Web İçin Yazmak: Kısalık Değil, Yapı Meselesi
Kullanıcıların sayfayı satır satır okumadığı, göz gezdirdiği doğru. Bundan çıkarılan sonuç genellikle "kısa yaz" oluyor ve burada bir sıçrama var: tarama davranışı metnin uzunluğuyla değil, yapısıyla ilgili bir sorun. Aynı bilgiyi taşıyan iki metinden biri taranabilir, öteki değildir, üstelik kelime sayıları eşit olabilir.
"Kısa yaz" tavsiyesi neyi atlıyor
Kısalık tek başına bir erdem değil. Okuyucu bir konuyu öğrenmek için geldiyse metni kısaltmak onu yanıtsız bırakır, o zaman da başka sekmeye gider. Sorun uzunluk değil, aradığı parçaya ne kadar hızlı ulaştığı.
Kısalık tavsiyesinin kendi içinde de tuhaf bir çelişkisi var: aynı rehberler bir cümle sonra "her başlık altında detaylı bilgi verin" der. İkisi aynı anda yapılamaz. Yapılabilecek olan, metni öyle bölmek ki okuyucu ilgilenmediği bölümü hiç okumadan geçebilsin. Uzunluk o zaman ceza olmaktan çıkar.
Vurgu enflasyonu
Taranabilirlik adına önerilen ilk şey kalın yazı. Sonuç çoğu sayfada şu: her madde işaretinin başındaki iki kelime kalın, bazen tüm satır kalın. Böyle bir sayfada kalın metin hiçbir bilgi taşımaz, çünkü seçici değildir. Göz zaten farklılığı arıyor, her yer farklıysa fark yok demektir.
Vurguyu bir bütçe gibi düşünün. Bir ekranda iki, en fazla üç vurgu. Onları da anahtar kelime olduğu için değil, okuyucu o satırı atlarsa yanlış bir iş yapacağı için seçin. "Silme işlemi geri alınamaz" kalın yazılır. "İçerik stratejisi" yazılmaz.
Başlık gezinme aracıdır, süs değil
Başlıklar SEO için değil, sayfada yön bulmak için var. Ekran okuyucu kullananlar sayfayı başlık listesi üzerinden geziyor, yani başlık hiyerarşisi o kullanıcı için doğrudan gezinme menüsü demek. Kalınlaştırılmış bir satır o listede görünmez, çünkü teknik olarak başlık değildir.
Yazdığın sayfanın kaynağına bak, başlıkları tek tek çıkar ve sadece o listeyi oku. Sayfanın ne anlattığı çıkmıyorsa başlıklar iş yapmıyor demektir. Bir <h2> altında tek paragraf varsa o başlık bölüm ayırmıyor, sadece metni ikiye kesiyor. Aynı kontrolü h3 sıralaması için de yap: h2'den sonra doğrudan h4'e atlayan bir yapı görsel olarak sorunsuz görünür, gezinme olarak bozuktur.
Kaynaksız yüzdeler nesnellik sağlamaz
Nesnel dil önerisinin arkasından gelen tavsiye genelde "istatistik kullanın" oluyor. Web yazılarında dolaşan yüzdelerin büyük kısmı ise kaynağı olmayan, birbirinden kopyalanmış sayılar. "Kullanılabilirliği %58 artırır" cümlesi hiçbir şey ölçmez, sadece ölçülmüş gibi durur.
Bir sayı yazacaksan kaynağını ve yılını yanına koy; koyamıyorsan sayıyı çıkar, cümle onsuz da ayakta kalıyor. Okuyucunun güvenini kazandıran şey rakamın varlığı değil, iddianın kontrol edilebilir olması. Kendi ürününde ölçtüğün bir sayı varsa en iyisi odur, kaç kişiyle ve hangi koşulda ölçtüğünü de söyle.
Kısa bir kontrol listesi yerine tek soru
Sayfayı yayınlamadan önce kendi metnini normal hızda değil, gerçek kullanıcının okuyacağı hızda tara. Beş saniye bak, sonra kapat ve ne öğrendiğini yaz. Elinde tek bir cümle bile kalmıyorsa sorun kelime sayısında değil, o beş saniyede göze çarpan hiçbir şeyin bilgi taşımamasında.