob Nielsen'in Usability Engineering kitabı (1993) ucuz kullanılabilirlik testi fikrinin kaynağı: beş kullanıcı, bir akış, hızlı düzeltme. Joseph Dumas ve Beth Loring'in Moderating Usability Tests kitabı ise oturumun kendisiyle ilgili, yani katılımcıya nasıl soru sorulacağı ve nerede susulacağıyla. Test yapmaya yeni başlayan biri için bu ikisinden ikincisi daha çok işe yarar, çünkü kötü moderasyon iyi bir test planını kolayca bozar.
Carolyn Snyder'ın Paper Prototyping kitabı sıralamada bunlardan önce gelmeli aslında: kağıt prototip, kod yazılmadan önce yanlış akışı yakalamanın en ucuz yolu. Bir ekranı kağıtta değiştirmek dakikalar sürer, aynı değişiklik hayata geçmiş bir arayüzde günlere yayılır.
Beş kullanıcıyla hızlı test, tek bir akışın nerede tıkandığını bulmak için yeterli. Ama kullanıcının o akışa neden girdiğini bilmiyorsan, kaç kişiyle test edersen et yanlış soruyu ölçüyorsun. O noktada sahaya çıkmak gerekiyor.
Saha çalışması ve görev analizi
Hugh Beyer ve Karen Holtzblatt'ın Contextual Design kitabı (1997) kullanıcıyı kendi masasında izlemenin yöntemini tarif eder. JoAnn Hackos ve Janice Redish'in User and Task Analysis for Interface Design kitabı aynı malzemeyi görev adımlarına çevirmeyi anlatır.
Burada maliyeti açıkça söylemek lazım: bir bağlamsal görüşme yarım gün, çözümlemesi bir gün daha, ve tek ziyaretten desen çıkmaz. Altı sekiz ziyaret hesaplarsan iki haftalık iş. Kurumsal yazılımda bu paranın karşılığı fazlasıyla çıkıyor, çünkü kullanıcının gerçek iş akışı hiçbir ekran taslağında yazmaz. Tüketiciye dönük basit bir uygulamada aynı süreyi analitik verisi ve iki tur test ile geçirmek daha hızlı sonuç verir.
Davranış, ikna ve erişilebilirlik
Norman'ın Emotional Design kitabı bir ürünün içgüdüsel, davranışsal ve düşünsel katmanlarda ayrı ayrı değerlendirildiğini söylüyor, yani hoşa giden bir arayüzün her zaman kolay kullanılan arayüz olmadığını. Peter Pirolli'nin Information Foraging Theory kitabı kullanıcının bağlantı metinlerinden koku aldığını, o koku zayıflayınca geri döndüğünü modelliyor; uzun menü ve arama sonucu tasarlayan herkesin işine yarar.
B.J. Fogg'un Persuasive Technology kitabı (2002) ilginç bir yerde duruyor. Yirmi yıl önce davranış değiştirme tekniklerini tarafsız bir araç seti olarak anlatıyordu; bugün aynı tekniklerin çoğu karanlık kalıp adıyla eleştiriliyor. Kitabı okuyup kendi ürününde neyi yapmayacağına karar vermek, bugünkü en verimli okuma biçimi.
Erişilebilirlik tarafında Caroline Jarrett ve Gerry Gaffney'in Forms that Work kitabı form alanlarının sırasını, etiketlerini ve hata mesajlarını ele alıyor; formlar her zaman en çok terk edilen ekran olduğu için bu ince kitap hacminin çok üstünde iş görür. John M. Slatin ve Sharron Rush'ın Maximum Accessibility kitabı ise zihniyeti iyi kuruyor ama 2002 tarihli, yani WCAG 2.0'dan (2008) ve 2.1'den (2018) önce yazıldı. Ölçüt olarak WCAG metnine bakman, kitabı da niçin sorusunun cevabı olarak okuman gerekiyor.
Bir başvuru formunu erişilebilirlik için elden geçirdiğimde işin yarısı etiketleri input alanlarıyla doğru eşleştirmekle bitmişti, geri kalanı odak sırasıydı.
Bu listenin yaş sorunu
Yukarıdaki kitapların çoğu 1992 ile 2008 arasında yazıldı. İlkeler ayakta: geri bildirim, tutarlılık, hata toleransı, bilgi kokusu. Örnekler ise değil. Dokunmatik hedef boyutu, tek elle erişim alanı, ekran okuyucu jestleri, hiçbiri o metinlerde yok. Ben Shneiderman'ın Designing the User Interface kitabı gibi yeni baskılarla güncellenenler bu boşluğu kapatıyor, diğerlerinde eksiği kendin tamamlamak zorundasın.
Pratik ayrım şu: kitaplar niçin sorusunu cevaplar, güncel kural setleri ne kadar sorusunu. Bir düğmenin neden görünür bir dokunma alanı olması gerektiğini Norman'dan, o alanın kaç piksel olacağını platformun kendi arayüz kılavuzundan ve WCAG'den öğreniyorsun. Listeyi bu ikisini birlikte tutacak şekilde kur, tek başına kitap okumak seni 2005 arayüzlerine iyi hazırlar.