Konu Başlıkları
Yükleniyor...

Fiziksel Arayüzler: Jest Tabanlı Etkileşimin Görünmeyen Maliyeti

Jestsel Arayüzlerde Keşfedilebilirlik, Eşik Ayarı ve Erişilebilirlik

Bir nesneye sensör ve küçük bir motor koyduğunuzda o nesne artık sadece durmuyor, karşılık veriyor. Teknik taraf uzun süredir çözülmüş durumda; asıl soru şu: ekran ortadan kalkınca kullanıcı ne yapabileceğini nereden bilecek? Jest tabanlı arayüzlerin en zayıf yeri tanıma doğruluğu değil, kullanıcının o jesti hiç keşfedememesi.

Nesne karşılık verince ne değişiyor

Küçülen ve ucuzlayan motorlar sayesinde bir oyuncak hayvan yalnızca ses çıkarmakla kalmıyor; yüz ifadesi değiştirebiliyor, gövdesiyle tepki verebiliyor. NanoMuscle gibi üreticilerin yaptığı şey özünde basit: hareketi ekrandan çıkarıp nesnenin kendisine taşımak. Kuvvet geri bildirimi (force feedback) işin can alıcı kısmı, çünkü kullanıcı dokunduğu yerden cevap alıyor, yani eylemin gittiği kanalla geri bildirimin geldiği kanal aynı oluyor. Ekranda bir düğmeye basıp gözünüzü başka bir köşeye kaydırarak onay aramanız gerekmiyor. Küçük görünen ama dikkat maliyetini gerçekten düşüren bir fark bu.

Jestin sözlüğü görünmez

Menü kötü bir arayüz olabilir, ama bir işe yarar: sistemin ne yapabildiğini size listeler. Jest tabanlı bir nesnede böyle bir liste yok. Kullanıcı sıkmayı, sallamayı, ters çevirmeyi ya bir yerden öğrenecek ya da deneyerek bulacak. Peki ya jest sayısı arttıkça ne oluyor? Her yeni hareket hem öğretilmek hem de mevcutların hepsinden ayırt edilebilir olmak zorunda, ve ikinci şart birincisinden daha zor: ayırt etme yükü kullanıcıda değil tanıma katmanında birikir, orada her ek jest eskilerin tamamıyla karşılaştırılmak durumundadır.

Bunun pratikteki adı eşik ayarı. Bir kiosk projesinde yakınlık sensörüyle uyanan bir ekran yapmıştık; eşiği düşük tutunca önünden geçen herkesi kullanıcı sandı, yükseltince gerçekten duran kişiyi fark etmedi. Kaçırılan jest ile yanlış tetiklenen jest arasındaki denge bir ayar detayı değil, tasarım kararıdır: hangisinin maliyeti yüksekse arayüz ona göre kurulur. Sesi açan bir jest yanlışlıkla tetiklenirse rahatsız eder; kapı kilidini açan jest yanlışlıkla tetiklenirse bambaşka bir şey olur.

Komutsuz arayüz gerçekten daha mı kolay

Non-command (komutsuz) arayüz fikri şunu söyler: kullanıcı sisteme emir vermesin, gerçek dünyadaki gibi davransın, niyeti sistem okusun. Öğrenmesi kolay görünüyor, çünkü öğrenilecek bir komut yok. Oysa komutun tek faydası öğrenme yükü değildi; başlangıcı ve sonu belliydi. Bir düğmeye bastığınızda o eylemi siz başlatmış olursunuz, geri almak istediğinizde neyi geri alacağınız açıktır. Sizi sürekli izleyen bir sistemde bu sınır silinir. Peki sistem yanlış anladıysa kullanıcı hangi ana dönecek? Komutsuz arayüzlerin çoğu bu soruyu cevaplamadan kuruluyor, sonra sona eklenen bir "geri al" düğmesiyle yamanmaya çalışılıyor. Aynı süreklilik veri tarafında da geçerli: niyeti okuyabilmek için sistemin sizi kesintisiz dinlemesi gerekir, dolayısıyla kapatma imkânı arayüzün asli parçası olmalı, ayarlar ekranına sonradan iliştirilen bir seçenek değil.

Sıkılamayan oyuncak

Sık verilen bir örnek var: sıkılınca tepki veren oyuncak, kavrama gücü sınırlı bir çocuk için kullanılamaz. Örnek göründüğünden ağır. Ekranlı bir arayüzde giriş kanalı çoktur, klavye devreye girer, ekran okuyucu devreye girer, anahtar erişimi devreye girer. Tek bir jeste bağlanmış fiziksel bir nesnede alternatif yol yoktur, çünkü arayüz nesnenin kendisidir. Bu yüzden fiziksel üründe erişilebilirlik sonradan serpilen bir katman olamaz; her jestin en az bir ikinci karşılığı, ses, düğme ya da eşiği düşürülmüş bir hareket olarak baştan planlanmalıdır. Aksi halde ortaya çıkan şey, yalnızca belirli bir bedeni varsayan bir üründür.

Fikri denemenin ucuz yolu

Calgary Üniversitesi'nden çıkan Phidgets (physical widgets), bu tür fikirleri elektronik bilgisine boğulmadan prototiplemek için modüler bileşenler sunuyor: sensör, servo, kayar düğme, hepsi yazılım tarafından kolayca okunup sürülebiliyor. Buradaki kazanç ucuzluk değil, bir jesti gerçek insanların eline verip izleyebilme imkânı. Tasarımcının kafasında makul duran hareketle kullanıcının kendiliğinden yaptığı hareket çoğu zaman aynı çıkmıyor; bunu masa başında değil, ancak elinize aldığınız kaba prototiple görürsünüz.