Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Merkeziyetsizleşme: Kitlesel Üretimden Kişiselleşmiş Arayüze

Endüstri Devriminin Tasarıma Bıraktığı Tek Tip Alışkanlığı

Endüstri devriminin tasarıma bıraktığı en kalıcı miras makine değil, bir varsayım: ortalama kullanıcı. Seri üretim tek kalıp gerektirdiği için ürünler ortalamaya göre kuruldu, arayüzler de aynı alışkanlığı devraldı. İnternet bu kısıtı kaldırdı, ama tek tip tasarlama refleksi çoğu ekipte olduğu gibi duruyor.

Ortalama kullanıcı diye biri yok

Fabrika mantığında tek kalıp üretmek zorunludur, çünkü ikinci kalıbın maliyeti gerçektir. Bu zorunluluk arayüze taşındığında anlamını kaybediyor. Bir ekranın ikinci varyantı kalıp değil, koşul; maliyeti farklı bir yerde birikiyor.

Ortalamaya göre tasarlanan arayüzün klasik sonucu şu: kimse için kötü değil, kimse için de iyi değil. İlk kez giren kullanıcıya fazla yoğun gelir, günde kırk kez giren kullanıcıya fazla yavaş. İkisini aynı ekranda memnun etmeye çalışan çözüm genelde ikisini de yarım bırakır.

İnternetin bozduğu kısıt

Dağıtım maliyeti düştüğünde niş kitleye ulaşmak mümkün hale geldi. Fiziksel rafta yer bulamayan ürün dijital katalogda alıcısını buluyor, çok dar bir gruba hitap eden bir yazılım da kendi kullanıcısını buluyor. Bunun tasarım karşılığı net: artık ürünü herkes için kurmak zorunda değilsin, dar bir kitleyi tam olarak hedefleyebilirsin.

Dar kitleye tasarlamak kapsamı daraltmak demek değil. Aksine, kullanıcı grubu netleştikçe araştırma da netleşir. On kişilik homojen bir grupla yapılan görev tabanlı test, birbirine benzemeyen yüz kişiden toplanan anketten daha çok işe yarar; ilkinde bulunan sorun tekrar eder, ikincisinde ortalama alınırken kaybolur.

Kişiselleştirmenin faturası koşullarda birikir

Kişiselleştirme genelde bedava bir iyileştirme gibi anlatılır. Değil. Her segment kuralı arayüze bir dallanma ekler ve bu dallanmalar birbiriyle çarpılır. Üç kullanıcı segmenti, dört durum (boş liste, dolu liste, hata, yükleniyor) ve iki cihaz genişliği yirmi dört ayrı ekran anlamına gelir. Bunların hepsini gerçekten görmediysen, ürünün bir kısmı hiç bakılmamış demektir.

Kişiselleştirme kuralını yazmadan önce varyant sayısını hesapla: kaç segment, kaç durum, kaç kırılım. Sayı iki haneye çıkıyorsa kuralı böl ya da vazgeç, çünkü test edemediğin varyant kullanıcıya hatayla çıkar. Kullanıcının gördüğü kişiselleştirme değil, boş ekran olur.

Uygulanabilir tarafı da şu: varyantları veriden türet, elle çoğaltma. Kullanıcı tipini tek bir alanda tut, arayüz o alana baksın. Aynı koşulu üç ekrana üç kez yazdığın anda üçü birbirinden ayrılmaya başlar.

Karar ile kullanıcı arasındaki mesafe

Merkezileşmenin asıl bedeli ölçek değil, mesafeydi. Kararı veren kişi sonucunu görmeyince geri bildirim döngüsü kopar. Aynı kopukluk dağıtık ekiplerde de olur: destek kayıtlarını okuyan ekiple arayüz kararını veren ekip farklıysa, uzaklık ofis planından değil bilgi akışından doğar.

Bunun çözümü toplantı sayısını artırmak değil. Tasarım kararını veren kişinin ayda birkaç kullanıcı görüşmesini kendisi izlemesi, aynı sürede yazılan on sayfalık araştırma özetinden fazlasını değiştirir. Özet, tereddüdü ve yanlış tıklamayı taşımaz; kayıt taşır.

Bugün neyi değiştirebilirsin

Ürününün en çok kullanılan ekranını aç ve kaç farklı kullanıcı tipine aynı anda hizmet ettiğini say. İkiden fazlaysa, birine göre sadeleştirip diğerine ayrı bir yol açmak neredeyse her zaman daha iyi sonuç verir. Herkesi idare eden ekran, kimsenin işini hızlandırmıyor.